Anglosakson sistemde halkın mahkeme kararlarına tepkisi

Sivil veya ceza, bir davadan sonra taraflardan biri infial içine giriyorsa ve hele halkın bir kesimi ciddi bir tepki gösteriyorsa, karar yukarıda anlattığım sisteme uygun verilmemiş demektir. Halkın tepkisi ile ilgili bir olay anlatayım.
Sivil veya ceza, bir davadan sonra taraflardan biri infial içine giriyorsa ve hele halkın bir kesimi ciddi bir tepki gösteriyorsa, karar yukarıda anlattığım sisteme uygun verilmemiş demektir. Halkın tepkisi ile ilgili bir olay anlatayım.

Lapta’da oturup Lefkoşa’da görev yaptığım günlerde yolda araba bekleyen insanları arabama alır yardımcı olmaya çalışırdım. Bir gün arabama aldığım bir kişiye “Yabancı görünmüyorsunuz. Sizi daha önce görmüş olmalıyım” dedim. Güldü ve “Beni bir yıl hapse attınız” dedi. “İnşallah haksızlık yapmadım” dedim. “Hayır. Karar tamamdı” diye yanıt verdi.

O zaman sistemi doğru uyguladığımızı anladım. Sanık davayla ilgili şöyle bir kanıya varmış olmalıydı. “Bir tarafta beni mahkum etmek ve cezalandırmak isteyen polis ve polisin avukatı olan savcı vardı. Diğer tarafta ise ben ve avukatım savunma yapıyorduk. Yargıç özgürce mücadele etmemize fırsat verdi. Bu mücadeleyi tarafsız bir şekilde yönetti. İki tarafın anlaşamadığı noktaları doğru saptadı. Her üç konuda yani olayın nasıl olduğu, yasaya göre suç oluşup oluşmadığı ve ne kadar ceza verilmesi gerektiği konularında iki tarafın iddialarını tarafsız bir şekilde değerlendirerek sonuca vardı. Geçmiş içtihatlarla kıyaslayarak ve en adil kararı vermeye çalışarak yasanın boşluğunu doldurdu.” Herhalde böyle düşündüğü için arabama aldığım sanık bana öfke duymuyordu.

Eğer yargılama Kontinental sisteme göre yapılmış olsaydı sanığın böyle düşünmesi söz konusu olmayacaktı. Ben de yolda gördüğüm ve emin olmadığım insanları arabama alma cesaretini gösteremeyecektim.

Rauf R. Denktaş Beyin bir anısı
Geçmişte yargıya ne kadar fazla saygı duyulduğunu gösteren bir olayı daha sizlere anlatmak istiyorum. Emekli olduktan sonra Denktaş Beyi emeklilik ofisinde ziyaret etmeye başlamıştım. Onunla ülkemizin yargı sorunlarını konuşurduk.
Denktaş Bey İngiltere’de hukuk tahsili yaptıktan sonra bir süre Kıbrıs’ta avukatlık yapmıştı. O tarihlerde Rumlar dahil tüm Kıbrıs hukukçuları onun Kıbrıs’ın en iyi avukatlarından biri olduğunu düşünürlerdi. Bu nedenle bazı Rumlar bile avukat olarak yardımcı olması için ona başvururlardı. Rumların sanık olduğu bazı önemli cinayet davalarında onların avukatlığını yaptığını biliyoruz. Bu durum Denktaş Beyin tüm adanın en iyi avukatlarından bir olduğunu teyit ediyordu. Ancak tüm bu başarısına rağmen her davayı kazanıyor değildi. Bir gün emeklilik ofisinde bana şöyle bir olay anlattı.
Avukatlığa yeni başladığı yıllarda haklı olduğuna inandığı bir hukuk davasını kaybetmişti. Müvekkili yakından tanıdığı birisi idi. Müvekkiline “Yargıç bu olayı anlayamadı. Bu nedenle davayı kaybettik ” diye açıklama yapmak istedi. Ancak müvekkili aynı görüşte değildi. Kendisine “ Kabahat samur kürk olsa kimse giymez” dedi. Bu sözlerin anlamı şuydu. “ Kusur bizdedir. Avukattadır, yargıçta değil. Kusuru yargıca atmaya çalışmayalım. Yargıcın yaptığı tarafsız bir şekilde iki tarafın mücadelesini yönetmekten ibarettir.”
Kıbrıs’ta geçmişte uygulanan sistem halka o kadar güven vermekteydi ki yargıda kusur olsa bile bu gerçeği kimse kabul etmiyordu. Herkes kusuru kendisinde arıyordu. Bugün maalesef herkes yargıda kusur arar hale gelmiştir. Yargıçların yuhalanması söz konusu olmaktadır. Bu duruma bir çözüm bulmaya çalışmamız gerekir.
Devam edecek.

:

:

:

: