Anavatan'a Açık Mektup

Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Beşir Atalay bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) temaslarda bulunacak.
Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Beşir Atalay bugün Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde (KKTC) temaslarda bulunacak.
Kıbrıs Türk halkının en zor günlerinde hep yanında olan, bugüne kadar yaptığı ve yapacağı yardımlarda herhangi bir karşılık beklemeden, Ada’da yaşayan soydaşlarının daha müreffeh, daha huzurlu bir yaşam kurması tek amacı olan Anavatan Türkiye’nin yetkililerinin, KKTC’ye yaptığı ziyaretler her zaman bizleri onurlandırmıştır.

Türkiye’nin 2002-2012 yılları arasında; kültür, sanat, eğitim, sağlık, ekonomi, adalet, diplomasi gibi birçok alanda yaptığı reformlar ve ilerlemeler sadece Anadolu halkı için değil Kıbrıs Türk halkı için de bir gurur kaynağı olmuştur.

Star Kıbrıs, ‘Güçlünün değil haklının yanında’ ilkesiyle Kıbrıs Türkünün daha huzurlu yarınlara ulaşması adına, Türkiye’de gerçekleştirilen atılımların benzer yansımalarının Kuzey Kıbrıs’ta da hayat bulması için hem Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti hem de KKTC Hükümeti yetkililerinin sağduyulu ve gerçekçi girişimlerini hep destekledi, desteklemeye de devam edecektir.
Turizm yatırımları, ekonomik ve finans konularında görüş alışverişinde bulunmak, ortak değerlendirmeler yapmak üzere Başbakan İrsen Küçük’ün daveti üzerine KKTC’ye gelen Türkiye Cumhuriyeti Başbakan Yardımcısı ve Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Beşir Atalay başta olmak üzere; Anavatan Türkiye Hükümeti yetkilileri, KKTC Hükümeti yetkilileri ile kamuoyunun bilgisine bugün bazı gerçekleri taşımak istedik.
Bunlar; esnaf, sanayici, turizmci ve yatırımcının içine düşürüldüğü durumun kısa bir özeti olacaktır...
Bunlar; Kıbrıs Türk halkının sokakta, kahvede, çarşıda, pazarda konuştuğu, meslek örgütlerini rapor hazırlamaya iten fakat sürekli duymazdan gelinen toplumsal sorunların seslendirilmesini içerecektir...

TEDAVİSİ BASİT YARALAR KANGRENE DÖNÜŞTÜRÜLÜYOR
Kuzey Kıbrıs’ta son dönemlerde vuku bulan olaylar, ülke içinde yaşamını idame ettiren insanların hak, hukuk ve adalet gibi kavramlara güvenini azaltmıştır. Dünyadan izole edilmiş bir şekilde hayata tutunmaya çalışan binlerce esnaf, yüzlerce yatırımcı; içine düştüğü ekonomik zorluklar nedeniyle işletmelerinin veya dükkanlarının kapısına kilit vurmuş ya da kilit vurmaya hazırlanmaktadır...
Tedavisi çok basit olan toplumsal yaralar gerekli tedbirler alınmadığı için bugün kagrene dönüşmüştür. Özellikle Türkiye’den gönderilen hibe ve destek kredileri amacına uygun olarak dağıtılamamaktadır. Bunda ne buradaki ilgili bakanlığın ne de Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin bir kusuru vardır. Buradaki tek suç, ülkedeki hantallaşmış devlet yapısını ve ihtiyaçlara cevap vermeyen yasaları değiştirecek cesaretin olmamasından kaynaklanıyor.

İŞADAMLARININ %75’İ TEFECİLERLE ÇALIŞIYOR
Buna somut bir örnek vermek gerekirse, Türkiye Cumhuriyeti tarafından KKTC ekonomisi ve yatırımcısının güçlenmesi için gönderilen kaynaklardan bugün birçok işadamı yararlanamıyor. Çünkü ülkede, dünyada eşi benzeri görülmemiş bir bankacılık yasası mevcut. Kuzey Kıbrıs’ta, kredi çeken ve 3 ay ödeme yapmayan herkes, bu aşamadan sonra borcunun tamamını ödese bile bankaların ‘kara listesine’ girmekten kurtulamıyor. Kara listeye giren işadamı bu aşamadan sonra milyonlarca TL’lik ipotek bile gösterse bankalardan ne kredi alabiliyor ne de düşük fazili desteklerden faydalanabiliyor. Bir anlamda, ticari hayatını devam ettirmek ve işyerini kapatmamak isteyen işadamı tefecilerin kucağına itiliyor. Elinde avcundaki malları tefeciye ipotek veren işadamları aldıkları yüksek faizle iş yapmaya çalışıyor. Bu da beraberinde iç piyasanın pahalılaşmasını, vergi gelirlerindeki kaybı ortaya çıkarıyor. Ülkedeki iş çevrelerinin %75’inin tefecilerle çalıştığını bugün sadece sade vatandaş değil, Ticaret Odası, Sanayi Odası ve Esnaf Odası yetkilileri de söylüyor.

TURİZM YATIRIMCILARININ İPOTEKLERİ KABUL GÖRMÜYOR
Kuzey Kıbrıs turizminin gelişmesi için özellikle İskele Bafra bölgesinde başlatılan birçok otel inşaatı bugün tamamlanamamıştır. Bunun nedeni Kıbrıslı Türk yatırımcının Kalkınma Bankası’na verdiği ipoteklerinin kabul edilmemesidir. Türkiyeli yatırımcılar bölgedeki tesisler için ülkelerinde gerekli teminatı gösterirken, tüm mal varlığı KKTC’de olan yatırımcının ipotek gösterdiği emlaklar Rum tapulu olduğu için kabul görmemektedir. Bu da Kıbrıslı Türk yatırımcıyı zora sokmaktadır.

DEVLET BANKALARININ YÖNETİMİNE DİKKAT
Türkiye’den gönderilen kaynaklar, KKTC’deki bankalar tarafından iç piyasaya aktarılıyor. Özellikle devlet kontrolü altında olan bankaların yönetiminde; bankacılık ve ekonomi alanında hiçbir deneyimi olmayan kişiler bulunmaktadır. Siyasi otoriteye yakın isimler devlet bankalarının yönetimlerinde görevlendirilerek ülke ekonomisi için hayati önem taşıyan kararların altına imza atmaktadır. Bu da beraberinde ‘Ahbap çavuş’ ilişkisini getirmektedir. Devlet bankalarından verilen birçok kredinin bugün geri ödenmemesinin altında yatan gerçekte bundan kaynaklanmaktadır. Çarpık ekonomi anlayışı nedeniyle bugün, Türkiye Cumhuriyeti’nin Kıbrıs Türk halkının kalkınması ve daha iyi bir hayat yaşaması için gönderilen milyonlarca TL’lik kaynak çarçur edilmiş, geri ödenmeyeceği bile bile bazı çevrelere kredi olarak verilmiştir. Araştırılması durumunda; ülkede iktidara gelen hükümetler tarafından devlet ve kalkınma bakasından kimlere kredi verildiği ve geri dönüşlerinin akıbeti kolayca öğrenilebilir. Araştırılması durumunda bu ülkede bankacılıkla hiçbir ilgisi olmayan onlarca kişinin devlet bankalarının yönetimine girdiğini ve yüklü miktardaki kredilerin onayına imza attığı görülecektir.

EHİL OLMAYAN KİŞİLER KURUMLARI BATIRDI
Ülke insanı için hayati önem taşıyan noktalardaki yanlış atamalar ve siyasi çıkar ilişkileri sadece bankalarla sınırlı değil... Kıbrıs Türkünün göklerdeki gururu olan KTHY’nin batış hikayesi hafızalardan henüz silinmediği için bunun en canlı örneği olarak karşımızda duruyor. Havacılıkla hiç ilgisi olmayan kişilerin KTHY yönetimine getirilmesi kurumu batma noktasına getirmiştir. KTHY’nin kurtuluşu için sunulan formüllerin hayata geçirilmemesi için yapılan direnişlerle de kurum batmış, Kıbrıs Türkü en önemli sembollerinden birisini yitirmiştir.

TÜRKİYE’DE OLDU KKTC’DE NEDEN OLMASIN?
Kuzey Kıbrıs’taki yatırımı artırmak, yerli ve yabancı işadamını buna teşvik etmek için ülkede sağlanacak istikrar çok önemlidir. KKTC’de şu anda Türkiye gibi tek parti iktidarı yaşanmaktadır. AK Parti iktidarının gerçekleştirdiği akılcı politikalar sayesinde bugün Türkiye sadece bölgesinde değil dünyada söz sahibi konumuna gelmiştir. Bundaki en büyük pay da güçlendirdiği ekonomisi sayesinde olmuştur. Türkiye’de bankacılık alanında yapılan düzenlemeyle bugün yerli ve yabancı yatırımcı iş yapma olanağı bumuştur. Türkiyeli işadamları devletin sağladığı olanaklarla başta komşu ülkeler olmak üzere dünya üzerindeki birçok coğrafyada güçlü sermayeleriyle iş yapar, ihale alır konuma gelmiştir. Kıbrıs bulunduğu konum itibariyle önümüzdeki süreçte birçok gelişmeye ev sahipliği yapacak potansiyele sahiptir. Akdeniz’deki doğal kaynak rezervleri dünyadaki birçok ülkenin dikkatini yeniden Kıbrıs Ada’sına çevirmiştir. Buradaki zenginlikten en az Rum komşularımız kadar Kıbrıs Türk halkının da hakları vardır. Bu nedenlerden ötürü ekonomi alanında atılacak gerçekçi adımlar herkesin yararına olacaktır.

GÖNDERİLEN PARANIN HESABI SORULSUN
KKTC’deki iş dünyasına gerekli olanaklar sunulduğu takdirde 2004 yılında yaşanan ekonomik canlılık yeniden elde edilebilir. Bunun yoluda özellikle Türkiye Cumhuriyeti tarafından sağlanan kaynakların doğru alanlarda doğru eller tarafından kullanılmasıyla sağlanabilir. Bu konuda ülkedeki sektör temsilcileriyle karşılıklı yapılacak istişareler gerek Türkiye yetkililerini gerekse KKTC yetkililerini doğru adrese götürecektir. Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin gönderilen kaynakların hesabını sorması ve nerelere harcandığını bilmesi sadece görevleri gereği değil hem Anadolu halkına hem de Kıbrıs Türk halkına karşı bir sorumlulukları olduğu anlaşılmalıdır.

İNŞAAT SEKTÖRÜ YENİDEN CANLANDIRILABİLİR
Kuzey Kıbrıs’taki ekonominin lokomatif sektörü olarak turizm, üniversiteler ve inşaat sektörü işaret edilmektedir. Özellikle inşaat sektöründe 2004 yılından sonra gerçekleşen canlılığın ülkenin tüm kesimlerine yansıdığı görülmüştür. Son dönemlerdeki yanlış uygulamalar nedeniyle bugün inşaat ve emlak sektörü can çekişmektedir. Ülkede binlerce konut ve turistik tesis yarım bırakılmış, yatırımcının feryadına kulak tıkanmıştır. Kuzey Kıbrıs ekonomisine katkısı tartışılacak ve geri dönüşü olmayan alanlara kaydırılan krediler, tüm mal varlığını ipotek ederek kredi isteyen işadamlarına ‘Bir bankada ödemeyi geciktirdiği kredi taksidi’ gibi gerekçeler gösterilerek kullandırılmamıştır.

KAMUDA DEĞİŞİM ŞART
Kuzey Kıbrıs’taki kamunun hantallaşan yapısı tüm girişimlere rağmen değiştirilememiştir. Kamunun kapladığı alanda özel sektör yaşam şansı bulamamıştır. Disiplin altına alınamayan kamu nedeniyle, ülke ekonomisi için girişim yapmak isteyen yerli ve yabancı yatırımcıların önüne çıkan bürokratik engeller fırsat pencerelerini birer birer kapatmıştır.

KIBRIS TÜRK HALKININ BEKLENTİSİ KÖKLÜ REFORMLAR
Gelinen noktada Kıbrıs Türk halkının beklentisi; sağlık, eğitim, ekonomi, turizm, adalet ve kamuda köklü reformların hayata geçirilmesidir. Bu beklentiye cevap noktasında da Türkiye ile işbirliği içerisinde hayata geçirilecek projeler tek umuttur. Bu gerçek ışığında Kıbrıs Türk halkının mutlu yarınlara ulaşabilmesi için KKTC yönetimleri kadar Türkiye Hükümeti de taşın altına elini koymalıdır. Bazı kesimlerin şiddetle karşı çıktığı ekonomik kalkınma programlarının hayata geçirilmesi konusunda kaynak sağlayan güç konumundaki Türkiye ısrarcı olmalıdır. Verdiği paranın hesabını sorabilmelidir.

BUGÜNKÜ YAPIDAN HER KESİM ŞİKAYETÇİ
KKTC’deki mevcut yapıdan bugün her kesim şikayet etmektedir. Bu yapının sürdürülemez olduğu konusunda ülkedeki hükümet ve muhalefet partileri bile bir birine benzer açıklamalar yapmaktadır. Kıbrıs Türk halkının kalkınması için ülke genelinde bir değişimin başlaması kaçınılmaz bir zaruret haline gelmiştir. Bu konuda ülkedeki tüm kesimleri dinleyecek, ortak noktada buluşturacak hakemlik görevi, her alanda yanımızda olan Anavatan Türkiye’ye düşmektedir. KKTC’deki yanlış politikaların terk edilmesine ülke adına atılacak doğru adımlarda yol gösterici olması Türkiye’ye olan sevgiyi daha da artıracaktır.

PROJELER HEP SÖZDE KALDI
Kuzey Kıbrıs’taki ekonomi politikalarının yanı sıra bugün sağlık ve eğitim başta olmak üzere ülkedeki birçok alan yapılacak değişim reformlarını beklemektedir. Kağıt üzerinde varolan ilerleme maalesef birçok alana yansımamıştır. Ülkedeki küçük bir azınlık dışında mevcut durumdan kimse memnun değildir. Devlet dairelerinde hala elektronik sisteme geçilmemiştir. Sağlık alanında hizmet veren hastanelerin durumu içler acısıdır. Türkiye’de 10 yılda sağlıkta katedilen yolun onda biri KKTC’de hayata geçirilememiştir. Türkiye’den kaynak aktarılan projeler hep sözde kalmış iyileştirme yönünde adım atılmamıştır. Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinin KKTC’deki sorunları daha iyi anlayabilmesi için buradaki temsilcilerinin, masa başında hazırladıkları raporlarının dışında hayatın içinde yaşanan gerçekleri de gözlemlediği bilgilere ihtiyacı vardır. Bu konuda, ülkedeki sivil toplum örgütleri ve derneklerle görüşmek bile yeterli olacaktır.

DOĞRU ADIMLAR MEYVESİNİ VERDİ
Kuzey Kıbrıs’ın özellikle alt yapıda son 10 yılda Türkiye’nin desteklediği projelerle kat ettiği yol ortadadır. Bugün ülkedeki ulaşımı sağlayan karayollarındaki iyileştirme herkes tarafından gözlemlenmektedir. Üniversitelere yapılan katkılarla ülkedeki yükseköğretim kurumlarının geldiği noktada takdirle izlenmektedir. Bu alanlardaki başarı ortaya konulan prjelerin sıkı takip sonucu bitirilmesiyle elde edilmiştir. İstenilmesi durumunda ülkedeki diğer sektörlerede hayat verecek projeler can bulabilir. Turizm yatırımları, ekonomik ve finans konularında görüş alışverişinde bulunmak, ortak değerlendirmeler yapmak üzere KKTC’ye gelen Beşir Atalay’ın, hayati önem taşıyan bu üç konuda özellikle hassasiyet göstermesi tüm kesimlerin beklentisidir. Çünkü güçlü bir Kuzey Kıbrıs’ın doğru turizm, doğru ekonomi ve doğru finans politikalarıyla hayat bulacağı aşikardır.


:

:

:

: