Ödüllerle döndük

Türkçe Konuşan Ülkeler Gazeteciler Derneği, Bartın Gazeteciler Derneği ve Bartın Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen ve Unesco tarafından desteklenen İsmail Bey Gaspıralıadına yapılan çalıştaya KKTC adına katılan heyette yer aldık.
Türkçe Konuşan Ülkeler Gazeteciler Derneği, Bartın Gazeteciler Derneği ve Bartın Üniversitesi iş birliğiyle düzenlenen ve Unesco tarafından desteklenen İsmail Bey Gaspıralıadına yapılan çalıştaya KKTC adına katılan heyette yer aldık.
İsmail Bey Gaspıralı Gazetecilik ve İnsan Hakları Ödül Töreni Türk dünyasını Bartın’da buluştururken, bizler hem okuldaki Türkçe-Tarih derslerinde duyduğumuz Gaspıralı’yı tanıma, hem de Bartın ve çevresini gezme imkanı bulduk.
Ee bir de ödülle dönünce, keyfimiz ikiye katlandı tabi.
Ödüllerden biri Cumhurbaşkanımız Derviş Eroğlu’na, biri YDÜ’ye, biri Prof. Dr. Ata Atun’a, biride ADA TV’ye verildi.
Ödül alan kişi, kurum ve kuruluşların titizlikle seçildiği bir organizasyonda “doğru habercilik ve Türk dünyasına yaptığı katkılardan ötürü” ödül almak motive edici olduğu kadar, sorumluluk da yüklüyor.
Biliyorsunuz ki ödülle birlikte takipçiniz, izleyeniniz artacak.
Sevindik, mutlandık, gururlandık, elimizdeki ödülün yüklediği sorumlulukla döndük adamıza…
Gelelim çalıştaya; Türkçe Konuşan Ülkeler Uluslararası Gazeteciler Derneği Başkanı Güngör Yavuzarslan’ın mimarlığında gerçekleştirilen bu çalıştayta büyük şair Yavuz Bülent Bakiler’den, TC eski Bakanlarından Halil Şıvgın’a kadar birçok değerli isimle tanışma, sohbet etme imkanı bulduk.
Her birimiz Gaspıralı’yı bir başka yönden anlatırken, Gaspıralı’nın “dilde, fikirde, işte birlik” sözlerindeki derinliği anlamaya çalıştık.
Bir matematik formülünü andıran bu sözler, Kırım Türkü olan Gaspıralı’nın yaşadığı dönemde hayata geçirmek için çok çaba sarfettiği ve bugün, 300 milyonluk Türk dünyasına yol haritası olacak sözler. Ve bana göreGaspıralı’nınbir diğer önemli vurgusu da, Batı medeniyetinin örnek alınması tavsiyesi…
Modernleşmenin Avrupalılaşma’da olduğunu savunanGaspıralı, bunun tek yolunun eğitim olduğuna inanarak, çocukların ana dillerini daha etkili konuşmalarını sağlayacak yeni bir öğretim sistemini ve yeni müfredatı sunuyor.1881 tarihli bir yazısında, yani bundan 133 yıl önce,
“Geri kalmışlığımızın tek nedeni cehaletimizdir. Avrupa'da neyin icat edildiğine veya neler olduğuna dair hiçbir fikrimiz yok. Bu izolasyondan kurtulmak için bunları okuyabiliyor olmamız gerekirdi; Avrupa fikirlerini yine Avrupalı kaynaklardan öğrenmeliyiz. İlk ve orta okullarımızın müfredatlarına bu dersleri koymalıyız ki, göz bebeklerimiz yani öğrencilerimiz bu fikirlere ulaşabilsin” diyen fikir adamını anmaktan ziyade söylediklerini hayata geçirmek gerekiyor.

Dilimiz Türkçe’yikullanmamız noktasında önder olan büyükTürkçeci, Türk Milliyetçisi merhum Gaspıralı’yı unutmak mümkün değil. Ne var ki, bundan 150 yıl önce ortaya konan ve onlarca kitaplarla gelecek kuşaklara aktarılan fikirlerin hayata geçirildiğini söylemek zor. Türk coğrafyasında kan ve gözyaşının olması, Gaspıralı’nındüsturun içini doldurmadığımız, bazı şeyleri inanmadan konuştuğumuz manasına geliyor.


:

:

:

: