BM İnsan Hakları Konseyi'nin 41. oturumuna 'Kaşıkçı Raporu' damga vurdu

 Birleşmiş Milletler BM İnsan Hakları Konseyi'nin (İHK) 41. oturumuna, Suudi Arabistan'ın İstanbul'daki Başkonsolosluğunda öldürülen gazeteci Cemal Kaşıkçı cinayetini soruşturan BM Özel Raportörü Agnes Callamard'ın açıkladığı rapor damga vurdu. 

İsviçre'deki BM Cenevre Ofisi'nde 24 Haziran -12 Temmuz'da düzenlenen İHK'nın 41. oturumunda dünyanın farklı bölgelerindeki insan hakları konuları masaya yatırıldı.

Konseyin açılışında, BM İnsan Hakları Yüksek Komiseri Michelle Bachelet, küresel insani krizlere ilişkin üye ülkeleri bilgilendirdi.

İHK'nın 'yüksek seviyeli' bölüme katılım ise mart ayındaki 40. oturuma göre sönük geçti. 

KAŞIKÇI RAPORU BİR HAFTA ÖNCEDEN AÇIKLANDI

Kaşıkçı cinayetine yönelik aylardır uluslararası soruşturma yürüten Özel Raportör Callamard, elde ettiği bulguları ve tavsiyeleri içeren raporunu Konsey'in başlamasından 1 hafta önce açıkladı.

Callamard'ın, temayüllerin dışına çıkarak raporu Konsey'de açıklamaması dikkati çekti. Rapor, tüm dünya basınında büyük yankı uyandırdı.

Cinayete ilişkin özellikle Suudi Arabistan yönetimi ve Veliaht Prens Muhammed Bin Selman'ı sorumlu tutan dikkati çekici ifadelerin yer aldığı rapor, uluslararası basında 'son dakika' haberi olarak duyuruldu.

Callamard, aynı gün AA muhabirine yaptığı açıklamada, cinayete ilişkin yürüttüğü soruşturmanın raporun açıklanmasıyla sona erdiğini aktardı.

'Kaşıkçı'nın öldürülmesi uluslararası bir cinayetten daha fazlasıdır. Cinayette bir dizi uluslararası hukuk ihlal edildi. Cinayet, uluslararası ilişkilere büyük zarar verdi' diyen Callamard, İHK'ya ve BM Güvenlik Konseyi'ne sorumluların yargılanması için harekete geçme çağrısı yaptı.

SUUDİ ARABİSTAN'A SERT TEPKİ

Callamard, 26 Haziran'da raporu Konsey'e sundu. Burada yaptığı konuşmada, Kaşıkçı cinayetinden Suudi Arabistan'ın sorumlu olduğunu vurgulayan Callamard, 'Suudi Arabistan tarafından yürütülen soruşturma, emir komuta zincirinin ortaya çıkarılmasında başarısız oldu.' ifadesini kullandı.

Suudi Arabistan'ın BM Cenevre Ofisi Nezdindeki Daimî Temsilcisi Büyükelçi Abdulaziz Alwasil'in rapora ilişkin iddiaları üzerine tekrar söz alan Callamard, bu ülkeye sert tepki göstererek, '(Raporumda) Kesinlikle ve kesinlikle bir sonuca ulaşmak için medya haberlerine dayanmadım. Kaynaklarımı açıklamadım çünkü kaynaklarım misillemeden korkuyordu.' dedi.

Türkiye'nin BM Cenevre Ofisi Nezdindeki Daimî Temsilcisi Büyükelçi Sadık Arslan ise Konsey'deki konuşmasında Callamard'ın, uluslararası topluma Kaşıkçı cinayetine ilişkin açıkladığı rapordaki tavsiyelerini destekleme çağrısında bulundu.

'MBS'NİN SESSİZLİĞİNİ SÜRDÜRMESİ ANLAMLI'

Konseye hitap eden Kaşıkçı'nın nişanlısı Hatice Cengiz ise 'BM Genel Sekreteri'ni, Callamard'ın bu soruşturma çağrısını desteklemesi için üye devletler nezdinde girişimde bulunmaya çağırıyorum.' dedi.

Konseyin 41. oturumu kapsamında Kanada'nın girişimiyle düzenlenen panelde de konuşan Cengiz, Suudi Arabistan'da yürütülen soruşturmanın meşruiyetinin kalmadığını vurguladı.

Cengiz, BM Cenevre Ofisi'nde BM Cenevre Ofisine Akredite Basın Mensupları Birliği (ACANU) tarafından düzenlenen 'Cemal için Adalet' başlıklı basın toplantısında ise BM, Avrupa Birliği (AB) ve ABD Kongresine, Kaşıkçı cinayetine ilişkin uluslararası cezai soruşturma çağrısında bulundu.

Cenevre'deki temaslarını AA muhabirine değerlendiren Cengiz, BM raporunda cinayete ilişkin bireysel sorumluluğunun araştırılması istenen Veliaht Prens Muhammed Bin Selman'ın sessizliğini sürdürmesinin anlamlı olduğunu belirterek, 'Adının bir suikastte şüpheli olarak geçmiş olmasıyla alakalı açıklama yapmaması kendisinin bu olayın içerisinde olma ihtimaliyle ilgili delillerin birilerinin elinde olduğunu gösteriyor.' dedi.

Cengiz, Callamard'ın raporunun vicdanın sesi olduğunu belirterek, 'Bence, raporun böylesine ses getirmesi Callamard'ı bile şaşırttı.' diye konuştu.

Raporun ardından gözler Callamard'ın 'Kaşıkçı'nın öldürülmesine ilişkin cezai soruşturma başlatmalı' dediği BM Genel Sekreteri Antonio Guterres'e çevrildi. Guterres her ne kadar bu çağrıya olumla cevap vermese de Callamard yaptığı tüm konuşmalarda çağrısını ısrarla yineledi.

KONSEY ESED REJİMİNİ KINADI

Konsey'in son haftasında ayrıca tamamı Batılı üyelerden oluşan 22 ülke, Çin'in Sincan Uygur Özerk Bölgesi'ndeki politikalarını protesto eden bir mektup kaleme aldı. 

Mektupta, Çin'den, Sincan Uygur Bölgesi'ndeki 'kitlesel keyfi tutuklamalara' son vermesi ve Bachelet de dahil BM İnsan Hakları uzmanlarının bölgeye tam erişimine izin verilmesi çağrısında bulunuldu. Mektubun karar tasarısına dönüştürülerek oylamaya sunulmaması ise soru işaretlerine neden oldu.

Ayrıca Konsey dün, Suriye'de Beşşar Esed rejiminin başta İdlib olmak üzere sivil yerleşim yerlerine kullanımı yasaklı silahlarla hava saldırıları düzenlemesini ve bu bölgelerde açlık ve kuşatmayı savaş aracı olarak kullanmasını kınadı.

Türkiye'nin de aralarında bulunduğu bazı ülkelerce hazırlanan Suriye'ye ilişkin tasarı 26 lehte, 7 aleyhte ve 14 çekimser oyla kabul edildi. 

BM İNSAN HAKLARI KONSEYİ

BM İnsan Hakları Konseyi 2006'da kuruldu. BM üyesi olan ülkeler, İnsan Hakları Konseyi üyeliğine BM Genel Kurulu tarafından 3 yıllığına seçiliyor. Türkiye'nin ise Konsey'de gözlemci statüsü bulunuyor.

47 üyesi bulunan BM organı, insan hakları konularını görüşmek üzere her yıl 3 kez toplanıyor. Konsey oturumları sırasında karar tasarıları da görüşülüyor ve kabul ediliyor ancak BM İnsan Hakları Konseyi'nin kararları tavsiye niteliği taşıyor ve kararların yasal bağlayıcılığı bulunmuyor.

BM İnsan Hakları Konseyi, insan hakları sicili iyi olmayan ülkelerin dönem dönem üye olarak seçilmesi nedeniyle hem BM üyesi ülkeler hem de sivil toplum örgütleri tarafından eleştiriliyor.

:

:

:

:

DİĞER HABERLER