Çözümsüzlüğün beklenen gerçeği..

Bir gün yaşanması çok muhtemel olan bir gelişme yaşandığını öğreniyoruz, Yenidüzen Gazetesinin verdiği haberden.
Bir gün yaşanması çok muhtemel olan bir gelişme yaşandığını öğreniyoruz, Yenidüzen Gazetesinin verdiği haberden.
Habere göre DP Genel Başkanı Fikri Ataoğlu ile ailesine “Kıbrıslı Rumlara ait mülkü satın aldıkları” için Kıbrıs’ın güneyinde dava açıldı.
Bu sürpriz bir gelişme mi?
Hayır.
Elbette sürpriz değil ve mevcut durumun bir getirisi mutlaka olacaktı.
Nitekim yaşananlar bundan ibaret.
Zira Kuzey’de 1974 sonrası oluşturulan ve sürdürülmesi mümkün olmayan bozuk düzenin bir sonucudur bu. Ve bu gerçeklik mutlaka yüzleşilecekti. Haliyle şimdi artık hukukla yüzleşme zamanı gelmiştir. Ve kaçınılmaz akıbette bu davaların arkası mutlaka gelecektir..
Dolayısıyla bu sadece başlangıçtır, Fikri Ataoğlu’na Rum Mahkemesinde açılan bu üzerinden oluşacak emsal ile birlikte bunun yüzlercesi gelecek arkadan..
Kısacası mevcut durumun sürdürülmesi ile birlikte ortaya çıkan durum bu ve buna birebir benzeyen davaları mümkün kılmaktadır.
Kaldı ki bugün hem Kuzeyde hem Güneyde çözümsüzlüğü bu düzenin garantisi olarak görenler bu haberi çok iyi okumalıdır.
Peki neden?
Elbette Kıbrıs’ta çözümsüzlüğün yarattığı ortam.
Oysa çözümle birlikte mülkiyet konusunda yeni bir hukuk yaratma ihtimali mümkünken, çözümsüzlük durumunda ise sadece mevcut olan uluslararası hukuk kurallar ve haliyle Kıbrıs Cumhuriyeti yasaları geçerlidir.
Bu durum uluslararası hukuka müdahil olmayan bizim konumumuzdaki toplumlarda büyük sıkıntılara kapı açmaktadır.
Fikri Ataoğlu örneğinde ortaya çıkacak durum yüzlerce, binlerce davaya emsal oluşturacağı da şüphe kaldırmaz bir gerçektir.
Zira Kıbrıs’ın özellikle Kuzey yarısında 1974 sonrası oluşan sürdürülemez durum aynı zamanda uluslararası bir hukuk sorununu da karşımıza çıkarmıştır. Dolayısıyla Fikri Ataoğlu örneği oldukça fazla görülen bir durum olduğundan mütevellit benzeri davalarla yüzleşmek kaçınılmazdır.
Bugün mevzu takdir edersiniz ki sadece Fikri Ataoğlu özelinde değildir.
Bunun bireysel bir özelliği de yoktur.
Lakin şu çok açık ki.
Kıbrıs’ın ne Kuzeyinde ne de Güneyinde sürdürülebilir bir konjonktür de yoktur.
O halde Kıbrıs’ın bütününde haksız yere ganimete konan, mal ve mülkü babasından getirmiş gibi yapan ve bunu dilediklerine dağıtan ,hak etmediği halde araziye, mülke konanlardan tek tek bu hesabın er ya da geç sorulacağını da kestirebilmek gerekirdi bu malum bozuk düzen yaratılırken.

:

:

:

: