HP kendine güvenenlere bir kez daha ters köşe yaptı

İyi eğitim almış, donanımlı özgüveni yüksek genç bir adam.
İyi eğitim almış, donanımlı özgüveni yüksek genç bir adam.
Niyet etti toplumun en hassas olduğu, en çok ihtiyaç duyduğu bir dönemde hukukun üstünlüğü dedi, temiz toplum dedi, yasal olmayan her icraatın karşısında duracağım dedi ve kendisine inanan, güvenen insanlarla birlikte bir sivil toplum örgütü kurdu.
Bu sivil toplum örgütünün adına “Toparlanıyoruz Hareketi” dediler.
Bu hareketin siyasi bir oluşuma dönüşmeyeceğini de defalarca söylediler.
Peki ne oldu?
Toparlanıyoruz hareketi orada kaldı ama kuranlar siyasete girdi.
Tahmin ettiğiniz gibi Sayın Kudret Özersay’dan bahsediyorum.
Peki ya sonra..
Kudret Bey, ölçtü biçti, hesapladı ve Cumhurbaşkanı olmaya karar verdi.
Akabinde Toparlanıyoruz Hareketini bıraktı, 2015 yılında bağımsız aday olarak seçime katıldı.Tabi bu seçimi kazanamadı ama büyük bir başarı elde etti.
Zira siyasi parti desteksiz, örgütsüz, cemiyetsiz yüzde 20 oy almayı başardı halktan. Lakin halktan aldığı hatırı sayılır desteğe rağmen herhangi bir siyasi oluşuma gitmeyeceğini belirtti.
Akabinde yine ölçtü,biçti, hesapladı ve siyasi bir parti kurmaya karar verdi.
Hoş Halkın Partisini yine kendisine inanan, güvenen, fikirlerine önem veren bir grup insanla birlikte kurdu.
Kıbrıs Türk Siyasal yaşamında adeta fırtına estirdi.
Halkın Partisinin toplumsal konulara olan hassasiyeti, çözüm önerileri, hukuktan yana tavrı, yasal olmayan ve dönemin hükümeti tarafından yapılan icraatların önünde durması ve yargıya taşıması, temiz toplum şiarını ilke edinmesi gibi önemli değerleri savunması bir anda halka bir umut oldu.
Nitekim ilk girdiği seçimlerde Halkın Partisi 9 milletvekili çıkarmayı başardı.
UBP ile koalisyona hiçbir şekilde girmeyeceğini söyleyerek, CTP, TDP ve DP’nin de içinde yer aldığı siyasi partilerle ortaklığa giderek 4’lü koalisyon hükümetinin oluşumuna katkı sağladı.
Yani hükümetin bir ortağı oldu.
Bu elbette HP için riskli bir karardı.
Çünkü sürekli eleştirdiği ve çeşitli yolsuzluklarla, illegal işlerle, çarpık ilişkilerle, rüşvetle anılan önceki hükümetin ortağı konumundaki DP ile de ortak olmuştu yeni kurulan 4’lü koalisyon hükümetinde..
Sonuç olarak bu hükümet 1 yıldan biraz fazla ülkeyi yönetti.
Sonrası malumunuz, Halkın Partisi hükümetin 4 ortağından biri olan Demokrat Partinin Genel Başkanı ve Maliye Bakanı Serdar Denktaş’ın yetkilerini tartışmalı bir şekilde kullanıp devlet kaynaklarını avantajlı olarak yakınlarına dağıttığı ve Bakanlar Kurulunun bilgisine getirmediği gerekçesiyle 4’lü koalisyondan ayrılma kararı aldı..
Peki bu sebep Halkın Partisinin hükümetten ayrılmasına bir gerekçe miydi?
Herkese göre tabi ki bu değişir.
Lakin bana göre evet bu önemli bir gerekçeydi.
Amma velakin bu hükümetin bozulacağı yönünde bir süreden beridir de söylentiler dolaşıyordu etrafta. Şöyle ki; CTP,HP,TDP ve DP’nin 4’lü koalisyon hükümetinin bir vesile ile Halkın Partisi tarafından bozulacağı ve yerine UBP-HP ortaklığında yeni bir hükümet kurulacağı, hatta 4’lü koalisyon hükümeti devam ederken UBP ve HP arasında yeni koalisyonun oluşumuna dair görüşmeler yapıldığı iddia ediliyordu.
Bu iddiaların gerçeği yansıtıp yansıtmadığını bilmiyorum.
Ancak iddia edilen senaryonun gerçeğe dönüştüğü de bir gerçek.
Dolayısıyla bu durumda Halkın Partisinin UBP ile hükümete girmek yerine muhalefette kalıp kamuoyuna hayır biz kapılar arkasında hiç kimseyle bir hükümet pazarlığına girmedik, savunduğumuz değerlere ters düştüğü için de 4’lü koalisyon hükümetinden ayrıldık, bundan sonra muhalefet görevimizi yerine getireceğiz demesini çok isterdim..
Ama demedi..
Yine ters köşe yapmayı tercih etti.
Hem de Halkın Partisine inanan, güvenen, insanların bu inançlarını ve güvenlerini yıkma pahasına..
Peki niçin?
Bu soruya “HALK İÇİN” diyebilecek pozisyonda mı şimdi Halkın Partisi?
Hiç değil...




:

:

:

: