'Faiz oranı değiştirilen borçlular, mahkemeye başvursun'

Bir ülkenin gerçek durumunu, ekonomisi gösterir.
Bir ülkenin gerçek durumunu, ekonomisi gösterir.
Ekonomik gelişme, vatandaşın genelinin ekonomik refahı, alım gücü, yaşam standardı, en başta, eğitim, sağlık, güvenlik hizmetlerinin kalitesi, bir ülkenin genel resmidir.
Gerisi, şov, gösteri, popülizm ve algıdır.
İyi yönetim, ekonomiyi iyi yönetmekle, kaynakları, adil ve genele yaymakla belli olur.
Uzun bir zamandır, TV programlarımda, ekonomi konusunu hukukla beraber işlemeye, tartıştırmaya çalışıyorum.
Her ayın belli bir gününde, ekonomist Göksel Saydam ve avukat Orhan Arsal ile ekonomiyi ve hukuku konuşuyoruz.
Aslında ülkenin filmini, röntgenini çekiyoruz.
Bugün de son programın bir özetini sizlerle paylaşıyorum.
Avukat Orhan Arsal;
'Bizim ülkemizde İngiliz hukuk sisteminin temelleri var. Halen yürürlükte olan İngiliz yasaları var. Bankalarla ilgili İngiltere de alınmış bazı kararlar mevcut. Bizde de bu kararlar, ikna edici olarak mahkemelerimizde kullanılıyor. İngiliz bir yasa daha yaptı. Adil olmayan sözleşme geçerli değildir diyor. Yasa koyucu adil olmayan sözleşmelerde, tüketiciyi korumalıdır.
Banka belgelerine imzayı attın bitti konusu yoktur. Birden fazla ve küçük, küçük harflerle yazılmış belgeler, içinde kimsenin beklemediği maddeler. Örneğin serbest faiz artırımı. 1956 yılında, İngiltere de alınan bir karar var. Ünlü bir hukukçu diyor ki 'bir sözleşme ne kadar makulliyetten uzaksa, sözleşmeyi imzalayanın dikkatine o kadar çok getirilir'.
Gerekirse ilgili madde kırmızı çizgilerle belirlenerek, dikkat çekecek şekle getirilecek. Sözleşmeyi imzalayan, ne imzaladığını bilecek, kabul edecek, bilinçli olacak. Uyarmazsan kabul edilmez diyor ilgili kararda. İngiltere'deki bu karar bizim ülkemizde de kullanılabilir. Aynı durumu yaşayan borçlular, bu madde ile mahkemeye başvurabilir. Tabi ki ekonomik olarak kaç kişi bunu yapabilir, o da belirsiz. Mahkemelerin durumu, eksiklikler, hepsi bu ülkede sorun.
Sorunun esas çözümü, faiz yasasının geçirilmesi. İngiliz bu ülkeye fasıl 153 diye bir faiz yasası getirdi. Üç cümlelik bir yasa. İlk cümle diyordu ki, %9'dan fazla faiz olamaz. İkinci cümle, hiçbir şart ve halde, faiz borcun iki katını geçemez. Anayasa mahkemesi 2007 yılında bunun çağrısını yaptı. Günün hükümeti ve sonra gelen hükümetler programlarına yazdılar ama yapmadılar.'

Ekonomist Göksel Saydam;
'Bankalar en çok denetlenen kurumlardır. Faiz yasası, mudilerin ortaya çıktığı zamanlarda daha çok gündeme geldi. Hükümetler çözüm olarak borçluya vadenizi uzatın dedi. Günü kurtardı. Sorunu hep halının altına süpürdüler. Sorun da hala sürüyor.
Bir kamu bankamız faiz indirimi yaptı. Demek ki bankalar isterse kazancıdan fedakârlık yapabilir. Faiz yasası şart. Tüketicinin korunması gerek. Türkiye bunu yaptı. Yazılacak borç senedi kuralları 14 veya 16 puntodan az olmayacak. Sözleşme imzalanmadan, müşterinin sözleşmeyi avukatla, muhasebecisiyle görüşüp karar verme, ret etme hakkı var.
%17'den borç alınıyor. Ani bir kararla, faiz %35 oluyor. Yani iki katı. Zorda olmayan, ihtiyacı olmayan biri borç alır mı? Yeniden yapılandırma veya değişen faizi istemiyorsan borcunu kapat deniyor. Borçlu bir insan bunu nasıl yapabilir? Devlet borç sözleşmelerinden %3 vergi alıyor. Hükümet bu ortamda, neden 6 ay bu vergiyi düşürmedi?
Bu halk lüks yaşamaya alıştırıldı. Ahlak bozuldu, saygı yok. KKTC, dünyanın en fazla lüks aracının bulunduğu ülkedir.
Geçen seneye göre tüketici kredileri arttı. Kredi kartlarında %8,9 artış var. Döviz mevduatları arttı. GSM konuşmaları %3.15 artış gösterdi. Yani bu ülkede kriz var mı? Bu ülkede gerçek anlamda kriz yoktur. Kriz belli bir kesim için vardır. Maalesef vatandaş lüks yaşamdan vazgeçemiyor.'


:

:

:

: