Geçtiğimiz hafta, Kıbrıs’la ilgili 3 önemli etkinliğe katıldım.. 4 önemli isimden, adadaki son durumla ilgili bilgileri ilk ağızdan dinledim..

Geçtiğimiz hafta, Kıbrıs’la ilgili 3 önemli etkinliğe katıldım..

4 önemli isimden, adadaki son durumla ilgili bilgileri ilk ağızdan dinledim..

Söylenenlerden çok söyletene bak derler..Hepsi ayrı bakıştan, ayrı görüşten fikirleri, düşünceleri öğrendim..

İngilizler farklı, Türkler daha farklı konuşuyor. Zaten hepimiz bunları biliyoruz..

Beni şaşırtan, KKTC’den gelen, aynı iklime , aynı çevreye, aynı mekanlara sahip politikacıların, farklı parti şemsiyeleri altındaki çoook farklı söylemleri oldu.. Adeta 180 derecelik bir fark..

Tabi iktidar ile muhalefet olmanın bu kadar farkı olacak.. Hem de fazlasıyla..

Geçen Cumartesi günü Londra’da, KKTC’nin kuruluşunun 25. yıldönümünde, Hükümetin 2 bakanı buradaydı.. Halka seslendiler, mesajlar verdiler.. Son durumlar hakkında bilgilendirdiler.

 

Ekonomi ve Turizm Bakanı Sn. Erdoğan Şanlıdağ, bulunduğu makamdan çok genel anlamda bilgilerle adanın zor mücadelelerden bugünlere nasıl geldiğini anlattı.. Kuzey’e uygulanan ekonomik, sosyal, kültürel, sportif sözün kısası A’dan Z’ye tüm ambargo ve izolasyonlarla nasıl boğuştuğunu söyledi.. Ada Türklerinin kritik bir süreçten geçtiğini vurguladı..

İçişleri Bakanı Sn. Özkan Murat ise adeta bir maliye, ekonomi bakanı gibi rakamlarla KKTC’nin ekonomisini, mali durumunu , geldiği nokta hakkında kapsamlı bilgiler verdi..Gayri Safi Milli Hasıla’nın 941 milyon dolardan, 3,5- 4 milyar dolarlara yükseldiğini, enflasyonun yüzde 180’lerden iki haneli rakamlara düştüğünü, büyüme hızının yüzde 13’lerde seyrettiğini bizlere anlattı.. Bakan Murat, üç nesildir süregelen Kıbrıs “Davasının” , artık torunlarının sorunu olmaktan çıkması dileğini de tekrarladı..

Haftaya Avrupa Bakanı esmer güzeli Caroline Flint ile makamındaki özel görüşmeyle başladım.. Ve ilk ağızdan, çiçeği burnundaki Bakandan, Kıbrıs’la ilgili Britanya Hükümetinin izlenim ve fikirlerini öğrendim..

İngilizlerin “ cautious” yani temkinli tavrını, Bakan Flint’de de gördüm..Zaten 11 yıllık milletvekilliği, bugüne kadar ki 3 Bakanlıkta, yardımcı bakanlık görevi Bayan Flint’i, Avrupa Bakanlığına çoktan hazırlamış...

Bakanlığının 3’üncü günü, daha önceden planlanan Kıbrıs gezisi için, apar-topar adaya giden, her iki liderle de görüşen Bakan Flint, adadan dönüşünden bu yana da boş zaman geçirmemiş..
Etrafında üniversite mezunları, pırıl pırıl gençlerden oluşan bir danışmanlar ordusu.. Avrupa Bakanına, brifing üzerine brifing veriyor..

Flint’e mutad sorulardan sonra, aklımı en çok kurcalayan Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat’ın , Britanya Hükümetinin davetlisi olarak Londra’ya çağrılıp, çağrılmayacağını sorduğumda, bir anda olsa yüzünden beklenen soru olduğuna dair izin geçtiğini hissettim.. Odada bulunan Kıbrıs eski özel elçisi Joan Ryan ile İngiliz danışmanların da bunu beklediğini , yüzlerini göremesem de anlayabildim..

Dedim ya, İngiliz temkinliliği.. Caroline Flint, önce “Talat ile Londra’da da, Lefkoşe’de de görüşebilirim” dedi.. Ancak ısrar edince,  bu kez ne “olur”, ne de “olmaz” dedi.. Bir açık kapı bıraktı.. Ve “Davet masada mı” soruma, “ Davet olasılığı mümkün.. Masada” yanıtını verdi.. Tam yeşil ışık yakmasa da, bir ışık yaktı..

Karşımda, İngilizlerin yıllardır savunduğu, Kıbrıs’la ilgili resmi devlet politikalarını uygulayan bir Bakan olduğunu unutmadan konuştuğumu burada ifade etmeliyim.. Flint, Kuzey’in A.B’nin sunduğu tüm ayrıcalıklardan yararlanması için federal devletin son çare olduğu ve görüşmelerin “en iyi fırsat”ı sunduğunu kabul eden görüşte..Kuzeyin ekonomik yönden kalkınması, A.B’ye tam kabulü bir anlamda , İngiltere’nin desteklediği “iki toplumlu, iki bölgeli” federal devlete bağlı..

Türkiye’ye defalarca turist olarak gidip, gezen, Bakanlıktaki çalışma masasında kocaman İngilizce yazılmış Türkiye ile ilgili kitap bulunan Bakan’dan, taraf tutmasını beklemek biraz haksızlık.. Ancak adil olmasını beklemek, haklıyı, haksızı ayırt etmesini bilen bir politika izlemesini istemek de fazla olmasa gerek..

Caroline Flint ‘in o akşam, Joan Ryan’ın Parlamentoda, İngiltere’deki Türk toplum temsilcilerine verdiği davette ilk kez bizlerle biraraya gelmesi, olumlu bir adım.. Flint’e makamında, Rumlarla veya Yunan temsilcileriyle biraraya gelip gelmediğini sorduğumda, makamında  Rum toplumu temsilcilerini kabul ettiği, ancak böyle bir davetin ilkinin Türklerle gerçekleştiğini öğrendim.

Hep öncelikli, birinci olmak isteğimiz belli ki bilinç altında hepimizde var..

Yazımdaki olayları madem kronolojik sıralamayla yazmaya başladım, Kıbrıs’la ilgili en son dinlediğim kişiye sıra geldi...

Demokratik Parti Genel Başkanı Sayın Serdar Denktaş’ı, Cuma günü basına verdiği yemekte gördük, dinledik.. Denktaş’ın sözleri, hepimizin aklına  Cumhuriyetin 25. yıldönümünde Içisleri Bakanı Sayın Murat’ın anlattıklarını getirdi.. Ve hepimiz Denktaş’ın çizdiği, karamsar, kapkara ekonomik tabloyla, Bakan Murat’ın  adeta gururla söylediği 3,5- 4 milyar dolarlık gayri safi hasılayı anımsadık.. Sorularımız da bu yönde oldu..

Sayın Denktaş, Sayın Murat’ın konuşması için “ oldukça romantik” tanımlamasını yaptı. Kulaklarına inanamadığını söyledi.. Küresel ekonomik krizin, halkın cebini feci şekilde yaktığını, ancak Hükümetin bunu sorun olarak henüz kabullenmediğini ifade etti.. Kuzeyin ekonomisinin 2006 yılına kadar iyiye gittiğini kabullenen Denktaş’a göre, son 2,5 yılda adeta planlı şekilde ekonomik çöküş hazırlanıyor..Ve Kıbrıs’ta yeniden görüşmelerin başlama ve bir anlaşma dayatılması tarihiyle, küresel ekonomik krizin Kuzeyi vurmasının aynı tarihe rastlayacağı olasılığı da yine oğul Denktaş’ın ağzından çıkan sözlerden..

Halkın hepsi krizi konuşurken, bir tek Hükümet işin farkında değil D.P Liderine göre..Kabullenirse, önlem de almak zorunda kalacak..

Son bir hafta içinde Londra’da, Kıbrısla ilgili yaşananlar, konuşulanlar , en azından duyduğum kadarıyla bunlar.. Yorumu size bırakıyorum..

:

:

:

: