Özgecan aslan cinayeti ve kalkınma olgusu

Özgecan aslan cinayeti ve kalkınma olgusu
BATAKLIKLA MI YOKSA SİVRİSİNEKLE Mİ MÜCADELE?...
Geçtiğimiz günlerde Mersin’de gerçekleşen ve vahşet diye adlandırabileceğimiz tecavüz ve cinayet bir kez daha bizi neden sonuç ekseninde düşünmeye sevk etti. Elbette, geçen günkü banka soygunları ile ilgi yazımda da vurguladığım gibi; bataklık yerine sivrisineklerle mücadeleye yoğunlaşan çok sayıda kişi olacaktır. Bu tavrın doğal bir nedeni de konuya duyulan öfke ile ilgilidir.

Vahşeti yapanları keselim, biçelim, idam edelim hadım edelim gibi yaklaşımlar ve polisiye tedbirler her zaman konuşulduğu gibi yine konuşulacaktır. Çok ağır cezaların uygulandığı ülkelerde bu gibi vakalar önlenebildi mi? Tecavüz ve cinayetleri yaratan temel olgular ağır ceza uygulamakla ve idam etmekle son bulabiliyor mu?

AĞIR CEZALARIN OLDUĞU ÜLKELERDE TECAVÜZ VE CİNAYET ÖNLENDİ Mİ?

Hiç kuşkusuz suçların tekrar edilmemesinde cezanın caydırıcı olması gerekmektedir. Ancak, salt ceza ve polisiye tedbirlerin yeterli olmadığını başka ülke gerçekleri ile de göstermektedir. Örneğin, Tecavüz idam cezasının olduğu ülkelerde daha yaygın gerçekleşebilmektedir. Uluslararası Af Örgütü’nün rakamlarına göre, 2012 yılında dünya çapında 1923 idam cezası verilirken, idam cezasının en fazla uygulandığı ülkelerin başında Çin, ABD, Pakistan, Afganistan, Hindistan, Ortadoğu ve Arap Yarımadası ve Afrika ülkeleri geldi. Sadece Çin’de uygulanan idam sayısı bütün dünya ülkelerinin toplamını aşıyor. Buna karşılık, dünyada kadınların statüsü üzerine çalışmalarıyla bilinen Woman Stats Project’in 2011 rakamlarına göre, dünyada tecavüzün en yaygın olduğu ülkelerin başında, yani birinci grupta, ortalama her 100 bin kadından 60’ının tecavüze uğradığı Afganistan, Hindistan, Pakistan, Suudi Arabistan, Yemen, Irak, Suriye, Ürdün, İran, Sudan ve diğer Afrika ülkeleri gelmektedir. Başka bir deyişle idam cezası tecavüzün önüne bu ülkelerde geçemedi. Woman Stats Project’e göre tecavüz ortalamasında ikinci grubu Çin, Vietnam, Laos, Tayvan, Güney Kore, Tayland gibi ülkeler oluşturuyor. Ancak başta Çin olmak üzere, bu ülkeler idam cezasının yine en fazla uygulandığı ülkeler arasındadır (http://www.diken.com.tr/tecavuz-idam-cezasinin-oldugu-ulkelerde-daha-yaygin/).

KADIN OLMANIN ÇOK ZOR OLDUĞU ÜLKELER

Bazı ülkeler vardır ki; o ülkelerde kadın olmak çok zordur. O ülkelerde kadın olarak doğmak istemezsiniz. İşte size bu ülkelerden bazı örnekler. Mısır'daki kadınların %99.3'ü, cinsel tacize maruz kalırken %91'i de kadın sünnetine maruz kalmaktadır. Politikada da kendilerine neredeyse hiç yer bulamamaktadırlar. Irak parlamentosunda hiç kadın milletvekili yer almamaktadır. Ayrıca Iraklı bir kadın, pasaport almak isterse erkek bir yakınının izin verdiğine dair belge götürmesi gerekmektedir. Suudi Arabistan'da kadınların araba kullanması yasalar ile yasaklanmıştır. Bu ülkede tecavüz ve cinsel saldırı 'zina' sayılabilir. Suriye'de kadınlar için yasal evlenme yaşı 17 olmasına rağmen Türkiye’de bulunan Suriyeli mülteci kampında 12 yaşında bir kızın evlendirilmeye çalışıldığı rapor edildi. Yemen'de kızların sadece %53'ü ilkokula gönderilmektedir. Kadınların binde 2'si, doğum sırasında hayatını kaybetmektedir. Sudan'da kızlar için yasal evlenme yaşı 10'dur. Ortalama olarak her 30 kadından 1'i hamilelik sırasında hayatını kaybetmektedir. Sudan'da ise kadınların binde 7.3'ü doğum sırasında hayatını kaybetmektedir. Lübnan yasalarına göre tecavüz eden kişi, tecavüze uğrayan kadınla evlenme hakkına sahip olmaktadır. Yasadışı kürtaj yapan kadın 7 yıl hapse mahkûm olmaktadır (http://onedio.com/haber/kadin-olmanin-cok-sikintili-oldugu-22-ulke-203257).

İŞİN SIRRI ÜLKENİN VE İNSANIN KALKINMASINDA!...............

Yukarıdan da anlaşılabileceği gibi; tecavüz ve cinayetleri yaratan unsurlar toplumsal düşünce yapısı, kültürel değerler, insan davranışına yön veren töre, gelenek ve normlar, demokrasi ve insan haklarına karşı toplumsal inanç ve devletin bakış açısı her ülkede tecavüzün ve vahşet gibi cinayetlerin fikri altyapısını oluşturabilmektedir. Dolayısıyla, kolayı seçip cezaya odaklanmak yerine bu davranışların alt yapısını oluşturun töre, gelenek, çağdışı namus anlayışı, feodal düzen, halen sözde kalan insan ve kadın haklarını ilişkin kararlı bir duruş sergilemek soruna ilişkin bataklığı büyük oranda kurutmak anlamına gelecektir.

CUMHURİYETİN MUASIR MEDENİYETLER SEVİYESİ HEDEFİ GERÇEKLEŞTİ Mİ?

Muasır medeniyetler seviyesini yakalamak vizyonu ile Mustafa Kemal Atatürk tarafından 1923'te kurulan Türkiye Cumhuriyeti, bugün itibari ile bu vizyonda belirli metropoller haricinde başarılı olmadığı ortaya çıkmaktadır. Yani, ülke geneline bu vizyonu yaymak için gerekli sosyal, ekonomik, beşeri ve idari projeler hayata konamamış ve son zamanlarla ülkede gelişmişlik artmasına rağmen muasır medeniyetler seviyesini yakalamak için gerekli düzeyde kalkınma başarısı gösterilememiştir. Halen daha dekolte giymenin veya geç vakitte sokakta bulunmanın tecavüzü meşrulaştırabileceği, erkeğin sözünden çıkılırsa dayağın hak edildiği Ataerkil (erkek otoritesine dayanan bir tür toplumsal örgütlenme) düzenin hakim olduğu, töre gereği namusun, sözde erkeklik onuru ve gururunun insanın yaşam ve vücut bütünlüğünün üzerine çıkabildiği ve FEODAL DÜZENİN YIKILAMAYIP ÇOCUK VE KADININ BİR EŞYA GİBİ HOR KULLANABİLDİĞİ BİR ÜLKEDE MUASIR MEDENİYETLER SEVİYESİ PROJESİNİN BAŞARILI OLDUĞUNU BAŞTA KEMALİSTLER OLMAK ÜZERE KİMSE İDDİA EDEMEZ. ÜSTÜNE ÜSTLÜK BU GERÇEKLER HÜKÜM SÜRERKEN İLLE DE KÜRDE TÜRK DEDİRTME GİBİ NAFİLE ISRARLAR VE GAİLELER İÇERİSİNDE OLMAK HERHALDE MUASIR MEDENİYETLER SEVİYESİNİN BİR UNSURU DEĞİLDİR.

İNSANİ GELİŞME AÇISINDAN TÜRKİYE’NİN YERİ NEDİR?

BM–UNDP 2014 İnsani Gelişme Raporu ekonomik büyüme, kalkınma ve toplumsal refah yönünden Türkiye’nin yakın geleceğine ışık tutmaktadır. Rapor, 2023 yılı için hedefler koymuş olan Türkiye’nin o noktaya varabilmesi için yoğunlaşması gereken dönüşüm alanlarını ve radikal reformları, sektörel verilerle göstermektedir: 1. Eğitimde geriliğin acilen giderilmesi ve kalitenin yükseltilmesi. 2. Bölgesel insani gelişmişlik farklarının ortadan kaldırılması. 3. Eğitimde, istihdamda, gelirde, siyasal ve sosyal yaşamın bütün alanlarında kadın–erkek eşitsizliğine son verilmesidir. Bunlar ve diğer insani gelişmişlik göstergeleri açısından geldiğimiz bugünkü noktada ve dünyada ‘İnsani Gelişme Endeksi'nde (İGE) ilk sırayı Norveç alırken bu ülkeyi Avustralya, İsviçre, Hollanda ve ABD izliyor. Almanya'nın 6., İngiltere'nin 14., Japonya'nın 17., Fransa'nın 20., Yunanistan'ın 29. sırada bulunduğu endekste, en az insani gelişmeye sahip ülkeler ise Nijer, Kongo, Orta Afrika Cumhuriyeti, Çad ve Sierra Leone görünüyor. Türkiye ise 187 ülke arasında 69'uncu sırada yer almaktadır. ‘Toplumsal Cinsiyet Eşitsizliği’, Türkiye’nin en zayıf olduğu gelişme alanlarından birini oluşturmaktadır. Türkiye’nin cinsiyet eşitsizliği durumu ile ilgili olarak 2013 endeksinde 149 ülke arasında 69. sırada yer aldı. Türkiye’de parlamentodaki kadın milletvekili oranı yüzde 14.2. Bu oran Azerbaycan’da yüzde 16.0, Avrupa ve Orta Asya’da yüzde 18.2 ve Türkiye bunların tümünün gerisinde bulunuyor (http://www.kobi-efor.com.tr/kapak/bm-2014-yili-insani-gelismislik-raporu-h3024.html)

SON SÖZ: DAVRANIŞ BOZUKLUĞU ŞEKLİNDE TANIMLANABİLECEK TECAVÜZ VE CİNAYET GİBİ OLGULARLA SÜRDÜRÜLEBİLİR MÜCADELE ÜLKE VE İNSANİ KALKINMIŞLIK İLE MÜMKÜN OLABİLİR. YANİ, ÜLKEDEKİ EĞİTİM DÜZEYİ, KÜLTÜREL ZENGİNLİK, DEVLET VE KİŞİLERİN YÜKSEK DEMOKRASİ ANLAYIŞI, EVRENSEL İNSAN HAKLARINA VE KADIN HAKLARINA SÖZDE DEĞİL ÖZDE SAHİP ÇIKAN KİŞİSEL VE TOPLUMSAL OLGUNLUK BAHSEDİLEN DAVRANIŞ BOZUKLUKLARINI ÖNLEMEDE EN ETKİLİ UNSURLAR OLACAKTIR. KADIN OLMANIN ÇOK ZOR OLDUĞU YUKARIDAKİ ÜLKE ÖRNEKLERİNDE OLDUĞU GİBİ TECAVÜZ VE CİNAYET GİBİ OLGULARI MEŞRU ZEMİNE TAŞIYACAK TÖRESEL, GELENEKSEL, ÖRF VE ADETLER İLE DİNİ SAPLANTILARI ORTADAN KALDIRACAK MODERN DEMOKRATİK BİR DEVLET VE TOPLUMSAL YAPI KURAMAZSAK VE BU YAPI İÇİN VİZYON ORTAYA KOYAMAZSAK DÜŞECEĞİMİZ ACİZLİK CEZALARIN VE POLİSİYE TEDBİRLERİN ARTIRILMASI İLE SINIRLI KALACAKTIR.

:

:

:

: