Keşke rehberlik edilseydi...

Trafik kazalarının gencecik bedenleri toprağa gönderdiği yollardan geçerken kim ne hisseder derseniz? tahminin ötesinde üzüntülerimiz vardır.
Trafik kazalarının gencecik bedenleri toprağa gönderdiği yollardan geçerken kim ne hisseder derseniz? tahminin ötesinde üzüntülerimiz vardır. Cuma gün Girne’den çıkıp Lefkoşa’ya sırf o gün yine bir gencimizi toprağa verme öncesinde Girne- Lefkoşa yolunu görmek açısından kullandım.Dikkatlice ve levhalarda yazan hız limitlerini de ayrıca takip ettim. Hız limitleri 50-65- 100 yol boyunca göze girecek şekilde levhalarda belirli noktalarda vardı. Yola çıkıştaki maksadım o yolu kendimce ve araba kullanırken yol güzergahında nelere şahit olabileceğimi görebilmekti. Yol ortasında nerdeyse kağıt inceliğindeki bariyerlerin birkaç yerinde kazalardan mütevellit eğiklikler hale duruyordu.Yol kenarlarındaki reklam levhalarında “Akel Avrupa Parlementosu adayının”kanaatimce yasallığı tartışılır olan ve KKTC topraklarında büyük pano şeklinde reklamları dahi vardı. Bayındırlık ve Ulaştırma Bakanı Tolga Atakan’ın 21/1974 sayılı Motorlu Araçlar ve Yol Trafik (Değişiklik) Yasası’nın 6. maddesi tahtında yayımladığı “Hız Sınırının Kısıtlanması Hakkında Bildiri”, Resmi Gazete’de de yer alarak yürürlüğe girdi.” denilen haberleri de anımsayarak yoluma devam ettim. Gerçi bu tebliğ Girne- Dağyolu güzergahı için olsa bile genelde yoğun trafikte kamyonların normal trafik içerisinde yarattığı sorunlar bilinmektedir. Arabayı normal seyirde kullanırken anılar da peşimi bırakmıyordu. Süt Endüstrisi Kurumu Müdürlüğünü yaptığım yıllarda KKTC genelinde süt toplama ve güzergahlarını belirlemiştik. Girne Lefkoşa yolunda kamyonlarının o güzergahı kullanmalarının Girne Lefkoşa serbest Lefkoşa Girne dönüşün yol güvenliği açısından yasak olduğunu o zamanın Polis Genel Müdürü Sayın Pervin Gürler ile yaptığım telefon konuşmasından öğrenmiştim. Hatırlanacağı üzere o zamanlarda yokuş inişinde frenleri patlayan bir kamyonun Girne’ye şehre doğru inişindeki tehlikeli sürüş unutulmamıştır. Hatta o zamanlarda yol kenarlarında kum yığınları olması gerekirken, var mı yok mu?gibi tartışmaların yaşandığını da bilenleriz. İzlenimlerime gelince öncelikle Girne dağ yolunda sürat tahdidi getirilen kamyonların Girne Lefkoşa yolunda da bu limitlere uyma durumunun olması gereken olduğunu düşünmeme sebep ağır yüklü kamyon sürüşüne şahid oldum. 65 km gidilecek yerde hız limitine ben uyarken dev gibi kamyonun çok süratli bir şekilde yanımdan hızla geçişini hayretle izledim. Üstelik Güzelyurt yolundaki aracın devrildiği haberini ve gösterilen fotoğrafları sabah facebook Web tv haberlerinde görmüştüm. Kamyon üzerinde ne olduğunu anlayamadığım ve oldukça yüksek demir aletlerin, bir an üzerime düşebileceği hissine kapıldım. İleride yokuşta yükten ötürü yavaşlayan kamyonun kurallara uygun mesafede arkasında gitmeme rağmen ani bir duruşta kamyondaki yükün arkaya devrilebileceği tehlikesinin olasılığı ile yolda ilerlerken,uygun yerde kamyonu geçmek adına, ön dikiz aynasından ve yan aynalardan arkaya bakmak gerektiğinde bir de ne göreyim direksiyondaki genç telefonda konuşuyor ve tek kol ile direksiyonu idare ediyor. Trafik kazalarında bu tür kuralsızlıkların nelere sebebiyet verdiğini kaç eve ateş düştüğünü düşünüp üzülürken, bizlerin de genç olduğu zamanlar olduğunu lakin trafikte kurallara daha fazla uyulduğuna kani oldum. O zamanlarda ellerde “tehlike çanı” gibi akıllı telefonların olmadığı, dikkatlerin bu günlerdeki kadar dağınık olmadığını düşünerek Lefkoşa’ya varırken,refüjler içerisindeki insan boyu karmakarışık otların çift şerit yolun sanki iki taraflı seyircisi gibi rüzgarın etkisinde araç sürücülerinin gözlerini oldukça yorabileceğini, karşıdan gelen araçları gizlediğininin farkındaydım. Otların temizliği bu kadar mı zordu? Keşke Maliye Bakanı Serdar Denktaş ot temizliğine mahallesinden değil böyle yollardan başlayıp, ilgililere, rehberlik edebilseydi!

:

:

:

: