Korona arsız ve insafsız

Geçen Kasım ayından günümüze dek.
Geçen Kasım ayından günümüze dek.
Korona virüsü nasıl insanları obur bir şekilde yer ve bitiriyorsa.
Bu oburluk ve arsızlığı günümüzde de ayni şiddet ve süratle devam etmektedir.
Zaman zaman sosyal medya ve basında çıkan virüsle ilgili olumlu haberler. Salt insanların bozulan morallerini düzeltmek açısından bir bakıma iyi addedilebilir.
Fakat gerçek gerçektir.
Gerçek olan da bu insan düşmanına karşı etkili bir çarenin veya ilacın günümüze dek bulunmamış olmasıdır.
Bu, dünyanın içinde bulunduğu maalesef acı bir gerçek.
Dünya bu konuda çok çaresiz.
Bilim insanları da çaresiz.
Tıp çok çaresiz.
Virüse bulaşmış olanlar da çaresiz.
Dünya bu konuda çaresizlik girdabında nereye kürek çekeceğinin daha hesabını kitabını yapamadı.
Pusulasız bir vaziyette.
Sadece, virüse karşı dünyada yapılan tek hareket ki buna savaşım diyemeyeceğim. Buna en doğru tabir, savunma kelimesi her halde daha uygun düşer.
Çünkü bu düşmana karşı silahınız yok. Silahsız savaş da olamayacağına göre. Bunun adı savunma olabilir. Fakat savunmada da insan kendini savunurken, orantısız da olsa elinde bir silahı bulunur.
Korona karşısında bu da yok.
Yapılan, açıkça bu virüsten kaçma ve korunma hareketidir.
Verilen mücadele bu.
Virüs, çok akıllı hareket etmekte ve kendisine savaşçı olarak da yine insanoğlunu seçmektedir.
Koronanın yılmaz savaşçıları çocuklar ve gençler.
Silahşör olarak bunları seçmiştir.
İnsanları insanlara kırdırmak.
Bunu da iyi başarıyor.
Dünyadaki çocuk ve genç nüfusu.
İstese de istemese de bu savaşçılığı yapmak zorunda.
Bunu yaşayarak görüyoruz.
Süper güçler, insanları öldürücü silah yarışında meydanlara sığmazken. Korona karşısında bissi kedi. Sus pus.
İnsanoğlu, silahsız ve donanımsız olarak, kendine özgü virüse karşı bir savunma mücadelesi vermekte.
Bu müdafaa, virüsün bedenine bulaşmaması yönünde. İnsanlarla temastan kaçınarak, bu işlevi yerine getirmektedirler.
Dünyadaki devlet yöneticileri de bu doğrultuda kararlar alarak. Vatandaşlarının virüs bulaşmasına karşı evlerinde kalmalarını duyuruyorlar. Ayrıca salgından korunma tedbirlerine hükümetler de aldıkları bir dizi kararlarla katkıda bulunmaktadırlar.
Bize virüs Salamis’ten yayılmış. Alman turist kafilesinden. Onlarla temasta olan görevlilerin bulaşması ile ülkeye yayıldı.
Alınan tedbirler virüsten kaçmaksa. Demek ki alınan tedbirler yeterli bir kaçma sağlamamış olacak ki virüs ülkeye yayıldı.
Bunu diğer üçüncü ülkelerden gelen vatandaşların da tetiklediği bir olgu.
Virüs ülkemizde at koşturuyor.
Atları dizginleyecek tek şey korunma olduğuna göre, bu yapılmakta mıdır ?
Buna evet demek mümkün mü ?
Dün, tükenen maddeleri almak için bir liste ile evden çıktım.
Eczane, bakkal, manav, petrol istasyonuna gitmek ihtiyacı hasıl oldu.
Çıkmış iken tümünü halledeyim dedim.
Yolumun üzerindeki bankalarda. Küme küme insanları banka kapılarında beklerken gördüm.
Bankalar on ikiye kadar açık.
Bu kümeleşmenin önüne geçmek için ödeme yapılan ilk beş gün bankalar öğleden sonra da açık olamaz mı ?
Bakkal ve manavlar, ay sonu biraz daha kalabalık oluyor.
Eczanelerde kümeleşme görmedim.
Ayni manzarayı petrol istasyonlarında da gördüm.
Sorun, taşıyıcıların tespiti sorunu.
Bunun için dünya çaresiz.
Gece sokağa çıkma yasağı buna bir çare.
Ya gündüzleri ?

:

:

:

: