Türkiye’deki çocuklar can da, bizimkiler patlıcan mı?...........

Gerçek anlamda bir devlet olmanın gereği olarak Türkiye Cumhuriyeti’nde çocuk sağlığı ve güvenliği için başlatılan çalışma, dikkatleri kendi ülkemize çekmeye neden oldu.
Gerçek anlamda bir devlet olmanın gereği olarak Türkiye Cumhuriyeti’nde çocuk sağlığı ve güvenliği için başlatılan çalışma, dikkatleri kendi ülkemize çekmeye neden oldu. Şöyle ki; Geçtiğimiz haftalarda Gümrük ve Ticaret Bakanı yapmakta olduğu sırada Hayati Yazıcı, okulların açılmasına kısa bir zaman kala kırtasiye ve okul malzemeleri denetimlerine hız verildiğini bildirmişti. Yazıcı, yazılı açıklamasında, 2014-2015 eğitim ve öğretim yılı için kırtasiye ürünleri ve okul kıyafetleri alışverişlerinin yoğun olarak yapıldığı ağustos ayında 10 ilde, eylül ayında ise 20 ilde denetim yapmayı planladıklarını belirterek, denetimlerde çantalar, boya malzemeleri, silgiler, kalemler, su mataraları gibi kırtasiye ürünleri ile öğrencilere yönelik her türlü okul kıyafeti ve ayakkabıları inceleneceğini açıklamıştı. Yazıcı, 'Bakanlık olarak piyasa gözetimi ve denetimini sadece firmaları cezalandırmak olarak görmemekte, bu yolla sektör temsilcilerini de bilgilendirmeyi ve farkındalık yaratmayı hedeflemekteyiz. Bu bağlamda, Bakanlığımız tarafından sürekli olarak dile getirilen 'güvensiz ürüne karşı sıfır tolerans' prensibi ve 'bilinçli tüketici, basiretli tacir' anlayışı çerçevesinde tüketicileri korumak ve sektör temsilcileriyle işbirliği yapmak önem verdiğimiz iki kavramdır' görüşünü ifade etmişti (http://www.bloomberght.com/haberler/haber/1613875-okullar-oncesi-kirtasiye-urunlerine-siki-denetim).
Türkiye Cumhuriyeti özellikle Çin malı ürünlerin başta çocuklarımız olmak üzere insan sağlığına zarar verme potansiyelini dikkate alarak tam zamanında harekete geçti. Bu çerçevede, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nın okul öncesi piyasada satılan okul kıyafeti, ayakkabı ve kırtasiye ürünlerinde yaptığı denetimin sonuçları ürkütücü gerçeği ortaya çıkardı. 78 kırtasiye malzemesinden 41’inde kanserojen madde çıktı. Çocukların sağlığını tehdit eden zehirli ürünler için toplatılma kararı alındı. Piyasadan toplanan ve test sonuçları uygunsuz çıkan 51 üründen 50’sinde yüksek miktarda fitalat, geri kalan 1 üründe ise yüksek miktarda azo boyar madde tespit edildi. Yapılan denetimlerde, kırtasiye ürünlerinin yüzde 53’ünün, deri ürünlerinin de yüzde 77’sinin güvensiz oldukları saptandı. Bakan Yazıcı, bu ürünlerin bir daha piyasaya sürülmemesi için gereken hukuki ve fiili önlemlerin alınmasıyla ilgili talimat verdi. Bakanlık bu ürünlerin gümrüklerden girip girmediğini, girdiyse hangi gümrüklerden ve nasıl girdiğini tespit etmek üzere geniş çaplı bir soruşturma başlattı. Bu kapsamda gümrüklerden giren bu tür ürünlerin denetimleri nasıl aşabildiği de ayrıca inceleniyor. Eski Bakan Yazıcı’nın “Numunelerin yüzde 100’ü güvenli çıkana kadar denetimleri sürdüreceksiniz” talimatıyla 4 ilde yapılan denetimlerin diğer illere de genişletileceği öğrenildi (http://www.gidahareketi.org/NewsPrint.aspx?Id=1222&ModuleName=haberleri).

PEKİ BİZDE DURUM NEDİR?
Ülkemizde çok kaliteli ürün satan firmaların olduğunu biliyoruz. Ancak, halkın düşen alım gücüne paralel gerek okul gerekse doğum sonrası hazırlık karşısında çok ucuz, kalitesiz ve potansiyel olarak insan sağlığına zararlı ürün tuzaklarına düşülebilmektedir. Bunun yanında, ucuz diye Güney Kıbrıs’tan alınan ürünlerinde güvenilir olduğu iddiasında bulunulamaz. Bu noktada, başta çocuklarımız olmak üzere vatandaşımızın sağlığını korumak için devlet ve ilgili paydaşların tutumu konusunda yorum yapmadan aşağıdaki soruları gündeme getirmek istiyorum:
• KKTC devleti tarafından ülkeye ithal edilen çocuklara dönük oyuncak, kırtasiye ve kıyafet gibi ürünler için neler ihtiva edebilir neler ihtiva edemez diye standart ve içerikler belirlendi mi?
• Belirlenen içeriklere göre gümrük denetimleri ve laboratuvar testleri yapılmakta mıdır?
• Mevcut Laboratuvarlarımız bu testler için yeterli midir?
• Bugüne kadar bu tip testler yapıldı mı?
• Yapılan testlere göre alınan önlemler nelerdir?
• Bu testlerin sonuçlarına göre önlem almada kurumsal yapı adam kayırmacılığa ve yandaşlığa imkanvermiyecek özerklik ve profesyonelliğe sahip midir?
• Gümrük Dairesi ile Ticaret Dairesi’nin bu ürünler için yaptığı denetimler ve sonuçları nelerdir?
• Devletimiz zararlı içeriğe sahip ürün alımında vatandaşları için ne tür bilinçlendirme çalışması içindedir? Vatandaş bu ürünleri alırken nelere dikkat etmelidir?
• Ticaret Odası kaliteli ürün ithal edip dürüst davranan tüccarları haksız rekabetten korumak için hangi tavrı sergilemektedir?
• Tüketici sağlığını tehdit eden sözkonusu ürünler karşısından Tüketiciler Derneği’nin yaklaşımı nedir?
• Yerli üretim karşısında haksız rekabet arzeden bu ürünler için Sanayi Odası ve Esnaf Oda ve Birlikleri nasıl bir tavır içerisindedirler?
• Hem insan sağlığı hem de rekabet açısından olumsuzluk yaratan bu ürünler karşısında maalesef kurumsal ve yasal gerekçelerle ölü doğan Rekabet Kurulu’nun söyleyeceği birşey var mıdır?
SON SÖZ: VATANDAŞININ SAĞLIK, GÜVENLİK VE ADİL YAŞAMINI TEMİN EDEMEYEN BİR DEVLETİN VARLIK NEDENİ ORTADAN KALKMAKTADIR.

:

:

:

: