UBP Deve Kuşu Olmamalı!.............

Lefkoşa Türk Belediyesi başkanlık ve meclis üyeliği için yapılan seçimler artık geride kaldı.
Lefkoşa Türk Belediyesi başkanlık ve meclis üyeliği için yapılan seçimler artık geride kaldı. Şimdi ise seçim sonuçlarını yorumlama zamanı geldi. Burada hiç kuşkusuz mutlak olarak CTP seçimin galibi olmuştur. Bu gerçek tartışılamaz. Ancak, mağlubiyeti tamamen kabullenen ve kendinde kusur bulan herhangi bir partiye de rastlayamazsınız.

Her türlü olumsuzluğa rağmen seçimi ikinci bitiren UBP’yi diğer partiler mağlup göstermeye çalışırken üçüncü ve dördüncü gelen partiler birinci parti olma iddiasında cesurluk yaptıklarını unutmuş ve şimdi oylarını sözde artırmışlar diye kendilerini başarılı gösterme çabası içerisine girmişlerdir. Hatta, siyasetteki acemiliğine yenik düşerek Genel Başkanın dahi üzerine çıkan ve partiyi birinci yapmazsam istifa ederim diyen bir partinin genel sekreteri danışıklı dövüş şeklinde istifa etmiş ve sözde parti meclisi onaylamadığı için geri dönmüştür. Halbuki, yakın geçmişimizde istifaları belediye meclisinden kabul edilmediği zaman istifa tek taraflı bir müessesedir diye nutuklar attığını hatırlıyor gibiyim.

Ne ise biz tekrar UBP’ye dönelim. Siyaset teorisine göre değerlendirildiğinde her şeye rağmen UBP’nin LTB seçimlerinde ikinci gelmesi büyük başarıdır ve UBP her zaman için seçimlerin galibi olma potansiyelini taşımaktadır. Bu aşamada UBP’nin neden galip gelmediğini sorabilirsiniz. Çünkü, UBP CTP’ye değil kendisine yani UBP’ye yenilmiştir. Bu konudaki tesbitlerimi aşağıdaki gibi sizinle paylaşmak istiyorum:

• UBP sahip olduğu taban itibariyle seçimlere her zaman 2-3 sıfır önde başlamaktadır. Sağ cenahın en köklü amiral gemisi olarak başta TMT mensup ve camiası olmak üzere UBP önemli bir kesimin ailesi gibidir. Buna ilaveten, en geniş ve dinamik örgüt tabanı UBP’ye aitdir. Bu ise UBP’nin % 20’den fazla blok oya sahip olduğunu göstermektedir. Bu kesim, Galatasaray ve Fenerhahçe fanatikliğinden öte UBP’yi ailesi gibi görmektedir. Dolayısıyla, yaptığı her türlü hataya rağmen UBP’den kopulmaz, ancak küskünlük modunda tepki oluşur. Bu da LTB seçimlerinde sandığı veto şeklinde ortaya çıkar. Bu veto yani partiye küsmenin nedenlerini anlamak pek de güç değildir. Liderlik ihtiraslarının partinin temel değerleri ve ideolojik ilkelerinin önüne geçmesi ve parti birlik ve dirliğinin kaybolması, kurultay sürecinde yapılan istihdam ve diğer kararların parti mensupları arasında adaletsizlik ve ayrımcılık duygusunu pekiştirmesi, ve hükümet adına atanan bürokrat ve teknokratların partililerin haklı talebleri karşısında dahi ilgisiz kalmaları UBP’lilerin partilerini veto etmelerine neden omuştur.

• Tabi ki, UBP’nin iktidar olması için parti mensupları yeterli olmayacaktır. Parti kimliği taşımayanların da oyuna ihtiyacı vardır. Bu açıdan da UBP’nin dezavantajı bulunmaktadır. Zorunlu olarak alınan tasarruf tedbirleri başta devlet memuru ve asgari ücretlinin alım gücünü düşürmüş ve bu kesimim refahını artırıcı icraatlar etkili olamamıştır. Alınan ekonomik tedbirlerin gerekliliği ve uzun vadede toplumun faydasına olacağı yönünde KKTC halkını ikna etme açısından UBP kadroları kifayetsiz kalmıştır. Bunun yanında, yaşam kalitesi açısından toplumun takdirini toplayacak ölçüde kamu reformu, sağlık ve eğitim gibi alanlarda UBP gerekli atılımları yapamamıştır.

• UBP’nin irtifa kaybetmesine neden olan diğer bir olgu, kurumsallaşma ve profesyonel yaklaşıma CTP gibi gerekli önemi vermemesidir. CTP kurumsal anlamda görsel, işitsel ve yazılı basına sahip olup bunu oldukça etkili kullanırken UBP’nin sahip olduğu gazeteyi parti mensupları dahi takip etmemektedir. Ayrıca, salt duygusal nedenlerle partiye destek vermeyi misyon edinen kişi ve kurumların tetikçi ve yalaka kimliğiyle yürüttükleri kampanyaların faydadan çok zararı olduğu net bir şekilde ortaya çıkmaktadır.

• LTB seçimlerinde CTP’nin elde ettiği başarının en önemli nedenlerinden biri de kampanyasını son derece profesyonelce yürütmesidir. Yani, kullanılacak sloganlar, olası sorulara verilebilecek yanıtlar, televizyon programlarına katılımlar, imaj çalışmaları, propaganda sürecini yönetme, ikna edici iletişim yöntemleri, bir parti bütünlüğü şeklinde kampanyaya destek verme, başkan adayının seçimi gibi hususlarda CTP tam bir profesyonelce hareket etmiştir. Öte yandan, UBP’ nin seçim kampanyası kerhen, dağınık ve kötü bir organizasyonla yürütülmüş görüntüsü vermiştir.

UBP, yukarıdaki zaaflarından hareketle yeniden yapılanma sürecine girmez ve devekuşu konumunu devam ettirirse başına gelecekleri tahmin etmek pek de güç olmayacaktır.

UBP’de yeniden yapılanma sürecinin ipuçlarını haftaya bırakıyor ve Sayın Kadri Fellahoğlu’na 14 aylık çalışma süresince başarılar diliyorum.

:

:

:

: