Kamu kurumları

Kamu kurumu ya da kamu görevlisi denildiğinde, hemen herkesin belleklerine yer etmiş, şahit olduğu olumsuz bir hatıra veya yaşadığı kötü bir olay vardır.
Kamu kurumu ya da kamu görevlisi denildiğinde, hemen herkesin belleklerine yer etmiş, şahit olduğu olumsuz bir hatıra veya yaşadığı kötü bir olay vardır.
Kamu kurumlarına yolumuz düştüğünde, gitmeye mecbur kaldığımızda ürkek oluruz. Kamu görevlileriyle konuşurken azarlanma, terslenme gibi kötü fiillerle karşı karşıya kalma ihtimalinin yüksekliğiyle çekingendir her vatandaşımız.

Duruşumuzu, tipimizi beğenmeyen, kıyafetimizin itici olduğunu düşünen bir memurla ters düşme ve neticede kamu kurumuyla olan işimizi bitirememe olasılığı oldukça yüksektir.

Devletin ezici gücünü kamu görevlilerinin nasıl kullandığını iyi bilen her vatandaş kamu kurumunda bir işi varsa mutlaka bir tanıdık aramaya başlar. İstisnasız devletin hemen her kurumunun işleyişi bu şekle bürünmüş durumda.

Bu realiteden rahatsız olan muhataplar, itiraz edeceklerdir. Kendi kurumlarının iyi işlediğinden, başka kurumların kötü olduğundan bahsedecekler, diğer kurum çalışanları da aynı yaklaşım içinde olacaktır.

İşte kurumlarımızın durumu tamda bu şekildedir. Ne yöneticiler, nede çalışanlar kendi hatalarını, yanlışlarını görecek durumda değiller. Bu bakar körlük durumu, hataların artmasını dolayısıyla vatandaşın kendi devletinin kurumlarında itilip kakılmasının yaygınlaşmasını beraberinde getiriyor. Kurumlarda sorun olmadığı düşüncesi, çözülecek bir şey de olmadığı kanaatini hâkim kılıyor. Vatandaş ise bu kötü, olumsuz, gayri insani işleyişin faturasını doğal olarak iktidar gücünü elinde bulunduranlara çıkarıyor.

Kısır tartışmalarıyla, siyasi parçalanmışlığıyla ülkemiz, Türkiye’nin 30 yıl önce içinde bulunduğu ve ülkeyi çöküşün eşiğine getiren çıkmazın aynını yaşıyor. AK Parti iktidarıyla istikrarı yakalayan Türkiye’de bugün her vatandaş, kamu kurumlarındaki işlerinin neredeyse tamamını elektronik ortamda halletmeye başlamıştır.
Ülkemizin içine sürüklendiği ilkel, bizlere yakışmayan, utandıran, ümitsizliğe sürükleyen, dördüncü dünya ülkelerine has görüntüleri kurumlarımızdan kaldırmak, çağdaş hizmet anlayışını yerleştirmek görevi öncelikle siyaset kurumuna, iktidarın kendisine düşmektedir.

Bugüne kadar siyaset kurumlarımız işlevini yerine getirememiştir. Bunun nedeni verdiğimiz oylardır. Aklı öteleyen, mantığı devre dışı bırakan, fanatikçe verilen oylar nedeniyle her defasında üretken olmayan siyasetçiler iş başına getirilmiştir. Şikâyet ettiğimiz aslında fanatikçe kullandığımız oylarımızın bize yansımasıdır.
Bu problemlerden kurtulmanın adresi olarak siyaset ve siyaset kurumunu göstermiştik. Yeniden değerlendirdiğimizde bu adresin yanlışlığı defalarca test edilerek görülmüştür.

Öyleyse bütün sorunlarımızın en kısa yoldan, garantili ve kesin çözümü için doğru adres vatandaştır.

  • sema lefkosa cengiz  lefkosa - 09.11.2012 memlekete ozel hastahane var parayi ver sagligi al bu kralar bu sultanlarlada muhatap olma..ama sorun idarede yani devlete yani kktc de....yani isgalde...
  • Suclu vatandaş mı? Sema  Lefkoşa - 09.11.2012 Vatandaşı aşağılıyorlar kamu kurumlarında. Hastanelerde hemşireler kral kesiliyor. Tanıdığın değilse kurumlarda çalışanlar anandan emdiğin sütü burnundan getiriyorlar. Vatandaş zaten gergin birde bunların kaprislerini çekmek zorunda bıraklıyor. Buna bir çözüm bulun. Özelleştirin kurtulsun şu vatandaş çileden. Paramızla hizmet almaya razıyız. Artık bıktık
  • bireysel çıkarlar; vatandaş;   - 03.11.2012 bu ülkede insanlar sadece şahsi çıkarlarının peşinde koştuğu sürece, karpazdan bir eşşek aday olsa onuda seçerler..çok basit eşşek çıksın desinki sizin aileden iki kişiyi memur yapıcam tamam..herkey oy verir...memur yok oy da yok..arsa var oy var arsa yok oy yok..çıkar var oy var çıkar yok oy yok.bukadar basit..kimse vizyona bakmaz,kimse misyona bakmaz, kimse parti görüşünü umursamaz... haa gelelim memurlara, memur tüm ailesinin oyunu vermiş yarşılığında memur olmuş...yani oyu vermiş memur olmuş vatandaşın işiyle kendini yorarmı yormaz..eee zaten denetlemede yok kontrolde yok...oohhh..ben ce bu konu hakkında tek yazı değil yazı dizisi yapmalısınız..yinede teşşekkürler, bu konuyu gündeme taşıma cesaretini gösterdiğiniz için...

:

:

:

: