Kirli endüstrilerin göçü ve KKTC

Ülkemiz tanınmamış ve dünyadan izole bir durumda olabilir.
Ülkemiz tanınmamış ve dünyadan izole bir durumda olabilir. Tabi ki bu tespit dünyadan tamamen irtibatımızın koptuğu anlamına gelmemektedir. Daha doğru bir ifade ile resmi düzeyde ve doğrudan dünya ile entegre olmamak küreselleşmenin bize uğramayacağı anlamına gelmez. Elbette küreselleşme KKTC’ye de uğramıştır. Ancak, olumlu olmaktan ziyade olumsuz ve çirkin yönleri ile bize uğramış ve uğramaktadır. Bu olgu ise dünyada süregelen küreselleşme karşıtlığının temel kaynağını oluşturmaktadır. Halbuki,küreselleşme süreci günah keçisi yapılmakta olup gerçekte temel sorun bizim gibi ülkelerde hukuk devletinin yerleşmemesi ve kurumsal yönetişimin etkin olmayışıdır.

KKTC olarak devlet yönetimindeki basiretsizliğimizin ve dirayetsizliğimizin sonucunda küreselleşmenin tokadını feci bir şekilde yediğimiz alan maalesef “ÇEVRE”dir. Ülkemizde yaşanan çevre rezaletlerini anlatmak pek de zor değil. Geçtiğimiz yıl “Petrol Dolum Tesisi” yatırımlarını topluma empoze etmek için bazı kesimlerin çabaları ve nerede ise tüm uzman ve sivil toplumun karşı çıkışına rağmen ortaya koydukları temelden yoksun gerekçeler içinde olduğumuz vahim duruma bir örnektir. Bundan daha vahim olan ise hiçbir çağdaş ve medeni ülkede görünmeyecek şekilde mevcut elektrik santrallerinin çalışanları ve bölge halkını zehirlemelerine, çevreyi katletmelerine ve ülke turizmini baltalamalarına yasalara rağmen gözyumulmasıdır.

Tekrar ifade etmek gerekir ki; çevre ile ilgili yaşadığımız yasa tanımaz Azrail kimliğine bürünmüş bu yapılar sadece bizim kaderimiz değil bizim gibi devlet yönetmekten aciz hükümetçilik oyunu sergileyen tüm ülkelerde rastlanmaktadır. Bunun adına ise “KİRLİ ENDÜSTRİLERİN GÖÇÜ” kavramı denmektedir. Bu kavramı ise aşağıdaki gibi açıklamakta yarar vardır.

Ticaretle birlikte ülkelerin üretim yapılarının karşılaştırmalı üstünlükleri doğrultusunda değiştiğinden bahsedilmişti. Bir ülkenin karşılaştırmalı üstünlüğü o ülkenin sermaye ve işgücü donanımıyla belirlenebileceği gibi, doğal kaynak donanımıyla da belirlenebilmektedir. Kirlilik Limanları Hipotezi’nin altında yatan fikir, karşılaştırmalı üstünlüklerin aynı zamanda, çevresel regülasyonların ülkeler arası farklılaşmasından da kaynaklanabileceği şeklindedir. Bu farklılaşma ise çevresel kaliteyi belirleyen arz-talep koşullarına bağlı olarak değişebilmektedir (Frankel, 2002).Ülkeler ekonomilerini uluslararası ticarete açtıklarında, bazı ülkeler gevşek çevre standartları belirlerken, bazıları daha sıkı standartlar belirleyebilmektedir. Genellikle az gelişmiş ülkeler başta olmak üzere, bazı ülkelerde çevresel kaliteye olan talep düşük olmakta ve pazar payını arttırmak, yabancı sermayeyi ülkeye çekebilmek gibi kaygılar ağır basmaktadır. Bunun sonucunda, bu ülkeler kirlilik-yoğun üretimde uzmanlaşırken çevre standartları daha yüksek olan ülkeler kirlilik yaratan ürünleri kendileri üretmek yerine ithal etmeyi tercih etmektedir (Frankel ve Rose, 2002). Söz edilen uzmanlaşmanın dışında, dünya çapında kirlilik-yoğun üretim yapan firmalar da düşük maliyet avantajından yararlanmak amacıyla üretimlerini düşük standart uygulayan ülkelere kaydırmakta ve üretime bu ülkelerde devam etmektedir. Sonuç olarak ise, bu ülkeler “kirlilik limanları” haline dönüşmektedir. Kirlilik Limanları Hipotezi’nin diğer iddiası ise endüstrilerin kuruluş yeriyle ilgilidir ve özünde Kirlilik Limanları Hipotezi’ne benzemektedir.Endüstrilerin göçü (industrialflighthypothesis) olarak da bilinen bu argümana göre “kirli” endüstriler üretimlerini çevresel standartların ve regülasyonların daha gevşek olduğu, çoğunlukla az gelişmiş ve gelişmekte olan, ülkelere kaydırmaktadırlar (Dean, 1992). Çevresel kontrollerin sıkılaştırılmasının üretimin başka ülkelere kaydırılmasına yol açtığı durum kirli endüstrilerin göçü olarak nitelendirilirken; diğer ülkelerde regülasyonların olmaması ya da gevşek olmasının endüstrileri çekmesi durumu, bu ülkelerin (az gelişmiş ülkeler) kirlilik limanı olarak nitelendirilmesine neden olmaktadır.

BİZLER KIBRIS TÜRKÜ OLARAK; GEREK YÖNETENLER GEREK YÖNETİLENLER ÜLKEMİZİN “KİRLİLİK LİMANI” OLMASINA RAZIMIYIZ VE DAHA NE KADAR SESSİZ KALMAYA DEVAM EDECEĞİZ.





:

:

:

: