Ombudsman, talep üzerine hazırladığı sağlık kurumları ücretler tarifesi tüzüğü'ne ilişkin raporu açıkladı

Yüksek Yönetim Denetçisi (Ombusman) Emine Dizdarlı, Sağlık Kurumları Ücretler Tarifesi Tüzüğü’nün, iptal edilmediği sürece ya da yerine yeni bir tüzük veya düzenleyici işlem yapılmadığı müddetçe geçerliliğini koruyacağını belirtti.
Yüksek Yönetim Denetçisi (Ombusman) Emine Dizdarlı, Sağlık Kurumları Ücretler Tarifesi Tüzüğü’nün, iptal edilmediği sürece ya da yerine yeni bir tüzük veya düzenleyici işlem yapılmadığı müddetçe geçerliliğini koruyacağını belirtti.

Anayasa Mahkemesi’ne iptal davası açmak için önkoşul olan 90 gün süre sona erdiğinden mevcut tüzükle ilgili herhangi bir iptal kararı ve tüzükle ilgili Anayasa Mahkemesinin herhangi bir aykırılık kararı bulunmadığına işaret eden Dizdarlı, tüzüğün uygulanmasını engelleyecek bir Anayasa Mahkemesi kararı olmadığı nedeniyle tüzük kurallarının geçerliliğini korumaya devam edeceğini kaydetti.
Emine Dizdarlı, Anayasa ve yasa açıkça yetki vermediği sürece devletin hiçbir organının tüzük yapamayacağını ve yürürlüğe koyamayacağını, bunun çözüm yerinin yürütme organı Bakanlar Kurulu olduğuna işaret ederek, “Tüzüklerin veya düzenleyici işlemlerin kanuna dayanması gerekmektedir. İdare, kanuna aykırı düzenleyici işlem yapamaz ve/veya kanunların çizdiği sınırların dışına çıkmamalıdır. Yasama yetkisi asli bir yetkidir” dedi.

Dizdarlı, Bakanlar Kurulu’na verilen yetkiye istinaden yapılan tüzükler iptal edilmediği sürece veya yerine yeni bir tüzük veya düzenleyici işlem yapılmadığı müddetçe de bu tüzüklerin geçerliliğini koruyacağını vurguladı.

Ombudsman Emine Dizdarlı, Serbest Çalışan Hekimler Birliği'nin soruşturma talebi üzerine hazırladığı raporunu yayınladı.

Dr. Remzi Gardiyanoğlu, birlik adına yaptığı başvuruda, “sağlık çalışanlarına ilişkin verilmiş olan Anayasa Mahkemesi kararı ışığında, Sağlık Kurumları Ücretler Tarifesi Tüzüğü’nün yasal dayanağının olmadığını ve söz konusu tüzüğün yasal dayanağı olsa bile KKTC Sağlık Bakanlığı’nın mezkur tüzük kurallarına uymadığını iddia ederek konunun Dairemiz tarafından soruşturulmasını” talep etmişti.

Daireye yapılan başvuru üzerine “38/1996 sayılı Yüksek Yönetim Denetçisi (Ombudsman) Yasası” kuralları çerçevesinde yaptığı inceleme sonunda hazırladığı rapor aynen şöyle:

“KKTC Anayasası’nın genel ilkeler kısmında, Devletin şekli ve nitelikleri başlığı altında yer alan 1’inci madde tahtında Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Devleti, demokrasi, sosyal adalet ve hukukun üstünlüğü ilkelerine dayanan laik bir Cumhuriyettir. Yine Anayasa’nın 8’inci maddesine göre, herkes, hiçbir ayırım gözetilmeksizin, Anayasa ve yasalar önünde eşittir. Hiçbir kişi, aile, zümre veya sınıfa ayrıcalık tanınamaz. Devlet organları ve yönetim makamları, bütün işlemlerinde yasa önünde eşitlik ilkesine uygun olarak hareket etmek ve ayrıcalık yapmamak zorundadırlar.
Ekonomik bakımdan güçsüz olanların Anayasada ve yasalar ile elde ettikleri veya edecekleri kazanımlar bu madde ileri sürülerek ortadan kaldırılamaz.

Görüleceği üzere, KKTC Anayasası’nın 8’inci maddesi yasama organına yasama yetkisini kullanırken eşitlik ilkesine uygun yasa yapma yükümlülüğü getirmektedir.
Eşitlik ilkesi tahtında yasalarla yaratılan haklarda ve ödevlerde, yararlarda ve yükümlülüklerde eşitliğin gözetilmesini sağlamakta ve ayrıcalık yaratılmasını önlemektedir.

Anayasa’nın bu maddesinde herkesin hiçbir ayırım gözetilmeksizin, Anayasa ve yasallar önünde eşit olduğu kabul edilmiştir. Ancak eşitlik ilkesi, herkese ayni şekilde davranılmasını değil, sadece ayni veya benzer durumda bulunanlara eşit davranılması öngörmektedir. Yasama organı, yasama veya kanun koyma yetkisinin bir gereği olarak, konunun yararlar ve/veya yükümlülükler bakımından kişilerin, şeylerin veya durumların çeşitli özelliklerini esas alıp sınıflandırmalar veya kişiler arasında fark gözetip ayırımlar yapabilmek yetkisine sahiptir. Başka bir anlatımla, kanun koyucu kişiler ve şeyler arasında çeşitli özellikler bakımından bunlardan önemli gördüklerini bir takım hak ve ödevlere bağlama yetkisine sahiptir.

6/2009 sayılı Kamu Sağlık Çalışanları Yasası 2 Şubat 2009 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğü girmiştir. Söz konusu Yasa’nın 43’üncü maddesi başka iş yapma yasağını düzenlemiştir. Kamu Sağlık Çalışanları Yasası’nın 43’üncü maddesinin 3’üncü fıkrasına göre, sağlık hizmetlerine ilişkin döner sermaye ile ilgili mevzuat kapsamında ek ödenek alma ve/veya özel hasta bakma hakkını tercih etmeyen hekimler, günlük çalışma saatleri dışında hastane, klinik, özel dispanser ve özel muayenehanelerde çalışabilirler. Ancak, bu durumdaki hekimler nöbetci ve icapçı (on-call) olduğu gün ve saatlerde, kamu sağlık hizmetlerinin yürütülmesinde kendilerine verilen görevleri yerine getirmekle yükümlüdürler.

Yine 6/2009 sayılı Kamu Sağlık Çalışanları Yasasının 102’inci maddesinin 1’inci fıkrasının (A) bendi Tabiplik Hizmetleri Sınıfında çalışan kamu sağlık çalışanları dışındaki kamu sağlık çalışanlarının yaz aylarındaki haftalık çalışma saatleri 35 ve kış aylarındaki haftalık çalışma saatleri 40 saat olup Cumartesi ve Pazar günleri tatil olmak üzere düzenlenmesi öngörülmüştür. Aynı Yasa maddesinin (B) bendi ise Sağlık kurum ve kuruluşlarında Tabiplik Hizmetleri Sınıfında çalışan kamu sağlık çalışanlarının yaz ve kış ayları haftalık çalışma saatlerini 35 saat olarak belirtmiştir. Haftalık çalışma süresi Cumartesi ve Pazar günleri hafta sonu da tatil olmak üzere düzenlenmesi öngörülmüştür.

Anayasa Mahkemesi olarak görev yapan Yüksek Mahkeme’ye (sırası ile) Serbest Çalışan Hekimler Birliği Yönetim Kurulu 2/2009, Kıbrıs Türk Kamu Görevlileri Sendikası 4/2009, Kıbrıs Türk Amme Memurları Sendikası 5/2009 ve Kıbrıs Türk Hemşireler ve Ebeler Sendikası 8/2009 sayılı davaları dosyalayarak Kamu Sağlık Çalışanları Yasasının 43’üncü ve 102’inci maddelerinin Anayasa’nın 1’inci ve 8’inci maddelerine aykırı olduklarını ileri sürerek iptal edilmelerini talep ettiler.

Anayasa Mahkemesi huzurunda olan söz konusu davalar birleştirilerek dinlenmiştir. Anayasa Mahkemesi sonuç olarak 6/2009 sayılı Kamu Sağlık Çalışanları Yasasının 43’üncü maddesinin 3’üncü fıkrası ile 102’inci maddesinin 1’inci fıkrasının (B) bendinin Anayasanın 1’inci ve 8’inci maddelerine aykırı olduklarına ve iptallerine karar vermiştir.

Kamu Sağlık Çalışanları Yasasının 43’üncü maddesi döner sermaye ile ilgili mevzuat kapsamında ek ödenek almayı ve/veya hasta bakmayı tercih eden hekimlere ilişkin bir düzenleme getirmiş olmakla beraber Anayasa Mahkemesi söz konusu davaları dinlediği esnada veya işbu davaların karar aşamasında ve de 6/2009 sayılı Kamu Sağlık Çalışanları Yasasının yürürlüğe girdiği tarihte sağlık hizmetleri ile ilgili olarak döner sermaye’yi düzenleyen bir mevzuat yoktu.

19 Haziran 2017 tarihli Cumhuriyet Meclisi Birleşiminde kabul olunan ve Resmi Gazetede yayımlanmak üzere KKTC Cumhurbaşkanına verilen Sağlık Hizmetleri Döner Sermaye Yasası’nın 11’inci maddesi’nin KKTC Anayasası’na aykırı olup olmadığı hususunda KKTC Cumhurbaşkanı’nın istemi üzerine Anayasa Mahkemesine gönderilmiştir. Anayasa Mahkemesi ise Sağlık Hizmetleri Döner Sermaye Yasası’nın 11(1) (A) (B), 2(A), (B), (C) ve (C) bentlerinin Anayasa’nın 1, 4, 8 ve 121 (1) maddelerine aykırı olduğu sonucuna varmıştır.

Bunun akabinde KKTC Bakanlar Kurulu, Yataklı Tedavi Kurumları Dairesi (Kuruluş, Görev ve Çalışma Esasları) Yasasının 20’nci maddesinin , 12/1969 sayılı Hastaneleri Kontrol Yasasının 3’üncü maddesinin ve Kamu Sağlık Çalışanları Yasasının 40’ıncı maddesinin kendisine verdiği yetkiye dayanarak Sağlık Kurumları Ücretler Tarifesi (Değişiklik) Tüzüğünü yaparak mezkur Tüzük 11 Ağustos 2017 tarihinde 135 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğü girmiştir.

Söz konusu Değişiklik Tüzüğü’nün 2’inci maddesi Esas Tüzüğün 14’üncü ve 15’inci maddelerini kaldırarak yerlerine yeni 14’üncü ve 15’inci maddeler konmak suretiyle değiştirilmiştir.

Mezkur Tüzüğün 14’üncü maddesinde yapılan değişiklik ile Özel hasta bakma hakkına ilişkin kurallar ve 15’inci madde tahtında Kamu Hekimlerinin Özel hasta bakması için düzenlemeler getirilmiştir. Yine Esas Tüzüğün 16’ıncı maddesi kaldırılmak ve yerine yeni 16’ncı madde konmak suretiyledeğiştirilmiştir. Yeni 16’ncı Tüzük maddesi tahtında Özel Sağlık Kuruluşlarının veya bazı birimlerinin Devlet Hastaneleri bünyesine dahil edilmelerine ilişkin kurallar konmuştur. Bu değişiklik ışığında Özel Sağlık Kuruluşlarının veya bazı birimlerinin Devlet Hastaneleri bünyesine dahil edilmelerine olanak sağlamak maksadıyla belirtilen şartlar dahilinde kullanım protokollerinin imzalanması neticesinde ilgili maddede bazı özel sağlık birimlerin Devlet Hastaneleri bünyesine dahil edilmesi öngörülmüştür.

KKTC Anayasası’nın 147’inci maddesi tahtında Cumhurbaşkanı, Cumhuriyet Meclisinde temsil edilen siyasal partiler, siyasal gruplar ve en az dokuz milletvekili veya kendi varlık ve görevlerini ilgilendiren alanlarda diğer kurum, kuruluş veya sendikalar bir yasanın, kararnamenin, tüzüğün, Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğünün, Cumhuriyet Meclisinin kararının, yönetmeliğin veya bunların herhangi bir kuralının Anayasanın herhangi bir kuralına aykırı veya uygun olmadığı gerekçesi ile Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açabilirler. Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açma hakkı iptali istenen yasanın, kararnamenin, tüzüğün, Cumhuriyet Meclisi İçtüzüğünün veya kararının, yönetmeliğin veya bunların herhangi bir kuralının Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak 90 gün (doksan) sonra düşer.

11 Ağustos 2017 tarihinde Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Kurumları Ücretler Tarifesi (Değişiklik) Tüzüğü neticesinde Serbest Çalışan Hekimler Birliği Yönetim Kurulu Yüksek İdare Mahkemesinde YİM 159/2017 D.7/2018 sayılı davayı dosyalayarak 11 Ağustos 2017 tarihli 135 ve/veya 535 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Sağlık Kurumları Ücretler Tarifesi (Değişiklik) Tüzüğü’nün 2’inci ve 3’üncü maddelerinin ve alt bentlerinin ve/veya söz konusu düzenleyici işlemin tamamen hükümsüz ve/veya etkisiz olduğuna ve/veya herhangi bir sonuç doğuramayacağına dair hüküm ve/veya karar verilmesini talep ettiler. Yüksek İdare Mahkemesi Anayasa’nın 152’inci maddesi tahtında düzenleyici işlemler bağlamında tüzüklere karşı Anayasa’ya aykırılık veya Yasa’ya aykırılık iddiası ile Yüksek İdare Mahkemesinde iptal davası açılamayacağına ve söz konusu dava bakımından Yüksek İdare Mahkemesi’nin yetkili/görevli olmadığı sonucuna varmıştır. Bu sonuç ışığında Sağlık Kurumları Ücretler Tarifesi (Değişiklik) Tüzüğü’nde herhangi bir değişiklik meydana gelmemiştir ve/veya Yüksek İdare Mahkemesi tarafından iptal edilmeyerek ayni şekilde yürürlükte kalmıştır.

6/2009 sayılı Kamu Sağlık Çalışanları Yasası’nın kapsamı 4’üncü maddede yer almaktadır. Söz konusu Yasa maddesi tahtında bu Yasa, Bakanlık ve Bakanlığa bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarının yürütmekle yükümlü olduğu sağlık hizmetlerinin gerektirdiği asıl ve sürekli görevlerde çalışan kamu sağlık çalışanlarını kapsar.

Bakanlık ve Bakanlığa bağlı sağlık kurum ve kuruluşlarında, geçici veya sözleşmeli olarak görev yapanlar hakkında bu Yasada öngörülen özel kurallar uygulanır. Mezkur Yasada belirtilen hizmet sınıfları ile bu sınıflara bağlı kadrolar dışında kalan hizmet sınıfları ve kadrolarda çalışan kamu görevlileri, bu Yasa kapsamında olmayıp haklarında Kamu Görevlileri Yasası uygulanır. Yine zorunlu hizmet yapanlar da mezkur Yasa kapsamında değildirler.

İlgili dönemin Sağlık Bakanı Dr. Filiz Besim 8 Mart 2017 tarihli yazısında Kamu Sağlık Çalışanları Yasası kapsamında Sağlık Bakanlığı’na bağlı kadrolu olarak görev yapan toplam 164 hekim bulunduğunu ve söz konusu hekimlerin 75’i mesai saatleri dışında hasta bakabilmek için müracaatta bulunduklarını belirtmiştir. Sağlık Kurumları Ücretler Tarifesi (Değişiklik) Tüzüğü’nün 16’ıncı maddesi uyarınca KKTC Sağlık Bakanlığı 45 tane özel hastane, özel dal hastanesi, özel dispanser, özel klinik ve/veya özel muayenehane ile protokol imza ederek söz konusu özel sağlık merkezlerini Devlet hastaneleri bünyesine dahil etmiştir. Kamu hastanelerinde mesai saatleri sonrasında hasta bakan kadrolu hekim sayısı 88’dir.

Yine KKTC Sağlık Bakanlığı’nın 8 Mart 2019 tarihli yazısında Kamu Sağlık Çalışanları Yasası kapsamında asıl ve sürekli görevlerde çalışan hekimlerin çalışma çizelgeleri periyodik olarak Klinik Şefi bulunan hastanelerde Klinik Şefi tarafından hazırlanıp Başhekim tarafından onaylandığını, diğer merkezlerde ise Başhekim tarafından hazırlandığını ve/veya periyodik olarak güncellendiğini, Sağlık Kurumları Ücretler Tarifesi (Değişiklik) Tüzüğü’nün 14’üncü maddesinin öngördüğü kurallar çerçevesinde Hasta Kayıt Defterinin hazırlandığını veya Hasta Kayıt Defterinin kullanıldığını ve KKTC Maliye Bakanlığı ile uzun süren istişareler neticesinde söz konusu maddenin 2’nci fıkrası gereğince makbuzların hazırlanıp ilgili birimlere teslim edildiği belirtilmektedir.

Tüzükler idarenin genel ve soyut nitelikli kurallar içeren düzenleyici işlemlerinden oldukları aşikârdır. Anayasa’nın 114’üncü maddesinin 1’inci fıkrası Anayasa Mahkemesine bu Anayasa, Yasa ve Mahkeme Tüzüğü kurallarında gösterilen bütün konularda kesin olarak karar vermek hususunda munhasır yargı yetkisi vermektedir. Bu bağlamda Anayasa’nın 147’nci maddesi Anayasa Mahkemesine tüzükleri iptal etme yetkisi vermektedir veya Anayasa Mahkemesinde doğrudan doğruya iptal davası açma hakkı tanımaktadır.”

Emine Dizdarlı, tüzüklerin yargısal denetime tabi olduklarını ve Hukuka uygun düzenleyici işlemlerin hiçbir zaman geri alınamaz veya geçmişe etkili bir şekilde yürüklükten kaldırılamadıklarını belirterek, “Hukuka aykırı düzenleyici işlemler ise ancak Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak dava açma süresi olan 90 gün içinde Mahkemeye başvurulması halinde geri alınabilirler” dedi.

Dizdarlı, KKTC Anayasası’nın 122’inci maddesinin kurallarına göre anayasa veya yasa açıkça yetki vermedikçe Devletin hiçbir organının tüzük yapamayacağını ve yürürlüğe koyamayacağını belirterek, yönetmeliklerin de ancak tüzüklere uygun olarak yapıldığını ve yürürlüğe konduğunu kaydetti.

Başvuruya konu “Sağlık Kurumları Ücretler Tarifesi (Değişiklik) Tüzüğünün” yargısal denetime tabi tutulan ve ara emri safhasında Yüksek İdare Mahkemesinin Serbest Çalışan Hekimler Birliği tarafından açılan davayı yetkisizlik nedeniyle iptal ettiğini belirten Dizdarlı, şöyle devam etti:

“Daha önce de belirttiğimiz üzere Anayasa Mahkemesi’nde iptal davası açma hakkı 147’nci madde altında anayasal denetime giren metinlerin Resmi Gazete’de yayımlanmasından başlayarak doksan gün sonra düşer.

Bu nedenle Serbest Çalışan Hekimler Birliği’nin Anayasa Mahkemesine iptal davası açmak için önkoşul olan 90 gün süre sona erdiği cihetle mevcut Tüzükle ilgili herhangi bir iptal kararı bulunmamaktadır. Bu durumda söz konusu tüzükle ilgili Anayasa Mahkemesinin herhangi bir aykırılık kararı bulunmamaktadır. Tüzüğün uygulanmasını engelleyecek bir Anayasa Mahkemesi kararı olmadığı nedeniyle Tüzük kuralları geçerliliğini korumaya devam etmektedir.

Bu noktada KKTC Anayasası’nın 122’nci maddesi tahtında Anayasa ve yasa açıkça yetki vermedikçe Devletin hiçbir organı tüzük yapamayacağına ve yürürlüğe koyamayacağına göre bunun çözüm yeri Yürütme organı olan Bakanlar Kuruludur. Tüzüklerin veya düzenleyici işlemlerin kanuna dayanması gerekmektedir. Bundan da anlaşılacağı üzere kanun idarenin düzenleme yetkisinin hem sınırı hem de şartıdır. Bu prensip ışığında İdare kanuna aykırı düzenleyici işlem yapamaz ve/veya kanunların çizdiği sınırların dışına çıkmamalıdır. Yasama yetkisi asli bir yetkidir. Bu ilke ışığında kanun varsa idare doğrudan doğruya bir alanı düzenleyebilir veya o alanda düzenleyici işlem yapabilir.

Netice itibariyle, ilgili Yasalar tahtında Bakanlar Kuruluna verilen yetkiye istinaden yapılmış olan Tüzük iptal edilmediği sürece veya yerine yeni bir Tüzük veya düzenleyici işlem yapılmadığı müddetçe geçerliliğini koruyacaktır.”

:

:

:

:

DİĞER HABERLER