K.D.V ertelemesi toplumun işine yarar mı?

Hükümetin K.D.V ertelemesi ile ilgili geçtiğimiz gün değerli meslektaşım LAÜ öğretim elemanı Kaan Kutlay ile aramızda bir değerlendirme yaptık. Bu değerlendirmeyi aşağıdaki gibi sizlere aktarmak istiyorum.
Hükümetin K.D.V ertelemesi ile ilgili geçtiğimiz gün değerli meslektaşım LAÜ öğretim elemanı Kaan Kutlay ile aramızda bir değerlendirme yaptık. Bu değerlendirmeyi aşağıdaki gibi sizlere aktarmak istiyorum.
Rahmetli Kemal Sunal’ın önemli toplumsal mesajlar verdiği , Katma Değer Şaban ve Orta Direk Şaban filmlerini seyretmeyeniniz herhalde yoktur. Aşıkpaşazade Tarihi'ne göre Osman Gazi; 'Her kim pazarda satış yapıp para kazanırsa bunun iki akçasını versin, satamazsa hiçbir şey vermesin ve bu kuralı kim bozarsa Tanrı da onun dinini ve dünyasını bozsun.' fermanı ile Osmanlı topraklarında ilk vergi uygulamasını başlatmıştır.(http://www.gib.gov.tr/index.php?id=103). Dolaylı vergi çeşidi olan K.D.V bireyin toplam gelirine ve servetine bakılmaksızın, herkesten mal ya da hizmet alırken alınan vergidir. Dolaylı vergi oranlarının yüksek olması, geliri düşük olanların hem alım güçlerini hem de dolayısıyla tüketimlerini azaltan bir etmendir. Kamu maliyemizdeki en önemli sorun, vergi yükünde değil dağılımındadır, az kazanandan az, çok kazanandan çok vergi alınması sosyal adalet açısından son derece önemli iken, kayıt dışılık, yüksek vergi kaçağı ve vergi bilincinin olmaması hükümeti kolay vergi alabileceği kalemlere yani dolaylı vergilere yönlendirmektedir.Bütçe gelirlerimizin önemli bir kısmı, mal ve hizmetler üzerinden toplanan vergilerle elde ediliyor ve 2011 yılında vergiler içerisindeki payı %64 civarında gerçekleşti. Bu oran A.B.D ‘de sadece %4.7, Türkiye’de ise %47.7, OECD ortalaması ise %34.7 dir. Ülkemizde GSYİH’nın yaklaşık olarak % 8 ni meydana getiren gelir ve kazanç üzerindeki vergiler OECD ülkelerinde ise %22.8dir. Ülkemizde vergi gelirlerinin GSYİH’ya oranı % 21,OECD üyelerinde ise %34 olarak gerçekleşti. Ülkemizdeki mal ve hizmet alımları için uygulanan K.D.V oranları ile dünyada genel kabul görmüş oranlar arasında farklılıklar bulunmaktadır. Şöyleki;ülkemizde standart ürün olarak tanımlanan mal ve hizmetler Türkiye,Güney Kıbrıs ve Avrupa Birliği’nde farklılıklar göstermektedir.
31 Ağustos’ta büyük umutlarla kurulan yeni hükümetin,ekonomi anlamında uyguladığı birkaç tedbirden biri geçtiğimiz günlerde alınan ithalattaki K.D.V’yi 60 gün ertelenmesi oldu.
YAKLAŞIK OLARAK KİŞİ BAŞI $ 5000 İLE EN FAZLA TİCARİ AÇIK VEREN, $400 İLE KİŞİ BAŞI EN DÜŞÜK İHRACAT, $ 5400 İLE KİŞİ BAŞI EN YÜKSEK İTHALAT YAPAN VE %7.7 GİBİ SON DERECE DÜŞÜK İHRACATIN İTHALATI KARŞILAMA ORANINA SAHİP ÜLKELERDEN BİRİ İKEN KKTC’DE İTHALATI DAHA TEŞVİK EDEN BİR UYGULAMA GEREKLİMİYDİ?
Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ile Türkiye Cumhuriyeti imzalanan “2013-2015 Sürdürülebilir Ekonomiye Geçiş Programı”nın temel amacı; “Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti halkının refah seviyesinin artırılması doğrultusunda sürdürülebilir ve rekabet edebilir bir ekonomik yapının istikrarlı büyümesini sağlamak, istihdamı artırmak, sağlanan mali disiplini sürdürülebilir kılmak ve dışa bağımlılığı azaltmak, yurt içi tasarrufları artırmak, tasarrufların yatırıma dönüşmesini sağlamak ve böylece makroekonomik istikrarı güçlendirmektir”. ALINAN SÖZKONUSU TEDBİR PROGRAMIN TEMEL AMACI İLE NE KADAR ÖRTÜŞÜYOR?Ülkemizde esas alınması gereken tedbirler üretimi artıracak, sanayiyi teşvik edici önlemler olmalı eğer bunu tercih etmiyorsak üretimden tamamen kopup Dubai gibi ticaret, turizm ve finans merkezi olma adına ekonomi politikaları izlemeliyiz tabiiki petrol rezervlerimizin olmadığını unutmayarak!!!
Alınan tedbirin piyasayı ucuzlatacağı ve rahatlatacağı beklentisi argümanınıiki açıdanaçıklayabiliriz. Birincisi, hiç kredi kartı olmayan birinin ilk defa kredi kartı aldığında ödemelerini 40 gün erteletip sonra rutin olarak ödemelerini yapması yani sadece kısa süreli bir rahatlatma yaratması olgusudur.İKİNCİSİ İSE, ERTELETME İÇİN GEREKLİ OLAN TEMİNAT MEKTUBUNUN MALİYETİDİR. Bu değişiklik maddi sıkıntı içinde olan ithalatçıya kısa süreli rahatlama getirirken bu ithalatçıların teminat mektubu alabilecek imkanları olup olmadığıda düşünülmelidir. Üçüncüsü, Teminat mektubunu elinde tutan siyasi erkin bunu resen vergi silahi gibi kullanmayacağının garantisini verebilecek midir? Böylesi bir yapıda geçmiş 40 yılda olduğu gibi reel sektör açısından gerçek anlamda bağımsız ve demokratik bir tavır beklenebilir mi?. Dördüncüsü, üretim ve sanayi sektörüne gerekli teşvikleri zamanında veremeyen devletimizin bu K.D.V ertelemesini nasıl finanse edeceği düşündürücüdür. Beşincisi, Bu erteleme devlette ayrı bir bürokrasi, kayıt dışılığı motive eden bir ortam ve siyasi müdahalelerle af beklentisi yaratmayacakmıdır?.
SON SÖZ OLARAK K.D.V ERTELEMESİ İLE ORTAYA KONAN BEKLENTİLERİN (SÜSLÜ KELİMELERİN) YERİNE SOMUT OLARAK ETKİ ANALİZİ ŞEKLİNDE MALİYE YETKİLİLERİ TARAFINDAN AÇIKLANMASI VE YUKARIDAKİ OLUMSUZ YÖNLERİ KARŞISINDA BELİRLİ BİR ZÜMRE HARİCİNDE EKONOMİNİN BÜTÜNÜNE FAYDALI OLDUĞU YÖNÜNDE DURUŞ SERGİLENMELİDİR.



:

:

:

: