İNGİLİZ İDARESİ VAKIFLARIN KADERİNİ DEĞİŞTİRDİ

Tükiye Barolar Birliği’nin düzenlediği konferansta konuşan Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Benter, Kıbrıs’ta çeşitli amaçlar için 2200 vakıf kurulduğunu ancak İngiliz idaresinin ada’ya hakim olmasıyla vakıfların kaderinin olumsuz yönde değiştiğini söyledi. Vakıf mallarının İngiliz döneminde şahıslara devredilmesiyle, “İyilik Sisteminin “de zarar gördüğünü ifade etti Benter.
Tükiye Barolar Birliği’nin düzenlediği konferansta konuşan Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Benter, Kıbrıs’ta çeşitli amaçlar için 2200 vakıf kurulduğunu ancak İngiliz idaresinin ada’ya hakim olmasıyla vakıfların kaderinin olumsuz yönde değiştiğini söyledi. Vakıf mallarının İngiliz döneminde şahıslara devredilmesiyle, “İyilik Sisteminin “de zarar gördüğünü ifade etti Benter.

Vakıflar İdaresi Genel Müdürü Prof. Dr. İbrahim Benter’in konferanstaki konuşması;
20. yüzyıl insanlık için zor bir yüzyıl oldu. İki dünya savaşında hayatını kaybeden milyonlar, insanların birbirine uyguladığı zulümler ve soykırımlar maalesef geçtiğimiz yüzyıla damgasını vurdu. Nazilerin yahudilere toplama kamplarında yaptıkları insanlık dışı soykırım tarihimize utançla yazıldı. Yüzyılın sonuna gelindiğinde, 1990'lı yıllarda, gelişmiş sayılan Avrupa'nın göbeği Bosna'da yaşanan soykırım, bize insani açıdan aslında o kadar da gelişmiş olmadığımızı bir kez daha korkunç bir biçimde hatırlattı.

Geçmişte dünyada birçok yönetim, birçok coğrafyada insanı açıdan yanlışlar yaptı. Bu insani yanlışlardan biri de bizim adamız Kıbrıs'ta yaşandı. Yetimlere, fakirlere yardım yapmak veya hayvanlara ve doğayı korumak için vakfedilmiş taşınmaz mallar, tüm Kıbrıs'ta sistematik bir uygulama ile şahıslara devredildi. Böylece toplumda ihtiyaçlılara yardım yapmak için kurulmuş olan Vakıflar'ın şah damarı kesildi, işlevini yitirmesi sağlandı. Bu Kıbrıs Türk toplumuna vurulmuş en büyük darbelerden biri oldu. İzninizle bu konuyu biraz açmak istiyorum.

Osmanlı, yönettiği topraklarda iç barışın ve huzurun sağlanması için halkların dinlerini özgürce yaşamasına müsaade ediyordu. Bunu tarihçiler farklı örneklerle ispatladılar ama ben şahsi bir anımı paylaşmak isterim. Vakıflar Genel Müdürü olarak göreve yeni başladığımda Kıbrıs Ermeni Toplumu'nun liderleri beni ziyaret ettiler ve Lefkoşa Arabahmet bölgesinde bulunan Ermeni Klisesi'nde ayin yapmak istediklerini söylediler. Ellerinde belge olarak Sultan 2. Selim'den bir ferman vardı. Fermanda Klise'nin onlara Sultan Selim tarafından verildiği ve dinlerini bu klisede ve ada çapında özgürce yaşabilecekleri yazıyordu. Katolik yönetiminde kafir kabul edilen ve zulum gören Ermeniler, Osmanlı döneminde özgür bir biçimde ibadetlerini yerine getirebiliyorlardı. Buna bizzat şahitlik etmiş oldum. Tabi biz de Kıbrıs Vakıflar İdaresi olarak ayine müsaade ettik ve artık bu topluluk istediğinde Kliselerinde ayinlerini özgürce yapabilmektedir. Tıpkı Osmanlı'da olduğu gibi..

Osmanlı döneminde vakıf sistemi de iç huzur ve refah için önemli bir sistemdi. Toplum, mallarını iyi bir amaç için vakfediyor, bu mallardan elde edilen gelirlerle iyi bir amaç gerçekleştiriliyordu. Fakirleri doyurmak, öksüz yetimlere sahip çıkmak, çocuk okutmak... Kıbrıs'ta bugüne kadar çeşitli amaçlarla 2200 vakıf kuruldu. Bu vakıflar sayesinde toplumda dayanışma ve yardımlaşma sağlandı. Ancak adaya İngiliz İdaresi'nin gelmesi ile vakıfların kaderi değişti. Bu dönemden başlayarak bu malların şahıslara devri ile, yüzyıllardır işleyen bu iyilik sistemi büyük zarar gördü.

:

:

:

:

DİĞER HABERLER