Güney Afrika’nın Anayasa tecrübesi ve biz!........

Bugünlerde yine Anayasayı değiştirmeye dönük hükümetten bazı girişimler olduğuna tanık oluyoruz.
Bugünlerde yine Anayasayı değiştirmeye dönük hükümetten bazı girişimler olduğuna tanık oluyoruz. Ancak, hükümeti oluşturan siyasi partilerin tavrı bizleri hayretler içerisinde bırakıyor. Öncelikle koalisyon ortakları dahi birbirinden kopuk şov yaparcasına Anayasa değişikliği söyleminde bulunuyorlar. Bu sergilenen yaklaşımların birçok açıdan kabul edilemez olduğu ve bu şekilde bir anayasa değişikliği yapılmasının mümkün olmadığı açık ve nettir. Anayasa değişikliği girişimlerine ilişkin çelişkileri aşağıdaki gibi sıralamak istiyorum:

ANAYASA DEĞİŞTİRME YÖNTEMİ ANAYASAYA GÖRE UYGUN VE SAMİMİ DEĞİLDİR

KKTC Anayasasının birinci maddesine göre; Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti, demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan laik bir Cumhuriyettir. Böylesi bir devlet yapısı içinde koalisyonu oluşturan siyasi partilerin dahi kendi başlarına anayasa değişikliği hazırlama girişimleri “DEMOKRATİK HUKUK DEVLET” tanımına uyar mı? Buna ilaveten Anayasanın 162. maddesine göre Anayasa kuralları kısmen veya tamamen ancak Cumhuriyet Meclisinin en az on üyesinin önerisi ve üye tamsayısının üçte iki çoğunluğunun oyuyla değiştirilebilir ve halkoylamasından sonra, kabul edildiği takdirde, Cumhurbaşkanınca on gün içinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girer. Yani hükümete dahil siyasi partiler kendi aralarında dahi demokratik bir süreç başlatıp görüşmezken münferiten hazırladıkları anayasa değişikliklerinde mecliste üçte iki çoğunluğun sağlanmasında samimiyetleri konusunda toplumu şüpheye düşürmektedirler.

ANAYASA DEĞİŞTİRME SÜRECİ DÜNYADAKİ DEMOKRATİK TEMAYÜLLERE TERSTİR

Demokratik ülkelerde Anayasa değiştirme süreci; iktidar partisi mensuplarının Anayasada şu maddeleri değiştireceğiz veya bir milletvekilinin 100 sayfalık anayasa hazırladım şeklindeki girişimi ile gerçekleşmez. Bu olsa olsa “ben bilirim ve ben yaparım” şeklindeki elitist bir duruş ve apaçık antidemokratik bir tutumdur. Peki demokratik ülkeler nasılbir süreç izlemektedirler?
Günümüzde bir yandan temsil ve çoğunluk ilkelerini uygulayarak, diğer yandan ideal demokratik anayasa yapım ilkelerini gözeterek anayasa yapmanın yolu 'katılımlı anayasa yapım yöntemi'nden geçmektedir. Katılımlı anayasa yapım yöntemi aslında son zamanlarda öğretide ve uygulamada genel kabul gören 'yeni anayasacılık' düşüncesine dayanmaktadır. Anayasa yapım sürecine halk esas olarak iki biçimde, doğrudan ve dolaylı olarak katılır. Doğrudan katılım, halkın arada herhangi bir aracı veya temsilci olmaksızın anayasa yapım sürecinin çeşitli aşamalarında yer almasıdır. Dolaylı katılımı ise, halkın anayasa yapım sürecine temsilciler aracılğıyla katılmasını ifade eder. Sonuçta ideal olan, bir anayasa yapım sürecinde halkın hem doğrudan, hem dolaylı katılım kanallarıyla sürece dâhil edilmesidir. Anayasa yapım sürecinde, demokratik anayasa yapım ilkeleri ışığında, öncelikle bu konuların değerlendirilmesi gerekir: Sürece kimlerin, nasıl katılacağı konusunda karar verilmesi; sürece katılan aktörlerin hangi prosedürel kurallara göre konuları müzakere edip karar alacaklarının belirlenmesi, kamuoyunun bilgilendirilmesi ve anayasa yapım takviminin ilan edilmesi. Bu sorular cevaplandıktan sonra anayasa yapım süreci aşama aşama tasarlanabilir. (TEPAV Anayasa Çalışma Metinleri, 2011.)
Denge ve Denetleme Ağı İzleme Grubu’nun Haziran 2013 tarihli Yeni Anayasa Yapım Sürecinde Şeffaflık ve Katılım İZLEME RAPORU’nda katılım ilkesi perspektifinde aşağıdaki aşamaları önermektedir:
1. Karar vericiler, görüş alma süreci başlamadan önce yurttaşları bilgilendirir.
2. Görüş alma süreci başlamadan önce, karar vericiler görüş alma sürecine ilişkin planlama yapar ve bu planı kamuoyuyla paylaşır.
3. Karar vericiler, görüş alma sürecinin şeffaf olmasını sağlar.
4. Karar vericiler, görüş alma sürecinin kapsayıcı ve erişebilir olmasını sağlar.
5. Karar vericiler, yurttaşların görüş alma sürecine katılmaları ve hazırlık yapmaları için onlara yeterli zamanı verir
6. Karar vericiler, görüş alma sürecinin sonunda görüş verenlere geri bildirimde bulunur.

Güney Afrika’da yaşanan Anayasa yapım süreci bizim demokratik anlayışımıza bir tokat niteliğindedir. Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nin daveti üzerine bir konferans veren Güney Afrika Anayasa Mahkemesi Eski Yargıcı AlbieSachs, ülkesindeki Anayasa değişikliği hakkında yaşadıklarını aktardı. AlbieSachs, “Anayasa, kadın hakları, işçi hakları, çevre hakları gibi tüm alanları kapsayan, her dilden ve dinden vatandaşın sesine kulak veren bir Anayasa oldu. Böylece farklılıklarımızda buluşarak bir birlik ve harmoni oluşturduk. Artık hepimiz kendimizi ülkemize ait hissediyoruz” ifadesini kullandı.Güney Afrika’da Anayasa yapımına yönelik 1995 ortalarında bir iletişim kampanyası başladı. Medya kampanyasıyla tüm basın organlarında yurttaş düşüncesinin önemli olduğu anlatıldı, iki milyona yakın dilekçe toplandı ve elemelerden sonra bunlardan öneriler çıktı; kamuoyunu bilgilendiren sempozyumlar yapılarak anayasal eğitim programları geliştirildi, atölyeler düzenlendi, ayrıca uzman görüşleri için “ulusal sivil toplum dinleme programı” tertiplendi. Kısa sürede 600’e yakın kurumun görüşü alınarak, telefon/iletişim hatları kuruldu vs. İletişim ve katılım amaçlı akla gelen her şey denendi. 1995’in 22 Kasım’ında ilk anayasa taslağı yayınlandı. Sonrasındaki görüşmeler belli maddeler üzerinde yoğunlaştı, yeni bir kampanya başlatılarak kamuoyu katkısı talep edildi. Sonunda yeni Anayasa 1996 ilkbaharında kabul edildi (http://www.radikal.com.tr/radikal2/guney_afrika_ornegi-1134206).

ANAYASAYI SADECE HUKUKÇULARIN UHDESİNDE GÖREN MİYOPİK YAKLAŞIM SÖZKONUSUDUR

Güney Afrika’nın yukarıda açıklanan Anayasa tecrübesi yanında Anayasa’nın aşağıdaki tanıma bakıldığında Anayasanın sadece hukukçuların işidir şeklinde yaklaşım sergilemek en basit ifade ile öngörüsüzlüktür.

“Anayasa, bir devletin temel kurumlarının nasıl işleyeceğini belirleyen, bazı ülkelerde yazılı, bazılarında ise yazısız genel kabul görmüş kurallar dökümanıdır. Anayasa denilen bu belgeyle ayrıca kişilerin temel hak ve özgürlükleri güvence altına almıştır. Anayasa, bir devletin yönetim biçimini belirtir. Devletin temel kanunudur. Vatandaşların temel hak ve görevlerini bildirir (http://anayasa.nedir.com/#ixzz2y2e75ErD).”
Malesef bizde bir partinin hukukçu milletvekili 100 sayfalık Anayasa hazırladım diye ortaya çıkarken diğer parti ise ülkenin mümtaz hukukçuları ile toplantı yaparak Anayasa değişikliği hazırlıklarına başladığını duyurmaktadır. Oysa, Anayasa bir devletin ahenk içinde işleyişi noktasında yasama, yürütme ve yargı fonksiyonlarını açıklıyorsa ve bu çerçevede idari, mali ve denetimsel organları tanımlıyorsa Anayasa’ya sadece hukuk tekniği ile bakmak antidemokratik olmak yanında miyopik bir yakşaşımdır. Sosyal medya dışında Güney Afrika gibi halkın görüşünü almak için resmi kanallar açmamak şöyle dursun mali, idari ve denetim konularında otorite olan kişilleri dinlemek için dahi platform oluşturmamak herhalde darbe Anayasalarında dahi görülmemiştir.


SON SÖZ: ANTİDEMOKRATİK YÖNTEMLERLE ÜLKEYE DEMOKRASİ GETİRMEK MÜMKÜN DEĞİLDİR

:

:

:

: