Cam ve taş

Her ne kadar dışarıya yansıtmamaya çalışsalar da sonunda patlak verdiler.
Her ne kadar dışarıya yansıtmamaya çalışsalar da sonunda patlak verdiler.
Demokrat Parti Ulusal Güçler’de beklenen deprem yaşandı. Deprem kararını veren acaba bu deprem ile tatmin olacak mı yoksa amacına ulaşacak olan 2. bir depreme mi hazırlanıyor. Geçtiğimiz hafta sonu Sayın Ahmet Kaşif, kendisiyle birlikte 3 vekilin daha partiden istifa edeceğini açıklamıştı. Bunun üzerine istifa mektupları ceplere kondu ve meclisin yolu tutuldu( bir eksikle).
Fakat Pazar gecesi kapalı kapılar ardından operasyonlar yapıldı. Bu operasyonların sonrasında, Parti’nin Güzelyurt Milletvekili Sayın Menteş Gündüz, istifasını askıya aldığını açıkladı. Hâlbuki Gündüz’ün istifası Kaşif’in cebindeydi.
Parti Genel Başkanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Serdar Denktaş, söz konusu istifaların 10 Ekim’den yani bakanlık değişikliklerinden sonra gündeme geldiğini açıkladı. İstifa eden vekiller ise eleştiri oklarını Sayın Denktaş’a yönelttiler ve partiyi sadece kendisinin idare ettiğini ileri sürdüler. Peki, bu istifa eden vekiller bunu (eğer varsa) şimdi mi gördüler. Bakanlıktan alınmadan önce böyle bir algıları yok muydu sorusu da akıllara geliyor?
Aslına bugünlerin yaşanacağı Ulusal Güçler oluşumunda da belliydi. Hep beklendi ama bir türlü hayata geçirilmedi. Birileri sürekli yer değiştirdi bir yukarı bir aşağı… Sonuna kim düştü kim yukarıda kaldı, kartların masaya açılmasıyla gün yüzüne çıktı.
Yaşanan bu istifalar hükümetin 29 yeter sayısında kalmasına neden oldu. “Hükümet bozulmayacak” şeklinde söylemler olsa da siyasi partilerin endişeli bir şekilde gerçekleştirdikleri toplantılar atmosfere ateş kokusunu yaydı… Bundan sonrası artık kolay… Yetişip karar versin… Bu iktidarla mı yola devam yoksa değişim vakti geldi mi…
Aslına genele bakıldığında tüm siyasi partilerde durum aynı. Karışıklık devam ediyor. Örneğin Cumhuriyetçi Türk Partisi de Cumhurbaşkanı adayını seçerken neredeyse kopma noktasına gelmemiş miydi? Kapalı kapıla ardından sesler yükselmemiş miydi?
Peki ya Ulusal Birlik Partisi’nin kurultay dönemi… Halen daha partinin adı geçtiğinde kara bir leke olarak akıllara gelmiyor mu?
Partiyi ayakta tutmak için yoğun çaba harcayan Sayın Cumhurbaşkanımız Dr. Derviş Eroğlu, bugün partiden elimi çektim dese, ertesi günü beklemeden neredeyse 10 tane başkan adayı aportta beklemiyor mu?
Sorunlar bu kadar göz önündeyken ve kapalı kapılar ardından “aman duyulmasın” diye çaba harcanırken, gözlerinin önündeki çöpü göremeyen siyasetçilerimiz, iktidar savaşını derin mevzular eşliğinde sürdürüyor. Ama unutulmaması gereken bir durum var; CAM EVDE YAŞIYORSANIZ BAŞKASINA TAŞ ATMAYACAKSINIZ.

:

:

:

: