Londra sokaklarında bir bakan

Bu satırları okuduğunuzda, Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün adaya dönüş yolunda, belki de inmiş olacak..

Bu satırları okuduğunuzda, Dışişleri Bakanı Hüseyin Özgürgün adaya dönüş yolunda, belki de inmiş olacak..

On gün önce geldiği Londra’da , oldukça yoğun bir program gerçekleştirdi genç bakan.

Temsilcilikte 2 kez özel görüştüğümüz Bakanla, güneşli, ılık bir sonbahar gününde temsilciliğin bulunduğu Tottenham Court Road etrafında bir tur yapıp, ADA TV’ye çekim yaptık. Yanımızda, Temsilci Kemal Köprülü ile havanın güzelliğinden faydalandık. Hem sohbet ettik, hem Bakan’ın gezi izlenimlerini dinledik. Dışişleri Bakanı sıfatıyla ilk kez Londra’ya gelen Bakan Özgürgün, aslında başkentin yabancısı değil. 1980’lerin sonunda buraya gelmiş. O günlerden bahsediyoruz..

Üçümüz de Londra’nın o günlerini yaşamış kişiler olarak, anılarımızı paylaşıyoruz. Cep telefonsuz (en azından bugünkü kadar yaygın değildi), uydu TV’siz, internetsiz hayatı konuşuyoruz. Temsilciliğin Oxford Circus ve Piccadilly’e yakınlığı büyük avantaj. Sinema, tiyatro, müzikallerle Londra bir cennet. “Her müzikali gördüm” diyor Sayın Bakan. Londra gezisinde de bir fırsatını bulup, efsanevi ABBA grububunun müziklerinden esinlenen “Mamma Mia”yı izlemiş. “Beğendiniz mi” diyorum, çok hoşuna gitmiş..

Dominion Theatre’ın kapısında duruyoruz. Kapıda, yıllardır oynayan bir müzikalin afişi. “We will rock you” (Sizi sallayacağız). Bu yapıt da efsanevi bestekâr, müzisyen Fredie Mercury’nin ölümsüz grubu “Queen”in müziklerinden esinlenmiş bir başka eser. Hem Köprülü, hem ben bu müzikali görmüşüz. Sayın Bakan ise henüz görmemiş. Görmesini tavsiye ediyoruz..

Londra’da Bakanın 40’a yakın kan bağı bulunan birinci dereceden akrabası yaşıyor. 1950’lerden beri dayısı, halası buradalar. Yani yarım asırdır yaşayan Kıbrıslı Türk veya Kıbrıs’taki tabiriyle

“ Londralılar”dan Özgürgün ailesi de nasibini almış. Bakan, Ankara’da üniversite öğrenimini yaptıktan sonra Cambridge’e geldiğini, burada yüksek lisans eğitimini aldığını söylüyor..

Ankara’da çok arkadaşı, anıları bulunduğunu anlatıyor. Londra’ya ilk geldiğinde “dev binalar, gökdelenler” beklerken, eski, püskü , karanlık duvarlı binalarla karşılaştığını, biraz hayal kırıklığı yaşadığını ekliyor. Ve her yer gibi şimdi Londra’nın da o yıllara göre fersah fersah ilerlediğini konuşuyoruz. Bakanın oğlu ve kızı da burada okuyorlar. “Çocuklarınız burada.. Artık sık sık gelirsiniz” diyorum. “O kadar işlerimiz var ki, artık onlar beni görmeye adaya gelirler” diyor..

Sağlı sollu vızır vızır işleyen trafiği, gürültüsü, elektronik dükkanlarıyla Tottenham Court Road üzerinde yürüyoruz. “Bir gün Londra’ya Dışişleri Bakanı olarak geleceğinizi hiç düşünmüş müydünüz” diye soruyorum Bakan Özgürgün’e. “Ankara’da öğrenciydim. Kıbrıs’tan Türk Dışişleri Bakanı gelmişti. Onunla konuşmuştuk.. Bir öğrenci olarak beni çok etkilemişti. Ama bir gün o makama geleceğimi düşünmemiştim. Siyasete çok genç yaşta atıldım. Kabine kurulduğunda belki Spor Bakanı olurum diye düşünmüştüm.”

Spor deyince, Bakan beyin yüzünde güller açıyor. Atletizmde, dünya sekizinciliği bulunduğunu

söyleyen Özgürgün, atletizm antremanlarını , “bakan” olduğundan bu yana açık havadan, evin içine taşımış.. Evindeki koşu bandında fırsat buldukça yürüyüp, koştuğunu söylüyor ve ekliyor..

“Bugün bir yarışa, koşuya katılacak kadar fit’im, hazırım.” Ve hemen ekliyor “ Spor yapmadan duramam” Kıbrıs görüşmelerinin ateşlendiği, Londra, New York ‘dan arkası arkasına gelen siyasi mesajlarla kızışan politika sahnesinde, her an koşuya hazır , dinamik, sportmen bir Dışişleri Bakanının bulunması, güven verici.

Bakanın yaşı genç. Kurt politikacıların tecrübesi belki yok. Ancak verdiği demeçlerde, basın toplantılarındaki konuşmaları, hiç de yabana atılacak gibi değil. Görüştüğüm ve temsilcilikteki basına kapalı toplantıya katılanlardan edindiğim izlenim, çoğunun kendisini “ sempatik, sorunlara hassas yaklaşan, ilgili” bulduğu. Dışişleri Bakanı, Londralılara hiç de yabancı değil. Kendi ailesi de onlar arasında. Sorunları, sıkıntıları ilk elden biliyor, dinliyor. Ancak mesajı açık ve net.. “Politikaya gireceklerse, İngiltere’de girecekler. Kıbrıs’ta seçilme hakkı yerine, İngiliz Parlamentosuna girmeyi zorlamalılar”

Londra’da karşılaştığı dinamizm bakanı şaşırtmışa benziyor. 70, 80 yaşındaki amcaların, dedelerin kapıya dayanıp, soru sorduğunu ve heyecanlandığını takdirle söylüyor. Ve “ Bu dinamizmi başka nerede bulabilirsiniz” diye de soruyor. Evet, Kıbrıs davası bu yıl sonuna doğru hızlı bir ivme kazanacak.. Genç Dışişleri Bakanı Özgürgün, belki arzu ettiği kadar halkın büyük kısmıyla görüşüp, konuşamadı.. Ancak ilk ziyaret için oldukça yoğun görüşmelerde bulundu. Cumhurbaşkanıyla Orams avukatlarına gitmeyle başladı, futbol turnuvası, radyo, TV mülakatlarıyla devam etti..

Not aldı, dert dinledi,  mesaj aldı.. Hükümetinin mesajlarını iletti.. İngilizlerle konuştu..En ciddi medya temsilcilerine Kıbrıs Türkünün isteklerini anlattı.. İngiliz Dışişleri temsilcilerine, “Bize de Rumlara olduğu kadar yakın mesafede olun “ dedi.. Lordlar Kamarasında en yakın tarihte konuşmak üzere bir  davet aldı..Futbol turnuvasına katıldı.. Araya akraba ziyaretiyle, bir  müzikali bile sığdırdı..

On günde bundan  başka bir şey yapmak,  her babayiğidin harcı olmasa gerek..

Sayın Bakan,  bir dahaki Londra ziyaretinde yapamadıklarını yapar..

Ve “ WE WILL ROCK YOU”yu umarım izler.

:

:

:

: