Bayram, ‘tatil’ olmasın

Her bayram büyüklerden duyardım, “nerde o eski bayramlar” sızlanmalarını… Kuralı bozmadım. Yaşadığım her bayram bir öncekini özledim…
Her bayram büyüklerden duyardım, “nerde o eski bayramlar” sızlanmalarını…
Kuralı bozmadım. Yaşadığım her bayram bir öncekini özledim…
Annem, babaannem, anneannem eski bayramları anlatırdı.
Her şey başkaymış o zamanlar, bambaşka…
Neyin güzel olduğunu anlamazdım. Sonradan yok olan neydi, ermezdi aklım.
Şimdi ben de, sızlananlar taifesine girince, bayram yapan sihri buldum: Tüm ailenin hep bir arada olması…
***
Ben çocukken, bol paraları yoktu insanların. Bayramı uzaklarda geçirecek imkanlara sahip değildiler.
Zaten böyle bir istek de yoktu kimsede. Bayram demek ailenin bir araya toplanması demekti, uzaklaşması değil…
Bayram öncesi, bayramı bayram yapan ‘bayramlıklar” alınırdı hepimize.
Fakir- zengin herkes çocuğunu baştan aşağı donatırdı bayramlarda.
Çocuğuna bayramlık alamayan bir baba, acıların en büyüğüyle kavrulurdu, çünkü bir çocuğun yatağının altındaki ayakkabıları düşünerek uykuya dalması çocukluk anılarının en değerlilerindendi.
Onu bilirdi babalar…
Arife günü arife suyuyla yıkanırdı çocuklar. Tertemiz yatağa girerlerdi bayramlıklarını giyecekleri ‘an’ı düşleyerek…
Uyku tutmazdı… Erkenden uyanırlardı. Bayram namazına gidecek babalarından bile daha erken…
Ve yemekler; dolmalar, sini sini baklavalar, tencere tencere etler, pilavlar…
Onun yanı sıra pasta börek…
Çünkü açık kapının bir geleni olurdu. Kimin ne saat kapıyı çalacağı belli olmadığından saatlere göre ikram menüsü hazırlanırdı…
Yemek vakti gelene yemek, yemekten iki saat sonra gelene pasta börek, yemeğini henüz yemişlere ise tatlı ikramı yapılırdı.
İçecekler de bu zamanlamadan nasibini alırdı. Eğer hemen kalkacak bir misafirse kahve, uzun oturacak yakınlıktaysa çay ikram edilirdi.
Ataerkildik biz… İlk gün erkeğin anne-babasına gidilirdi. Babaannelere yani…
Adet öyleydi, kimse bozmazdı.
İkinci gün anneannelerindi. Tüm gün oturulur, yenir içilir, bayram edilirdi.
Harçlıklar; bayramın en sevdiğimiz kısmıydı… Harçlıklarımızı sayardık her saat başı…
Ninelerin rayiçleri hiç değişmezdi. Gülerdik onların verdiği paralara…
****
Ne olduysa oldu, tılsım bozuldu…
Medeniyet dediğimiz tek dişi kalmış canavar bayramlarımızı aldı bizden. Sosyal hayatımıza çomak soktu, ananelerimizi bitirdi.
Alışveriş kolaylığına ve tüket-at çılgınlığına kapılmış her insan gibi alışveriş için bayramı bekleyemedik. Çocuklarımız sabırsızlanmadı, yatak altındaki ayakkabılarını giymek için. Dolayısıyla bayramlık sevinçlerimiz kayboldu. Yüksek bayram harçlıkları bile yerine getiremedi sırra kadem basan bayram coşkusunu…
Ve bayramlar tatil vesilesi oldu. ’Her şey dahil” göz boyamaları, ev kadınlarına “niçin oturup gelene gidene hizmet edeyim, gideyim bana hizmet etsinler” dedirtti.
Sözün özü, bayramlar eski tadında değil…
Ve emin olduğum tek şey var ki; Yıllar sonra da bugünkü bayramları da arayacağımız…
İyi bayramlar…

:

:

:

: