Bir dargın bir barışık Bu Rumlar ne yapmak istiyor?

Her fırsatta Türkiye’ye çatarak, Türkiye’yi eleştirerek etkisizleştirme politikası izleyen ve Kıbrıs Türkü’nü Anavatından ayırmak isteyen, Rum yönetimi hala akıllanmış değil.
Her fırsatta Türkiye’ye çatarak, Türkiye’yi eleştirerek etkisizleştirme politikası izleyen ve Kıbrıs Türkü’nü Anavatından ayırmak isteyen, Rum yönetimi hala akıllanmış değil.
Rum yönetimi sözcüsü Prodromos Prodromu son açıklamalarında da yine Türkiye’ye çatarak müzakerelerin başlaması için hazırlıkların mevcut olduğunu, bu yüzden Türkiye’nin “kışkırtmalarına son vererek tutum değiştirmesini umut ettiğini” söyledi.
Kendi akıllarınca “çözüm ilkelerinin hazır olduğunu” ifade eden Prodromos Prodromu, Türkiye’nin veya başka herhangi birinin uyguladığı hiçbir politikanın bunları değiştiremeyeceğini vurguladı.
Prodromu, müzakerelerin her yeni aşamasında Türkiye’nin yeni kabul edilemez tezler ortaya koyduğunu, “Türkiye’nin devletin alacağı her karar için Kıbrıslı Türklerin olumlu oyunu talep ederek federasyonlardaki siyasi eşitliğe ilişkin genel ilkeyi çarpıttığını” iddia ederek, bilindik Rum tezlerini de yineledi.
Biz tam KKTC Cumhurbaşkanlığı, neden bu densiz ve hadsiz Rumlara yanıt vermiyor derken, Cumhurbaşkanlığı sözcüsü Barış Burcu’dan yanıt geldi.
Açıkça söyleyeyim yanıt beklediğimden de sert oldu ve Rum yönetimine “ortamı zehirleyen ve siyasi eşitliği şeytanlaştıran” söylemlerin hiç bir yararı yok dedi, barış Burcu.
Rumlar ısrarla, siyasi eşitliğin ve kararlara etkin katılımın, Türkiye’nin dayatmaları olduğunu iddia ederek, bu bağlamda bile Kıbrıs Türkü’nün anayasal haklarını görmezden geldiğini ortaya koymuş oluyor.
Burcu, Kararlarda asgari bir olumlu oy ilkesinin taraflar arasında varılmış mutabakatlardan biri olduğunu her fırsatta Rum yönetimine hatırlatmasına rağmen Rumlar konmuyu Türkiye tarafına çekerek Kıbrıs Türk haklarının görmezden gelinmesine çalışıyor.
İşte tüm bu yaşananlar yıllardır, tam 50 yıldır, Rumların gözünde Türk toplumu ve haklarının nasıl zamana yayılarak yok edilmeye çalışıldığının bir özetidir aslında. Ve hiç bir zaman bu hakları Kıbrıs Türkü’ne vermeyecek olan Rumların asıl niyetini saklama ve gizleme oyunlarının bir parçası olduğunu da teyit etmektedir.
Rumların hiç bir partisinin gerçek anlamda siyasi eşitliğe dayalı, paylaşımcı bir zihniyetle kurulacak Birleşik Kıbrıs’a onay vermediği tarih içinde görülmüştür. Hristofyas ve Talat bile belli noktalara ulaşmalarına rağmen iş eşitlik ve güvenliğe gelince Rumlar hep havlu atmış, belli bir zaman sonra hade yine yeniden diyerek, bir “sosyal yemek” yemek için Türk tarafı ile bir araya gelmişlerdir. Ve bizde bu oyuna hep Rumun kurallarına göre iştirak ederek, sözde çözüm görüşmelerine katıldık.
Rumlar işlerine geldi mi, müzakere çağrısı yapar, işlerine gelmedi mi müzakerelerden hiç bir açıklamasız ayrılır, belli bir zaman sonra BM’yi devreye sokarak “hade yine barışalım, görüşelim” der. Bizde bu oyuna hep alet oluruz.
Yani dediğimiz gibi Kıbrıs görüşmeleri, Rum’un kurallarına göre oynanır, “bir dargın bir barışık”.


:

:

:

: