Bir kaşık suda fırtına

Efendim. Geçen hafta gündemi suni bir şekilde oluşturmaya çalışan ve bence, Kıbrıs müzakerelerini toplumun tartışmasından başka yöne çekme hedefi güden.
Efendim. Geçen hafta gündemi suni bir şekilde oluşturmaya çalışan ve bence, Kıbrıs müzakerelerini toplumun tartışmasından başka yöne çekme hedefi güden. İncir çekirdeğini doldurmayan bir konu ile Kıbrıs Türk Halkının kafası karıştırılmaya çalışılmaktadır.
Bir tiyatro eserinin metninin, yani senaryosunun. Edebi Kurul tarafından reddedildiğinin haberi. Bazı çevreler tarafından, tabiri caizse.
Bir kaşık suda, fırtınalar kopardı.
Eser. Tiyatro sanatçısı Sn. Yaşar Ersoy’a ait.
Sn. Yaşar Ersoy, oynanmak üzere, bir eser yazmış.
Bu eserin içeriği olan metni, ilgili makam olan “Edebi Kurula” vermiş. Kurul metni incelemiş. Oyun safhasına geçilmesini sakıncalı bulup, Sn. Ersoy’a bildirmiş.
Olay, kamuoyuna sanki daha önceden hazırlanmış, örgütlenmiş gibi, eş zamanlı olarak. Bildik çevrelerden, korolar halinde, Hükümete karşı Yeniçerilerin “istemezük“ tarzında, Tatar Hükümetine karşı salvo atışlarına geçtiklerini. Hep beraber geçen hafta gördük ve yaşadık.
Salvo atışları, Fikir özgürlüğünün ve Demokrasinin elden gittiği merkezli oldu.
Bu olayın, yakından ve uzaktan Fikir özgürlüğü ve Demokrasi ile ilgili bir bağlantısı kesinlikle olamaz.
KKTC. Fikir özgürlüğünün ve Demokrasinin alabildiğine ve katıksız uygulandığı ülkelerin arasındadır.
Hele hele, sosyal medyaya baktığımızda.
Allah Allah. Her isteyen istediğini yazmakta serbest.
Fikir özgürlüğü ve Demokrasinin elden gittiğini, koro halinde haykıranlar. Sn. Ersoy’un, Edebi Kurul tarafından kabul görmeyen ilgili metnini okumamışlar bile.
Onlar için, metnin yazarı olan Ersoy ismi, yeterli olmuş.
Toplumu bu kadar hassas bir noktaya getiren olayda.
Tiyatrolar Müdürlüğünün, ilgili metni kamuoyuna açıklaması gerekmiyor mu?
Bu gün, ilgili Bakan Sn. Çavuşoğlu tüm sorunları konuşup tartışmak için ilgilileri Bakanlığa çağırdı.
Kamuoyunun, içindeki bilinmeyenlerin ortaya çıkması ve aydınlanması bakımından. Metnin kamuoyuna açıklanması gerekmez mi ?
Dünyanın, Demokrasi ile yönetilen hiçbir çağdaş ülkesinde. Sahneye konacak bir eserin metni, incelenip karar verilmeden, seyirciye sunulmaz.
Bu durumda bir tek ülke gösteremezsiniz.
Kaldı ki, ülkemizde bu konuda. Hukuki bir mevzuatın olması da eserlerin içeriğinin Edebi Kurul tarafından inceleneceğinin amir hükmüdür.
Ben merak ediyorum. İlgili kurul, sakıncalı gördüğü kısımların Yasaya uygun hale getirilmesini. Sn. Yaşar Ersoy’dan talep etti mi ? Bu konuda, Kamuoyu bilgi eksikliği ile karşı karşıya.
Yoksa, talep edildi de Sn. Ersoy kabul etmedi mi?
Bunlar, Kamuoyunda muğlak kalan bilgiler.
Bu gün, Kamuoyu, aydınlanmamış konularda ilgili Bakanlık tarafından aydınlatılır ve Kamuoyunun gündemini işgal eden bu konu da böylece ortadan kalkmış olur.
Bu konu ile ilgili, duyarlılık gösteren kişi ve çevrelerin. Kıbrıs Türk halkını yakından ilgilendiren hayati konularda da ayni duyarlılığı
göstermeleri gerekir.
Kanseri, bir nebze kontrol altına alacak olan “ Hal Yasasının “ bir an evvel Meclisten geçmesini sağlayacak girişimlerde bulunmaları.
Çevre . Trafik . Ulaşım . Sağlık vs. gibi hayati sorunların giderilmesinde de ayni hassasiyeti göstermelidirler.
Salt, Sn. Ersoy’un metni için gündem yaratma peşinde iseler. Halk bunu yutmaz .
Sn. Ersoy’un metni için, Cumhurbaşkanımız da Sosyal medya hesabından mesaj yayınlayarak. Hükümeti eleştirdi ve Sn. Ersoy’a sahip çıktı.
Mesajından küçük bir alıntı.
“41’ci Hükümetin bizi 40 yıl geriye götürmesini kabul edemeyiz. Toplumumuz bunu hak etmiyor. “
Kıbrıs Türk Halkını hiçbir güç 40 yıl geriye götüremez.
Yalnız Sn. Cumhurbaşkanımızın bu cümlesinin içerisindeki bir kelimeyi, biraz yadırgadım.
Kıbrıs Türk halkından “Toplum “ olarak bahsediyor.
1983 Anayasamızın başlangıç hükümleri “Kıbrıs Türk Halkı “ diye başlıyor.
Siz de bu Anayasaya göre seçildiniz. Sizi Cumhurbaşkanlığı koltuğuna layık gören, Kıbrıs Türk Halkı değil midir ?
1983 ‘ten sonra Devletini kuran Kıbrıs Türkleri. Halk statüsüne Anayasaları ile kavuşmuştur.
“Toplum” çok gerilerde kaldı.
Sn. Cumhurbaşkanımız, dil sürçmesi sonucu, bu kelimeyi kullanmıştır diye düşünüyorum.

:

:

:

: