Verilen mücadele yeterli mi?

Ülkemizi, bir illet gibi saran ve birçok hayatın, son bulmasına neden olan uyuşturucu ile mücadelede, acaba yeterli uğraşı, mücadeleyi, savaşımı veriyor muyuz?
Ülkemizi, bir illet gibi saran ve birçok hayatın, son bulmasına neden olan uyuşturucu ile mücadelede, acaba yeterli uğraşı, mücadeleyi, savaşımı veriyor muyuz?
Veriyoruz, diyen varsa.
Beri gelsin.
KKTC’nin, toplam alanı, 3242 km kare.
Her tarafı, deniz olan adanın, kuzeyi ve güneyi ayıran kara sınırı.
Giriş, limanları belli.
Kuzey, güney sınırı, Güvenlik Kuvvetlerinin, denetiminde...
Pek ala.
Nerede ise, ilkokullara da, girme noktasında olan bu meret, ülkeye nasıl giriyor?
Binlerce hayatı, olumsuz etkileyen…
Birçok hayata son veren ve bir avuç kişiye, köşeyi döndüren, bu madde… Hangi yollardan ve kimlerin desteğinde, bu ülkeye geliyor veya getiriliyor?
Limanlarda, çok az miktarlara kadar, bulunup, suçlular, suçüstü yakalanıyorlar.
Fakat ülkede nerede ise nüfusun büyük bir kısmını etkisi altına alan, sinsi yollarla her yere ayağını uzatan. Bu zehirli maddeden nemalananlar, nerede?
Sınırlarda, termal kameralar.
Denizlerde, sahil botları…
Yine, bu meretin ülkeye girmesinde rol oynayan, ağa babalar.
Paşa babalar, bulunamıyor.
Öyle, girişlerde, yarım gram.
Bir gram bulunmakla, bu kaynağın bulunmasına yeterli değil.
Daha başka önlemlerin, alınma zamanı, gelmedi mi?
Polisiye, tedbirler.
Giriş kapılarındaki denetimlere rağmen, ülkede, uyuşturucu artıyorsa, bunun altında, başka bir şeyin yattığını düşünmek. Acaba hata mı olur?
İyi ki, yüz ölçümümüz, Türkiye’nin yüz ölçümü olan, 814 578 km kare değil, olsa, halimiz nice olurdu?
Bu küçücük coğrafyada, gerekli önlemlerin alınması halinde, kısa bir zamanda, bu sorun çözülür.
Ülkemizde, tehlikenin boyutları o kadar artmıştır ki, Başbakanlık, Uyuşturucu ile Mücadele Komisyonu, oluşturdu.
Fakat uyuşturucuda, bir azalmanın olduğunu, ülkede hiç kimse görmedi, hissetmedi.
Kurulan Komisyon da, bu iş için şölen düzenledi.
Sanki şölenlerle, uyuşturucunun ülkeye gelmesinin, önüne geçilecekmiş gibi!
Tabi ülkede bunu kullananlar ve müptelası haline gelenler, yıllarca bir suçlu muamelesi gördü.
Yargılandı.
Hapislere, düştü.
Birçoğu da, bu dünyadan göçtü.
Siyasi erkimiz, ülkede, müptelası olmuş ve bu illete bağımlı hale gelmiş insanlarımız için, yasal tedbirler düşünmüş.
Parlamentoda bulunan 4 partinin, temsilcilerinden oluşan vekiller. Bunun üzerine gitmeye, hem fikir olmuşlar.
Uyuşturucu bağımlılarına, bir nevi özel statü tanıyacak, yasal girişimlerde bulunma kararını aldılar.
Uyuşturucu bağımlılarını, uyuşturucu üreten ve satanlardan ayıracak, yasal düzenlemeyi deruhte ettiler.
Bu yeni yasa ile bağımlılar, 1 veya 3 yıllık tedavi altına alınacak ve tedavi görecekler.
Yasa ile bu süre içerisinde olan bağımlılar, tedavileri esnasında, gözetim altında bulundurulacaklar.
Yıllardan beri uyuşturucu bağımlılarının cezalandırılıp, hapislere atılması dönemi de, ülkemizde sona erecek.
Dört siyasi partimizin, bu konuya neşter vurma hareketine, onay vermemek mümkün değil.
Belki de bu uygulama ile ülkeye bu illeti getiren esas kaynak ve kaynakların, üzerine gidilir.
Atılan her adım, sonuca daha da yaklaştırır.
Tabii bu düzenleme yapılırken, bağımlılarla ve aileleri ile teşriki mesai yapmak, her halde faydalı olacak kanısındayım.
Yaşanan olayları, en iyi onlar bilirler.
Yıllarca, çağdaş demokrasilerde, nerede ise bir insanlık hakkı olan bu uygulamaya geçmekle. Aslında bir anlamda, ileride bu illet sayesinde, muhtemelen yitirilecek canların da, yitirilmesinin önüne geçilmesi bakımından:
“DEVRİM NİTELİĞİNDE” olsa gerek.

:

:

:

: