Fosilleşen yakıt mı yoksa zihniyet mi!

Tüm dünya, enerji ihtiyacında, daha temiz ve daha ucuz enerji alanlarına yönelirken ve bu konuda ciddi çalışmalar yaparken, bizler hala fosil yakıtı kullanarak, nasıl bir “fosil” zihniyete sahip olduğumuzu bütün dünyaya ilan ediyoruz.
Tüm dünya, enerji ihtiyacında, daha temiz ve daha ucuz enerji alanlarına yönelirken ve bu konuda ciddi çalışmalar yaparken, bizler hala fosil yakıtı kullanarak, nasıl bir “fosil” zihniyete sahip olduğumuzu bütün dünyaya ilan ediyoruz.
Güneşin fatura göndemeyeceğini bilmemize rağmen hala daha KIB-TEK’in bol sıfırlı faturalarını ödeyip, bir de şikayet ediyoruz. Evet “güneş fatura göndermez” hatta size ikili, üçlü tarifeler yutturarak gizli zam da uygulamaz.
Bugün Avrupa’da bir çok ülke, güneşi yılın belirli aylarında, sınırlı görmelerine rağmen, ülkelerini fotovoltaik ışınlarla enerji elde ettikleri güneş panelleriyle donattılar. Almanya neredeyse tüm elektrik ihtiyacının %30’una yakınını fotovoltaik ışınlarla karşılıyor yani güneşin bu bitmez, tükenmez nimetinden yararlanıyor.
Ya biz!
Biz hala yerimizde sayıyoruz...
Türkiye’den kabloyla elektrik getirelim, hem daha temiz hem de daha ucuza mal edelim dedik, bazı sendikalar politize davranıp, “ne o Türkiye’ye mi bağlanıyoruz” çığırtkanlığı yapmaya başladılar.
Hatta 10 yıl önce sözde ilerici, çağdaş geçinen CTP hükümeti zamanında, SAFA Grup’un gündeme getirdiği, devlete yük getirmeyecek kablolu elektrik projesini aynı hükümetin maliye bakanı elinin tersiyle itti. Oysa şimdi o ucuz ve temiz enerjiyi kullanıyor olacaktık. Heyhat çok geç artık...
Sadece ucuzluk mu? Hayır.
Teknecik ve Kalecik’teki fosil yakıtlarından çıkan zehirli dumanların ihtiva ettiği gazlar insanımızı zehirlemeye devam ediyor. Kendi paramızla zehirleniyoruz. Hem yüksek faturalar ödüyoruz hem de kendi paramızla zehirleniyoruz, gencecik insanlarımızı çeşitli amansız hastalıklara kurban ediyoruz.
Biz Türkiye ile aramızdaki sadece 60 millik bir deniz içinden kabloyla elektrik getirmek için içimizdeki Türkiye karşıtlarıyla cebelleşirken, İsrail-Güney Kıbrıs-Yunanistan binlerce mil kablo döşemek suretiyle, İsrail’den Güney Kıbrıs’a oradan Yunanistan’a ve sonra da Avrupa’ya elektrik götürmek adına “Euroasia Connector” sistemini devreye sokmak için uğraş veriyor. Proje adına proje geliştiriyor hergün.
Biz ise kısır tartışmalarla, filtresiz bacalardan çıkan zehirli gazları, üstüne bir de yüksek faturalarla para ödeyip içimize çekip kansere davetiye çıkarıyoruz.
Hala fosil yakıtı kullanarak, tüm dünyanın yöneldiği temiz ve ucuz enerji olan “yenilenebilir” enerjiye sırt çevirebiliyoruz.
İşte onun için soruyorum bende; Fosilleşen yakıt mı yoksa bizim zihniyetimiz mi?


:

:

:

: