Kadın neden dövülür?

Geçtiğimiz günlerde bir sendikacının karısını dövdüğü haberi bomba gibi düştü. Dayaktan ziyade, milletin hakkını hukukunu gözeten bir sendikacının nasıl olup da karısına tokat attığı konuşuldu.
Geçtiğimiz günlerde bir sendikacının karısını dövdüğü haberi bomba gibi düştü. Dayaktan ziyade, milletin hakkını hukukunu gözeten bir sendikacının nasıl olup da karısına tokat attığı konuşuldu. Oysaki kelli felli bildiğimiz, kadına bırakın vurmayı, en ufak kötü söz bile söyleyeceğine ihtimal vermediğimiz kişiler kapalı kapılar ardında bambaşka bir kişiliğe bürünüp, karılarına/ kız arkadaşlarına şiddet uygulayabiliyorlar.
Yani en fazla şiddet, kırsal kesimden değil, köy ve kasabasından kente göçmüş ama bu modern hayata kadın kadar adapte olamamış erkeklerden geliyor. Kafası köyde, bedeni kentte erkek, karısının modern hayata daha çabuk adapte olmasına, sorgulamasına, herşeye “olur” dememeye başlamasına tahammül edemiyor.
Zira kente göçmüş kadın kent yaşamına daha iyi uyum sağladığından ve kentli kadın davranışlarını gözlemleyip haklı olarak tepkilerini gösterebildiğinden şiddete uğrama riski artıyor. Yani itiraz eden, sorgulayan kadın, şiddete daha çok maruz kalıyor.
İşin kötüsü psikolojik ya da fiziki şiddeti dillendirmek kırsalda ayıp değil ancak kentte eğitimli, çalışan ve mesleğinde isim yapmış bir kadın kolay kolay şiddet gördüğünü açıklayamıyor, ailesinden ve arkadaşlarından gizliyor.

TÜRK ERKEĞİ EN ÇOK BU NEDENLERLE DÖVÜYOR
Şefkat-Der, '25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetin Ortadan Kaldırılması İçin Uluslararası Mücadele Günü' etkinlikleri kapsamında, 'Türkiye'de Aile İçi Şiddetin Bahaneleri ve Şiddetin Engellenmesine Yönelik Şiddet Gören Kadınların Kendi Çözüm Önerileri' adlı bir rapor düzenlemiş.Derneğin Kadın Hayata Tutunma Evleri'ne 1995 yılından beri sığınan 9 bin kadın ve genç kızın maruz kaldığı şiddetin gerekçeleri üzerinde durularak yapılan araştırma sonucu düzenlenen raporda, aile içi şiddetin bahaneleri şöyle sıralanmış:

'Kadının fazla kilo aldığı iddiası, çocuk doğuramaması veya erkek çocuk doğuramaması, yemeğin tuzlu, yanmış, soğuk ya da güzel olmaması, erkeğin giyeceğinin iyi ütülenmemesi, kapının geç açılması, kadının hasta olması ve iyileşememesi, izinsiz dışarı çıkılması, çocuğun başarısızlığı, sobanın yanmaması, çocuğun babaya benzememesi, kadının boşanmak istemesi,çalışan kadının maaşının tamamını erkeğe vermemesi, berdel evliliği reddetmesi, kadının çalışmak istemesi, erkeğin işsiz kalması, ailenin ekonomik sıkıntı çekmesi, erkeğin tuttuğu takımın yenilmesi, alkol ve kumar alışkanlığı olan eşin kadın tarafından uyarılması, erkeklerin kendi arasındaki maço erkek tartışması.'

KADININ EN ÇOK ÜZÜLDÜĞÜ ŞİDDET TÜRLERİ
Raporda, gördüğü şiddetten dolayı büyük bölümü suç duyurusunda bulunmayan kadının en çok, 'Çocuklarının, evde bulunan misafir ya da akrabalarının, sokakta yabancıların önünde' şiddet görmekten dolayı üzüldüklerine yer veriliyor.Kadının, gördüğü şiddetin vücudunda gözle görünür bir iz bırakması halinde de üzüntüsünün arttığına işaret ediliyor.
Evde yediği dayaktan çok, gururunun kırılması canını acıtıyor kadının.

Şiddete uğrayan kadınların tavsiyelerinin başında (dilek de diyebiliriz) kendilerine uygulanan şiddet türünün aynısının erkeğe de uygulanması geliyor.

'Şiddetin yüz kızartıcı suçlar kapsamına alınması, şiddet gösteren erkeklerin akıl ve ruh sağlığı yönünden tedavi edilmesi ya da televizyon, gazete, internet ve belediyelerin reklam panolarında teşhir edilmesi' de şiddete uğrayan kadınların önerileri arasında.

Kadınların bir kısmı da şiddetten korunmak için kimlik değişikliği veya estetik ameliyat dahil 24 saat korumalı tedbir istiyor.Estetik ameliyat olarak tipini tamamen değiştirmek ve bambaşka bir kimlikle yaşam sürmek şiddetin yoğunluğunun da göstergesi.

AVRUPA’DA KADINLARIN MARUZ KALDIĞI EV İÇİ ŞİDDET
Burada bir yanılgıyı düzeltmekte fayda var. Kadınlar sadece Türkiye ya da geri kalmış olarak nitelendirilen ülkelerde şiddete uğramıyor. Avrupa Konseyi’nde Fransız Milletvekili Jean GuyBranger tarafından hazırlanan “Avrupa’da kadınların maruz kaldığı ev içi şiddet” adlı raporda dehşete düşürücü rakamlar var. Mesela Avrupa’da her 7 kadından 1’i ya zorla cinsel ilişkiye zorlanıyor, ya da tecavüze uğruyor. Fransa’da yılda 72 kadın, ev içinde yediği sert dayaktan ölüyor. Almanya’da bir yılda kocası tarafından öldürülen kadın sayısı 300.Norveç, İsveç, Finlandiya, Danimarka gibi hiçbir ekonomik sorunu olmayan ülkelerde şiddete bağlı kadın ölümleri de hayli fazla. Fransa’da çeşitli şekillerde şiddete maruz kalan kadınların oranı yüzde 95.Çek kadınlarının yüzde 38’i şiddet görüyor, Litvanya’daki kadınların yüzde 42,4’ü fiziksel ve cinsel şiddete uğruyor, Portekiz’de kadınların yüzde 52,8’ i eşlerinin şiddet uyguladığını belirtiyor. ABD’de her yıl 4 bin kadın dövülerek yaşamını yitiriyor, yılda 4 milyon kadın da eşinden dayak yiyor; her 15 saniyede bir kadın dayak yerken, her 6 dakikada 1 kadına tecavüz ediliyor. Yine ABD’de kız çocuklarının aile bireyleri tarafından istismar oranı yüzde 35 ile yüzde 46 arasında. Kanada’da kadınların yüzde 51’i 16 yaşına gelene kadar en az bir kere fiziksel veya cinsel şiddete maruz kalıyor.
Alman Milletvekili ClaudiaRoth, Almanya'daki kadınların yüzde 40'ının şiddete maruz kaldığını söylüyor. Özetle kadın dünyanın her yerinde, erkekler tarafından şiddete uğrayabiliyor.

:

:

:

: