Erdoğan’ın KKTC ziyareti ve Barbaros gemisi

Türkiye’nin yeni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, KKTC’ye yapacağı ziyaret Rumları hayli tedirgin etmiş vaziyette.
Türkiye’nin yeni Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın, KKTC’ye yapacağı ziyaret Rumları hayli tedirgin etmiş vaziyette. Türk fobisini üzerinden atamayan komşular, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, kendi gelmeden Barbaros gemisini göndereceğini iddia ediyor.Hatta başlıkları da şu: “Erdoğan’a Barbaros gemisi eşlik edecek!” Nasıl alırsanız alın, komik. Cumhurbaşkanının yanında karada yürüyen gemi! Eee Fatih zamanından kalma bir korku olabilir tabi…
Fileleftheros Gazetesi Yazarı Kostas Venizelos, Erdoğan’ın KKTC’de bulunduğu sırada, Kıbrıslı Türklere, -Kıbrıs sorununa ilişkin niyetleriyle ilgili- jestlerde bulunacağını,bunun yanında Barbaros gemisini göndererek mesaj vereceğini söylüyor.
Yani Rumlar, ‘Barbaros’ gemisin Kıbrıs adası etrafındaki çalışmalarının tesadüfi değil, Erdoğan’la bağlantılı olduğunu iddia ediyorlar. Ankara’nın Kıbrıs ile ilgili daha geniş hareketleriyle ilişkilendirileceğini savunan komşulara göre Barbaros bu ilişkinin bir parçası!
Rumlar bu iddialarını NAVTEX’e dayandırıyorlar. NAVTEX’e göre, -bence Rumlara göre-24 Ağustos’tan itibaren 2 Ekim 2014 tarihine kadar araştırma yapacağı söylenenBarbaros Hayrettin Paşa gemisi daha adaya yaklaşmış değil! Gemi, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın burada olduğu dönemde KKTC karasularında ve Ankara ve KKTC’nin belirlediği parseller içerisinde olan alanlarda araştırmalar gerçekleştirecek!
Bitmedi; Venizelos, ENI şirketininEylül ayı içerisinde, Kıbrıs MEB’inin 2,3,9 numaralı parsellerini kapsayacak bir dizi sondajlar gerçekleştireceği ve Ankara’nın da KKTC’nin kıta sahanlığında yeni paralel araştırmalar yapma girişiminde bulunacağını belirtiyor. “Yine oyuncu ‘Barbaros’ gemisiyle kurulan sahnenin, kesinlikle siyasi bir boyutu vardır, zira Türk tarafının bir yandan Kıbrıs Cumhuriyetinin hidrokarbon keşfine ve değerlendirmesine ilişkin araştırma yapma hakkını reddettiği, diğer yandan ise adanın kuzey kesimini sahte devletin (KKTC) ‘sahipliğinde’ düşündüğü açıktır” diyor Venizelos.
Rumların tedirginliği, KKTC’nin 24.9.2011 ve 29.9.2012 tarihlerinde adanın doğal kaynaklarının paylaşımı için Kıbrıs Rum tarafına önerilerlegitmesinde. Bu önerileri reddeden Rum tarafı, yeni BM özel temsilcisi ve Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı döneminde Kıbrıs sorununun farklı bir mecraya gireceğini, bu dönemde kimseyi kandıramayacaklarını ve çözümsüzlükte diretmenin bedelini ödeyeceklerini düşünüyorlar.
Haklı olabilirler mi? Evet. Zira içinde azıcık hak duygusu bulunanları dahi çileden çıkaran yavuz hırsız, artık evsahibini bastıramayacağını çok iyi biliyor. Kıbrıs sorununun 1974’te başladığı yalanını ortaya atan mitomanikler,zamanla kendilerinin de inandığı yalanların çürütülebileceği çağa ulaşmış olmaktan ve Recep Tayyip Erdoğan gibi bir gücün Türkiye’nin en üst makamına gelmiş olmasındanmuzdaripler.
Öyle ya, lobiciliği çok iyi bilen, medeniyetin tüm enstrümanlarını çok iyi kullanma becerisine sahip olan Rum -Yunan ikilisi, internetle husule gelen kolektif hafızaya takılmış durumda. Gün artık, dünkü gün değil, bugünkü gün. Ve bugün internet sayesinde, Kıbrıs sorununun hangi yıl, hangi olaylarla başladığını, 1974 Mutlu Barış Harekatı’nın gayesini, Kıbrıs Türk Halkının çektiklerini, dünyaya anlatmak ve Kıbrıs Türkü için ideal kombinasyonu oluşturmak pek de güç değil. Hele hele arkada Erdoğan gibi bir süper güç varsa…

:

:

:

: