Ezanların sustuğu ülke

Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde kalan her bölgede olduğu gibi Kıbrıs’ta da İslam dinini esas alan yaşam tarzı asırlarca hüküm sürmüştür...
Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde kalan her bölgede olduğu gibi Kıbrıs’ta da İslam dinini esas alan yaşam tarzı asırlarca hüküm sürmüştür...
Kıbrıslı Türkler tarafından 1974 yılına gelinceye kadar 300’ün üzerinde Camii, mescit gibi ibadethaneler inşa edilmiş, ada İslam Mimarisinin güzel örnekleriyledonatılmıştır...
1974 yılından günümüze geçen 39 yıllık zaman zarfında, iddia edilenin aksine 39 tane bile camii yapılamadığı, bu halkın hâlâ kiliseden çevirme ibadethanelere gittiği hepimizin bildiği bir gerçektir...
İhtiyaç duyulduğu anda Kıbrıs Türkü bazen evini, bazen arazisini, bazen malını bu yüce amaca hizmet etmek üzere sadece Allah’ın rızasını kazanmak için vakfetmiştir...
Kıbrıs Türkü; Piri Paşa Medresesi, Arap Ahmet Medresesi, Büyük Medrese, Küçük Medrese, Baf Medresesi, İskele Medresesi, Kutup Osman Medresesi, Laleli Medresesi, Limasol Medresesi gibi dönemine göre eğitim ve ibadethane alanında hizmet vermek üzere devasa yatırımlar yapmıştır... Başka bir ifadeyle Kıbrıs Türkleri, ülke yüzölçümü ve nüfusuna göre,öz varlıklarından bağışlayarak davesa bir EVKAF kurumu vücuda getirebilecek kadar hayırsever ve eli açık bir halktır...
Tıpkı bugün olduğu gibi bundan asırlar öncede Anadolu’dan, özellikle güney illerinden, Adada faaliyet gösteren bu medreselere öğrenci akışının olması Kıbrıs medreselerindeki eğitimin ne kadar üst düzeyde olduğunu göstermesi açısından aydınlatıcıdır...
Bu medreselerin neredeyse tamamı Camilerin himayesindedir... Camiler, milletçe yaşadığımız sevinç ve kederlerin paylaşıldığı mekânlardır. Elektriğin olmadığı, gaz lambasının hükümran olduğu günlerde Kıbrıs Türkü evindeki bir litre gaz yağının yarım litresinimahallesindeki camiye götürerek bu mekânları aydınlatmış, bir an bile karanlığa bürünmesine müsaade etmemiştir...
Kıbrıs Türk halkı, EOKA’nın bütün gücüyle yüklendiği, yakıp yıktığı günlerde dahi ibadethanelerini var gücüyle korumuş, kesintiye uğramasına izin vermemiştir...
Bu tablo bizlere, Camilerin Kıbrıs Türkünün toplumsal hayatındaki sarsılmaz yerine işaret etmektedir...
Bu günlerde Camiler Kıbrıs Tarihindeki en karanlık günlerini yaşamaktadır...
1974’ten beri Camilerden tahsil ve talep edilmeyen faturalar bir anda gündeme geldi...
6 milyona yakın borç biriktiği iddia ediliyor...
Fatura ödenmedi denilerek Camilerin elektriği bir bir kesiliyor...
Dün 20’den fazla caminin karanlığa gömüldüğünü üzülerek öğrendik...
Bir devlet kurumu başka bir devlet kurumunun elektriğini borç ödenmedi diye kesiyor,vatandaşlar ise bu durumu şaşkınlık içerisinde izliyor...
Camiye giden cemaatte, cenazesi olan vatandaşta duruma isyan ediyor...
‘Borcu’ nedeniyle ibadethanelerinin elektrik akımının kesildiği bir başka ülke var mı?
Örneğin, Güney Kıbrıs’ta kaç tane kilisenin elektrik borcu veya ödenmemiş faturası var?
Bulamazsınız...
Türkiye’deki camilerde de durum aynı...
Camilerin elektriklerinin kesilmesine zemin hazırlayan, gerekli bütçeyi ayırmayan veya camileri elektrik faturasından muaf tutmayan, Kıbrıs Türk tarihinde ‘Ezanların sustuğu’ dönemin mimarları olarak anılacak sorumlular artık bu ayıba bir son vermelidir...

:

:

:

: