Ne zaman bir güvercin havalansa...

Ne zaman bir güvercin havalansa, kanat çırpsa maviliklere, uçamayacak olan güvercin düşer aklıma...
Ne zaman bir güvercin havalansa, kanat çırpsa maviliklere, uçamayacak olan güvercin düşer aklıma...
Gözlerim dolar...

Geçen haftalarda bir gün... Güzel, güneşli bir gün... Girne’den çıktım, Lefkoşa’ya gidiyorum. Keyifle, bakına bakına...

Beşparmaklar’da boy atan ağaçlara bakıp mutlulukla gülümsüyorum. Yeni yol rahat ve güvenli görünüyor. Boğaz piknik alanını geçiyorum. Şimdi inişe geçiyorum.

Tepeden alabildiğine geniş görünen ovada, sere serpe uzanan Lefkoşa’ya bakıyorum. Boğaz’ın çam kokuları açık pencereden burnuma doluyor...

Önümde giden / bilmem ne MARKA / son model beyaz jipe gözüm takılıyor. Aramızda on beş yirmi metre olmalı...
Onu kuşbakışı görüyorum...
Ne kadar süratli gidiyor...
Ne gerek var ki!
Az ilerde Boğaz ışıkları ve kamera var.

Nasıl yavaşlayacak?
Hızını hiç kesmiyor...
Fren lambaları yanmıyor...
Son sürat, uçar gibi iniyor...
Görüyorum...

Önünde asfaltta, yerde bir güvercin
var...
Ben görüyorum...
O neden görmüyor?

Yoksa düşündüğüm gibi deneyecek mi?
Görüyor da kaçabilecek mi diye deli gibi üstüne mi sürüyor?

Midem kasılıyor....
Kalbim gümbürdüyor...
Eyvah!

Güvercine hızla çarpıyor...
Öyle hızlı çarpıyor ki, kuşun cansız bedeni kurşun gibi diğer şeride geçerken binlerce bembeyaz tüy
havalanıyor...
Tıpkı bir bulut gibi...

Elim ayağım titriyor...
Direksiyonu sola çeviriyorum. Yavaşça yolun uygun bir yerinde iyice sola çekip hıçkıra hıçkıra ağlıyorum...

Ne zaman bir güvercin havalansa, kanat çırpsa maviliklere, uçamayacak olan güvercin düşer aklıma...
Gözlerim dolar...

( Aradan birkaç hafta geçince ancak anlatma gücü buldum kendimde... 😥😥😥😥😥)

Adımı Küçük Harfle Söyle

adımı küçük harfle söyle
kimseler duymasın...
sevdamıza göz koyan olur

nazarına gelmeyelim
sevdasızların
iki dudak arası...

bakış bakış olsun da
içimize aksın
hayra yoralım
aşkın düşünü...

unutma
adımı küçük harfle söyle
kulağıma fısılda emi..
Ayşe TURAL

SİZ KİMİN ANILARINDA GÜLÜMSÜYORSUNUZ?

Anılarımızda birileri olur hep...
Çoktan yok olmuş, hayatımızdan çekip gitmiş birileri...

Elimizden tutup bizi gezmeye götüren, gözlerinin içi sevgiyle gülen dedemiz...

Güzel masallar anlatan mahallenin Hanife Ablası...

İlkokul öğretmenimiz mesela...

Oyun arkadaşımız, komşunun kedisi ya da yerine kocaman apartman dikilmiş erik ağacı...

Bir an aklımıza gelince burnumuzun direği sızlamıştır...
Derin bir iç geçirmişizdir...

İyi ki onları tanımışızdır...
Hayatımızda bir yere dokunmuşlar demek ki...
Hem de derin bir yere...

Aslında biz de başkalarının anılarında yer etmişizdir...

Biriyle kahve içmişizdir mesela... Unutamadıkları öyküler anlatmışızdır.
Çocuğunun sorunuyla ilgilenmişizdir... Bir diğerinin çocukken bez bebeklerine elbiseler dikmişizdir...

Gözlerinin içine bakarak yüreğindekileri dökmesini sağlamışızdır...

Parmağını kesen çocuğun parmağını sarıp gözyaşını silmişizdir, başını okşamışızdır...

Sıkıntılı olduğu zamanlarda dert ortağı sırdaşı olmuşuzdur, bir başkasının...

Tanımadığımız birine içten bir MERHABA demişizdir, gülümsemişizdir...

O gülüşe o an çoook ihtiyacı vardır... Öyle yer etmiştir ki yıllar sonra bile bize hatırlatır...
Biz unutup gitmişizdir, oysa...

Anılarında başköşeye kuruluvermişizdir ama haberimiz bile olmamıştır...

Ne güzel değil mi?
Hep güzel olalım, hep sevgi dolu olalım...

O köşelerde, kalplerde yerimiz bulunsun...

GİZEMLER ÜLKESİ
Ürdün (Jordan)

Akdeniz'e bir kuş uçumu
Kızıldeniz'e koşan atlar
Amman'da güne başlama telaşı...

pencere pervazında gezinen kumrular
havada baharat kokusu...

devenin adım atışındaki ahenk
ten bir başka pırıltıda
onu saran beyaza inat...

kartal yuvasında Selahattin Eyyubi
kılıcıyla köprü başında
arşa değer sanki kaşı
bir efsanedir dağı taşı
kazımış tarihi gömülmüş en derinine...

ilahi adaletin keskin kılıcı
hangi başı kesmede...

heybetli kaleler
ruhlar danseder basamaklarında...

aiçakgönüllü bir kilisenin bahçesi
açılır birdenbire
bir cami avlusuna
şadırvanına dayanmış bir çift dudak
kana kana su içmede...

kızgın topraklar bir damla suya hasret
gözlerse şehvetin doruklarında
sıcak
çok sıcak
yanıp kavrulur kucak...

alınlardan akan ter
yol alır usulca
sırım gibi vücutlardan süzülür de
karışır yavaşça toprağa...

ne fırtınalar diner
ne de sevda düşleri biter
bir masal alemidir burda zaman
uçan halısında şehzadeler...

adım adım tarihtir gizlenen
Tanrıça İsis’in suskun bakışlarında
huzur bulurken düşünceler...

Petra'da ruhum aşka koşar
çatlarken devasa kayalar gecenin buzunda
ayazında üşürüm
içim sana doğru çözülür...

bir çöl ahusu gibi gece gözler
deler de geçer parmaklıklarımı
gerilmiş yay misali arap atları
nefes nefese ensemde kişner...

ansızın bir koşu başlar içimde
rüzgar eken fırtına biçen
toz dumana katılır
gözgözü görmezliğinde
ruhum Dead Sea (Ölü deniz) de karaya vurur...

tuzunda yeniden dirilir bedenim
şahlanır deli taylar misali
ben bile kendimi tanıyamam...

Musa Dağı'nda
açılırken avuçlarım Yaradan'ına
yavaşça danseder ruhum huzurla
başım bir döner
bir döner ki sorma gitsin....

Golan tepelerinde
savaşın dumanı tüter hala
genzimi yakar barut kokusu...

Titanlar bekçisi olabilir mi dersin
barışın eteği
ıslaktır, çamurludur savaştan...

gönüllerde hala
korku dağları bekler
bekler ya adamım...

yine de
ihtiraslı gönüller
sevdanın açmazında
durdurak bilmeden yanar
yanar da köz olur...

bıkmadan usanmadan
kervanlarla yolcu ederim
umutlarımı
İpek Yoluna...

Ayşe TURAL

28 Haziran, Ürdün/ Dead Sea

ANLAMIYORUM...

Belki yaralı aslanlar gibi yaralarımızı görmesinler diye, zaman zaman bir köşeye çekilebiliriz...

Moralimiz bozuk olduğunda, mutsuz görünmek istemediğimizden bir süreliğine insanlardan kaçabiliriz... Hepsi kabulüm...

Aklımın almadığı esas nokta şu: Bu sayfalarda adını, yaptığı işi, kendisiyle ilgili bilgileri yalan yanlış dolduranları ANLAMIYORUM...

AMAÇları ne?
Birilerini kandırmaksa bence en çok KENDİLERİNİ kandırıyorlar.. (Bu çok önemli bir psikolojik bozukluk aslında...)

Bir süreliğine de olsa karşılarındakini kandırıyorlar, duygu istismarı yapıyorlar. İnsanların temiz duygularıyla oynuyorlar. (çok adice bir oyun...)

Bence DÜRÜST davranmak, insanın anlaşılmasını sağlar.

Sıkıntılarınızı paylaşırsınız, derdinizi anlatırsınız, size yakın bir YÜREK bulursunuz...

Bu sayede hayatınıza birini davet edersiniz, bir ömür MUTLU olma şansını yakalayabilirsiniz...



HEY ÇOCUK!

hey, çocuk!
uzat ellerini
gözlerinle gülümse
kocaman aç yüreğini
kucakla dünyayı...

senin gözlerin ne güzel çocuk
içinde kocaman dünyalar saklı
senin yüreğin ne güzel çocuk
sevgi, saygı, hoşgörü dolu...

senin ellerin ne sıcak çocuk
kucaklayınca evreni
çiçeğe durur bütün ağaçlar
kanat açar barışa güvercinler...

Ayşe TURAL

HADE BE NENE !

Hafta sonu...
Girne'de bir marketten elim kolum dolu çıkıyorum... Arabama doğru yürürken yirmili yaşlarda bir delikanlı ile karşılaşıyorum...

Beş altı adım geriden gelen, iki yana sallana sallana yürüyen, seksenlerine yaklaşmış yaşlı kadına sesleniyor...

- ' Hade be nene!
Ta sen yürüyesin akşam olacak... '

Belli ki torun... Acelesi var...
Gülümsüyorum... Takılmadan edemiyorum.

- ' Hey delikanlı!
Unutma bir gün sen de o yaşa geleceksin! '
diyorum. Genç afallıyor.

Yaşlı kadın, gülümseyerek:
- ' Sağolasın Hanım... İnşallah benim yaşımı bulsun da... '

Ne tatlı!
Şakası bile güzel...

Bir gün torunlarımdan birisi de bana böyle desin inşallah, diye içimden dua 🙏 ediyorum
YAŞAMIN RENGİ

yaşamın rengi: bir bakıştır
bir gülüştür
içten bir MERHABAdır...

yaşamın rengi: bir şiirdir
bir duyuştur
sıcacık bir DOKUNUŞtur...

yaşamın rengi: bir avuç hüzündür
iki damla gözyaşıdır
belki de bir ELVEDAdır...
Ayşe TURAL

CAZİBELİ KADINLAR...

Cazibe sizi çekici kılan tarafınız... Kültürünüz, konuşma tarzınız, yürüyüşünüz, giyiminiz, yaşam biçiminiz ve hayata bakış açınızdaki kışkırtıcılık...

Cazibeli kadınlara bakın. Tek tek incelediğinizde mükemmel görünmeyen tarafları olabilir ama bütünüyle havalıdırlar, dikkat çekicidirler, kendilerine baktırırlar...

El uzatışları, zarafetleri, bir baş çevirişleri, gözlerinizin içine bakışları farklıdır... Onları dinlemeye doyamazsınız... Kocaman bir salonda, bakışları üstlerine çekmeyi başarırlar... Ses tonları aklınızı başınızdan alır...

Çeşitli yaş gruplarındaki erkeklerin, kendilerinden yaşça büyük oldukları halde, cazibeli kadınların peşinden koştukları bir gerçek... Güzellik kalıcı değil, cazibe ise kaç yaşında olursanız olun sizinle...

:

:

:

: