Konu gelir malum meseleye dayanır..

Türkiye'nin KKTC'yi ülke içi statüsünden çıkardı.
Türkiye'nin KKTC'yi ülke içi statüsünden çıkardı.
Sonucu kredi kartı taksit sayısı 12 den 3 e düştü.
Turizmcilere göre olacak sonuç felaket.
Kumarcılar bir kenara, gerçek turistler azalacak öngörüsü hayli yüksek bir görüş ve haklılık payı çok. Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Kudret Özersay konu ile ilgili Türkiye Cumhuriyeti yetkilileri ile görüşüyor. Turizm ve Çevre Bakanı Ünal Üstel ise gerekirse Türkiye’ye giderek bu sorunu çözebileceklerini söylüyor.
Şimdi burada soru şu..
Türkiye’de bu yönde bir karar üretilirken, tüm bu dengeler düşünülmemiş midir?
Yani Türkiye Cumhuriyeti böyle bir karardan sonra Kuzey Kıbrıs’taki turizm işletmelerinin olumsuz etkileneceğini hesaba katmamış mıdır?
Bu kadar saflık da sanırım biraz fazla.
Dolayısıyla bütün bunlar hesap edilmiştir.
Bu kararı üretenlerin derdi tabi ki Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti değildir.
Dolayısıyla alınan kararın kapsamına sınırlama getirilmemiştir. Bunun elbette nedenleri de vardır.
Bu nedenler üzerinden gidersek ilk anda akla gelen TC içerisinde kendi parasını tutmak, ikinci olarak da bu bir yaptırım olarak algılanabilir mi?
Neticede bu kararın KKTC turizmine ve akabinde KKTC ekonomisine büyük bir darbe oturtacağı çok net.
İşte tam da bu öngörüler ışığında Kuzey Kıbrıs için Türkiye’den adaya gerçek anlamda turizm maksatlı olarak gelen turist sayısını hesaba katarsak bunun ekonomiye olumsuz yansıması kaçınılmazdır. Şimdi bunu aşmak için Bakan düzeyinde temaslar yapılıyor. Buna rağmen şu ana kadar olumlu bir gelişme yok..
Peki bundan sonra ne olur?
Yapılan girişimlerle bu sorun aşılsa bile Türkiye’ye duyulan ihtiyaç olabilecek en belirgin şekilde ortaya çıkar. Zira yaratılan düzenin içinde bu faktör oldukça önemli..
Bu ihtiyaç zaten TC yetkililerinin bir takım uygulamaları ile muhtelif zamanlarda diplomasi yolu ile hatırlatılıyor.
Dolayısıyla burada alınan kararın bilinçli olarak alındığını düşünenlerdenim.
Ha bu sorun belki daha makul koşullar yaratılarak aşılacak.
Lakin eski uygulama olmayabilir.
Onun yerine 12 değil de 8,10 aylık vadeler mümkün kılınabilir
Ve dönelim bir başka konuya..
Yukarıdaki konu ile ilintili değil, ancak sonuç itibarıyla özde ana nedeni ortaya koymak bakımından oldukça önemli.
KKTC Başbakanı Sayın Ersin Tatar, Genç TV'de Sevgili Mustafa Alkan’ın hazırlayıp sunduğu programda sorulan bir soru üzerine Maraş ile ilgili adımlarda Cumhurbaşkanı ile istişare ettiniz mi? sorusuna verdiği yanıtta aynen şöyle diyor.
'Kimle? Tayyip Beyle mi?'...
Daha da söze gerek var mı?
Bu programdan sonra Cumhurbaşkanlığı adaylığını açıklayacak ve halen Başbakan olan bir kişinin bu zihniyeti bu halka ne verebilir diye düşünmeden edemiyor insan.
Aynı programda yine bir soru üzerine
Başbakan Tatar: “Hükümete gelir gelmez ekonomiye çare bulduk ve istikrarı sağladık...”
Dedi..
Vallahi de billahi de bunu söyledi.
Belli ki Başbakan Ersin Tatar başka Kıbrıs’ta.
Bizler, yani halk başka Kıbrıs’ta yaşıyoruz..



:

:

:

: