“Bu halk artık huzur istiyor”

Bundan tam 51 yıl önce, Kıbrıs Türklerinin adadaki varlığını yok etmek ve adayı tamamen Yunanistan’a bağlamak için başlatılan kanlı Rum saldırılarının yeni bir yıldönümünü yaşıyoruz.
Bundan tam 51 yıl önce, Kıbrıs Türklerinin adadaki varlığını yok etmek ve adayı tamamen Yunanistan’a bağlamak için başlatılan kanlı Rum saldırılarının yeni bir yıldönümünü yaşıyoruz.
Bugün nefes alabiliyor ve adadaki varlığımızı tüm dünyaya gösterebiliyorsak, bu kahraman şehitlerimizin, kahraman Türk askerinin, mücahidimizin sayesindedir.
Bu toprakları vatan yapmak adına canlarından geçtiler.
Birçoğumuzun ailesinde o günleri yaşayanlar var. Kimimiz konuşmaktan kaçıyoruz, kimimiz yaşadıklarımızı anlatarak gelecek nesillerin de yaşananları bilmesini istiyoruz.
Kimimizin babası bir akşam gitti ve bir daha geri gelmedi, kimimizin abisi gitti ama geri geldiğinde hiçbir şey eskisi gibi değildi.
Kemiklerine bile ulaşamadık, Ayşe teyzemizin, Mehmet amcamızın, Hasan abimizin…
Bazılarını yıllar sonra bulduk, bir mezara koyup başında dua etmeye başlayalı sadece birkaç yıl oldu. Kiminin ise ne yeri belli ne yurdu... Başında dua edeceğimizi bir mezarı bile yok.
Temiz savaş diye bir kavram olmadı ve olmayacak. Savaş her zaman kirlidir. Savaşan toplumların kayıpları az veya çok acılar eşittir. Her iki toplum da acılar çekti evet, ama Rumların bitmek bilmeyen hırsı, adanın tek sahibi olma isteği ve Türk düşmanlığı ne o gün eksilmişti ne de bugün…
Kıbrıs Türk toplumu çok acılar çekti, çok canlar gitti. O yılları yaşayanlar bilir. Her türlü imkan Rumların elindeydi. Türklere açlık yaşatıldı, gettolara sürüldü, okullarda eğitim almaları kısıtlandı. İtildi, ötekileştirildi, yetmedi öldürüldü… Ama herşeye rağmen Kıbrıs Türk halkı bu adada uzun yıllardır onuru ile yaşadı ve yaşıyor.
Son günlerde fazlasıyla gündemi meşgul eden malum konu ve hemen ardından gelen şehitler haftası, bizi, aklımızdan, yüreğimizden silinmeyen ve silinmeyecek olan o günlere yine sürükledi.
Yıllarca yan yana komşuluk ettiğimiz Rum ailelerin bir sabah bize silah doğrulttuğunu hatırladık. Diğer yandan yine yıllarca komşuluk ettiğimiz biz başka Rum komşumuzun gecenin bir yarısı kapımızı çalıp, “hemen kaçın, sizi öldürecekler” dediğini hatırladık.
Yine hatırladık, uzun süre alış- veriş yaptığımız bakkalın Rum sahibinin bize ekmek almaya gittiğimize” Türklere ekmek yok” dediğini… Yine hatırladık, bir gecede ağaran saçları, anasız-babasız kalan çocukları… Yine hatırladık o günleri…
Yine hatırladık, Rumların bitmek bilmeyen Türk düşmanlığını, adayı tamamen Türklerden temizlemek istediklerini…
2014 yılını geride bırakmaya hazırlandığımız bu günlerde, şöyle bir geriye bakın. Sadece son bir yıl içinde akan kan, yerinden yurdundan olan milyonlarca insan, yine anasız babasız kalan yüzbinlerce çocuk…
Hiçbir ey eskisi gibi değil. Her an yeni bir olaya gebe. Geride bıraktığımız her dakika birilerinin ömrünü alıyor. Bir yerlerde birilerine kurşunlar sıkıyor.
Hiçkimse savaşmak, savaşı yeniden yaşamak istemiyor. Suriye’de Irak’ta, Nijerya’da veya her neresi olursa olsun, işte oralarda yaşananları bir kez daha yaşamak istemiyor. Bu halk bunları çok gördü, çok yaşadı…
Bu halk yaşananları da konuşmak istemiyor. Bu halk yaşadıklarının tekrar tekrar acılarını deşercesine yeniden gündeme getirilmesini istemiyor.
Bu halk artık huzur istiyor.

:

:

:

: