“Kıbrıs’ta Barış Zamanı”

YUKARDAKİ tırnak içindeki başlık, Joan Ryan’ın, Kıbrıs gezisine başladığı gün yayınlanan resmi bildirinin başlığıydı..

YUKARDAKİ tırnak içindeki başlık,  Joan Ryan’ın, Kıbrıs gezisine başladığı gün yayınlanan resmi bildirinin başlığıydı..

Hafta başında adaya “Kıbrıs Özel Temsilcisi” sıfatıyla “ilk” kez gelen İngiliz Milletvekili Joan Ryan’ın , İngiltere’deki basın için hazırladığı bildirisi, son derece yalın, hayalden uzak, gerçekleri bilenler tarafından hazırlanmış izlenimi uyandırıcıydı..

Joan Ryan’ı ilk kez 1997 seçimlerinde tanıdım..
Kuzey’deki Enfield mahallesinden İşçi Partisi adayıydı..

Uzun boyu, daima gülen yüzüyle , çevresindekilerle çabuk kaynaşabilen, cana yakın bir hanım olarak hatırlıyorum , on yıl öncesinden..

Milletvekili seçildikten sonra, sık sık Türkçe konuşan toplumu ilgilendiren toplantılarda, resepsiyonlarda, yemeklerde, Cumhuriyet balolarında rastladım..

Her zaman cana yakın, güler yüzlü.. Etrafındakilerle ilgili samimi tutumunu korudu, sürdürdü..

Milletvekili seçildiği Enfield’in nüfusu bugün 300 bin kişi..

Yani KKTC nüfusundan daha fazla bir rakam..

Türkçe konuşanların sayısı onbinlerle ifade ediliyor..

Aynı zamanda Rumların da en çok yaşadığı yerlerden biri..

Bir milletvekili olarak Joan Ryan, hem Türkleri, hem Rumları en yakından tanıyanlardan..  Ayrım yapması mümkün değil..
Seçim bölgesindeki tüm etnik gruplara, eşit uzaklıkta kalması , zaten etik kural..

Konumuz, Joan Ryan’ın kişiliği veya bize yakınlığı değil..

Pazartesi başlayıp, Perşembe günü biten Kıbrıs gezisinde, hem  Cumhurbaşkanı Mehmet Ali Talat, hem Rum yönetimi lideri Papadopulos ile görüşen Ryan’ın, KKTC gezilerine ilişkin gelişmeleri pek gazetelerde göremedim..
Gördüm de ne konuşulduğunun ayrıntılarını öğrenemedim..

Haberlerin çoğunda da Rum basınından alıntılar vardı..

Gordon Brown Hükümetinin “Kıbrıs Özel Temsilcisi”, Enfield North Milletvekili Joan Ryan, Salı günü Enfield’deki ofisinde bir basın toplantısı düzenliyor..
Herhalde, KKTC’deki görüşmelerin ayrıntılarını o gün öğreneceğiz..

 

 

 

Ryan’ın gezi öncesi yayınlanan bildirisi, bence oldukça pozitif mesajlar içeriyor..

Orada birçok ipuçları vermiş.. Kıbrıslı Türk politikacıların da yakın zamanda sık sık telafuz ettiği kavramları kullanıyor...

Daha ilk cümlesinde Ryan, görevinin, diğer temsilciler, özel elçilerden tek anahtar noktada değişik yönünü “ Britanyalı Kıbrıslılarla, Hükümetin ilişkilerini güçlendirmek” olarak tanımlıyor..

Britanya adasında, 300 bin Kıbrıslının yaşadığı belirtilen bildiride, bu toplumun,  birçok yönlerden çok kültürlü ülkeye “model” teşkil ettiğinin altı çiziliyor..

1940, 1950’lerde Kıbrıs’tan Britanya’ya göçmeye başlayan Türk ve Rumların, artık 3’üncü kuşaklarını görüyoruz günümüzde..

Profesyonel meslekler seçip, yaşadıkları topluma daha fazla entegre oluyorlar.. Hem de kendi ülke politikalarıyla yakından ilgileniyorlar..

Siyasete atılanlar da oldukça fazla..

Enfield Belediye Başkanı Doğan Delman, İşçi Partisinden Hemel Hempstead’de milletvekili adayı Ayfer Orhan,  aynı belediyelerde görevli Yasemin Brett, Ahmet Karahasan, Ahmet Örgener, Ertan Hürer, Liberal Partili Meral Ece uzun yıllardır politikayla haşır-neşir olanlardan  aklıma ilk gelen isimler..

Yeterli mi, hayır.. Daha fazla olması bizim yararımıza..

Sözü çok uzattığımın farkındayım, asıl gelmek istediğim konu, Kıbrıs konusundaki çözüme ilişkin ipuçlarının Joan Ryan’ın mesajında yer alması..

Kıbrıs Özel temsilcisi, adadaki çözümün “Kıbrıs Diaspora”sında olduğunu ve 4 günlük gezisinde de onların neler yapabileceğini, keşfedeceğini mesajında belirtmiş..

Ne keşfettiği şimdilik meçhul..

Adaya, mucizevi bir çözümle gelmediğini açıkca belirtmişti zaten..

Kıbrıs Diaspora’sı neydi ?

Diaspora kelimesiyle lobiyi çoğu kez eş anlamda kullanıyoruz..

Bugüne kadar hep lobicilik çalışmalarından bahsederken, şimdi artık Diaspora deniyor..

Kelime anlamı, dağılma olan Yunanca bu sözlük, Tevrat’taki anlamıyla da sadece ve sadece Filistin toprakları dışında yaşayan Yahudileri tanımlayan bir terim.. Ancak günümüzde artık sürgünde yaşayan tüm halklar için kullanılıyor.. Ve  bu terimle anılanların temelinde, mutlaka bir “felaket” yatıyor..

Kıbrıs Diasporası da bu tanımlamaya uygun kullanıldığında, evinden, barkından, yurdundan dışarda yaşayanları kapsıyor..

Gerçek anlamıyla “sürgündeki”leri anlatıyor..

 

Ryan’ın mesajında anlattığı, kendi seçim bölgesinde yaşayan Kıbrıslı Türkler ve Rumlar arasındaki ayrılıklar , adadaki kadar belirgin değil.. Ancak yine var..
Fakat, bu iki toplumun İngiltere’deki ilişkileri ( !!!), adadaki benzeri bir eyleme örnek teşkil edecek potansiyele sahip..

En son Temmuz ayında, 20 Temmuz’u protesto eden Rumların Trafalgar Meydanındaki gösterisindeydim..

Aleyhimizdeki pankartları, söylemleri, bağırmaları burada bir daha yazmayacağım..

Birkaç Türk gazetecisini daha hazmedemeyecek öfkedeki Kıbrıslı Rumları herhalde kastetmiyordu Ryan..Yoksa, allah muhafaza örnek alınacak eylemler böyleyse, adada kan gövdeyi götürebilirdi..

Siyasi iradeyi, yurt dışında yaşayanlarda arama çabası değil Ryan’ın söylediği..

Uzun yıllardır bu ülkedeyim.. Sayısız toplantı, miting, eylem, protestoyu izledim.. İki toplumun karşı karşıya geldiği birçok durumla karşılaştım..

 “Siyaset” adına yapılanlarından, “hoş hatırlanacak” anılarla ayrıldığımı söyleyemem..

Sosyal toplantılarda, ortak coğrafya,  benzeri kültür, gelenekleri paylaşanların candan ahbaplıklarını burada yadsıyamam.. Müzik aynı, içkiler aynı, mezeler aynı..

Bunları zaten hepimiz biliyoruz..

Benim sıkıntım, kendi içimizdeki uçurumlar.. Kıbrıs’taki çatışmaları buraya aynen kopyalayanlar..

Birbiriyle fikirde uyuşmasa da, ulusal çıkarlar söz konusu olunca biraraya gelebilme..

Ryan, Kıbrıs Diasporası’nın, Kıbrıs’taki kanayan yaralara merhem olup olmayacağını soruyor ?

Ve ekliyor, 2008 adayla ilgili ülkelerde seçimlerin olmadığı bir yıl..

Ve “Adaya barışın gelmesi için en uygun zaman”..

Diaspora’ya konu olanlar, kendilerine çeki düzen verdiği, bireycilikten çıkıp, toplum şuuruyla hareket ettiği, ulusal bilinci, çıkarları üst düzeyde tuttuğu sürece,

yukardaki başlıkta yer alan “Temenni” de gerçekleşir..

2008’e şurada birkaç ay kaldı..

Göreceğiz..

:

:

:

: