İçimize su serptiler

Müzakerelerin ikinci boyuta geçmesinden sonra her iki tarafta da temkinli bir iyimserlikle karışık endişe var.
Müzakerelerin ikinci boyuta geçmesinden sonra her iki tarafta da temkinli bir iyimserlikle karışık endişe var.
Annan Planına “hayır” diyen Rum kesiminin Annan Planı’ndan daha fazla toprak ve güç isteyeceğini düşünen Türk tarafı, haklı bir tedirginlik içinde.
Her ne kadar Anavatan Türkiye’nin ve Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nun bugünkü konumu geriye götürecek ve kazanımları yok edecek bir anlaşmaya “evet” demeyeceklerini bilse de, Rumların başka türlüsüne razı olmayacağını bildiklerinden huzursuzlar.
Ne var ki, Rum kesiminde yer alan bir haber bizim korkularımızı bertaraf ederken, Güney’deki tedirginliği gözler önüne seriyor. Habere göre mülkiyet belgelerinin içeriği basına sızmış. Haberde, Türk tarafı Kıbrıs Türk Tarafının Tezleri Derviş Eroğlu’nun grubu mülkiyet konusunda, aslında Eylül 2010’da, Dimopulos davasındaki AİHM kararı sonrasında sundukları önerilere göndermede bulunan bir belge sunduğu yazıyor.
Haberde devamla, Kudret Özersay’ın sunduğu tezlerde şunların yer aldığı yazıyor: “Gerek Kuzey’de gerekse Kuzey’de bulunacak Mülkiyet İnkişaf Şirketi kurulacak. İnkişaf planının hedefi iade edilmeyecek mülklerin tazminatları için para bulunmasıdır. Çoğu Kıbrıslı Türk Güney’deki mallarının tapularını Denktaş rejimine verip Kuzey’deki Kıbrıs Rum mallarının ‘tapularını’ almış olmaları temelinde mülkler blok şeklinde ele alınacak. Kıbrıs Rum tarafının burada, mülklerle ilgili düzenlemenin blok olarak değil ferdi olması gerektiği itirazında bulunuyor. İnkişaf ettirildiği için ilk mal sahibine iade edilmeyecek mülkler için Türkiye’den garantili tazminat mantığı öneriliyor. Bugünkü kullanıcının mal sahibini tazmin edecek parası yok ise ve mülk 5 yıl içerisinde satılmamışsa o zaman tazminatını Türkiye devleti ödeyecek. Güney’deki mülkünü ‘devlete’ veren hiçbir Kıbrıslı Türk göçmen bugün kullanmakta olduğu konutundan çıkartılmayacak. Bu, Kıbrıslı Türklerin Güney’de, Kıbrıslı Rumların da Kuzey’de bıraktığı malların toplu bir takas edilmesi çabasıdır. Bir Kıbrıslı Türk, malı bir yerleşiğe veya başka bir yabancıya satmış ise o zaman malın satın alanda kalması gerekir ki takas halledilebilsin. Burada, Kuzey’deki inkişaf ettirilmiş ve ardından yabancılara veya Türk yerleşiklere satılmış Kıbrıs Rum malları yönetilmeye çalışılıyor. Kullanılmayan mallar da, bugün çoğu askeri kışla olan ve uzlaşılacak toprak düzenlemelerine tabi olanlar iade edilecek. Üzerine hastane veya başka bir hükümet binası veya toplum yararına bina inşa edilmiş Kıbrıs Rum malları iade edilmeyecek, tazmin edilecek. Üzerine otel inşa edilmiş toprak da iade edilmeyecek, tazminat ödenecek.”
Rum kesimine sunulan öneriye göre Kıbrıs Türk tarafı mevcut haklarından feragat etmiyor. Diğer bir korku nedeni olan egemenliğin Rumlara devredilmesi ve Kıbrıslı Türklerin azınlık statüsüne indirgenmesi konusunda da yine Özersay’ın«viableTurkishCypriotState» sözleri imdada yetişiyor. Özersay, Kathimerini Gazetesi’ne verdiği mülakatta, “Kapsamlı bir çözüm çerçevesinde Kıbrıs Türk devleti ifadesinden söz ediyoruz” diyerek yüreklere su serpiyor.
Ve Cumhurbaşkanı Eroğlu…
Eroğlu, bir anlaşmanın ancak Kıbrıs Türk halkının onayıyla hayat bulabileceğini hatırlatarak, “sizin neyi kabul edebileceğinizi neyi kabul edemeyeceğinizi, sizi çok yakından tanıyan biri olarak müzakerelerde yer alıyorum” diyor.
Görüldüğü gibi anlaşmaya Rumlardan fazla ihtiyacı olan Kıbrıs Türkü bu kez, Annan Planı referandumunda olduğu gibi okumadan incelemeden “ne olursa olsun evet” demeyecek. Hele hele egemenliğini hiç teslim etmeyecek. Çözüm için elinden gelen çabayı gösterecek ama karşı taraftan da aynı adımı bekleyecek.
Olur mu, bekleyip göreceğiz…

:

:

:

: