BLAIR’E GÜLE GÜLE

TAM on yıl önce 10 Downing Street konutunun ünlü kapısından içeri girdiğinde ülkenin 150 yıldan fazla zaman sonra gördüğü en genç başbakandı.. 44 yaşındaydı..

MİHRİŞAH SAFA

 

TAM on yıl önce 10 Downing Street konutunun ünlü kapısından içeri girdiğinde ülkenin 150 yıldan fazla zaman sonra gördüğü en genç başbakandı.. 44 yaşındaydı..

Yanında genç avukat karısı  Cherie ile  liseli mahcup aşıklar gibi sarılıp, üç çocuğuyla,  buram buram tarih kokan yeni evlerine  adım attıklarında , ülkenin umutlarını da sırtlamışlardı..

“Demir Leydi” Margaret Thatcher, ardından John Major’dan sonra Muhafazakar  Parti günleri geride kalmış,

John Smith’in ölmesi üzerine İşçi Partisi liderliğine  gelen  siyah saçlı, mavi gözlü yakışıklı, genç adam, mavi siyaset haritasını biranda  baştan aşağı değiştirip, kırmızıya boyamayı başarıp, halkının umudu olmuştu...

Birleşik Krallığın başbakanlığına büyük değişiklikler vaadiyle, yepyeni bir havayla, ezici çoğunlukla oturan Tony Blair, artık gitmeye hazırlanıyor..

Her gelişin, bir de gidişi vardır..

 “Umudumuz Tony Blair” çığlıklarıyla başbakanlığa gelen Blair, bugün saçları ağarmış, yüzü gözü kırışmış, birkaç kalp spazmı geçirmiş vaziyette veda ediyor.. Siyasi değişiklikler ise kozmetik ve sağlık değişikliklerinden daha da göze batıcı..

Çocukları büyüdü.. Aileye yeni bir fert daha katıldı..  Karısı, insan hakları avukatlığında ününe ün , parasına para kattı..  

Ülkeye gelince...

Eğitim, eğitim,eğitim diye, üstüne basa basa iyileştirilmesine çalışacağına söz verdiği eğitim, ana okulundan, üniversiteye kadar kaos içinde..

Hastanalerdeki kuyrukları azaltacağız vaadleri, hiç içaçıcı değil..

Güvenlik, can ve mal da dahil allaha emanet..

Ülkeye gelen göçmenlerin, kaçakların sayısını başta İçişleri Bakanı olmak üzere bilen yok..

Hep Tory’lerle özdeşleştirilen, seks, maddi çıkar, aşk skandalları, almış başını gitmiş... Parayla lordluk mu istersin, ünvan mı.. Tekmili birarada.. Başbakan, bu nedenle iki defa polise ifade  bile verdi..

On yılda Bosna, Afganistan, en önemlisi Irak savaşı ülkenin evlatlarını 20 ve 21’inci asırda savaşla, ölümle tanıştırdi.. Irak’dan 4 yıldır bayrağa sarılı gelen erkek-kadın askerlerin sayısı 100’ü aştı..

On yıl önce 10 Downing Street’e adım attığında, “Yepyeni bir ufuk doğuyor, halk güvenini bize verdi.. Muhteşem değil mi ?” diyen aynı Tony Blair, yaz bitmeden kaçar gibi siyasetten tamamen elini eteğini çekmeye hazırlanıyor..

                                      *****************

                                                

10 yılda neler mi oldu ?

 İlk senesinde, Kuzey İrlanda’ya 25 sene kök söktürüp, kan akıtan Sinn Fein Lideri Gerry Adam ile Başbakanlıkta resmen görüşen ilk lider oldu..

En büyük rakibi ve selefi olmaya hazırlanan , Maliye Bakanı Gordon Brown ile anlaşmazlıkları, başbakanlığının ilk yılında ortaya çıktı..

Milenyum Dome fiyaskosu,  şap hastalığı salgını hep o ilk yıllara rastladı..

2001’de 11 Eylül olayıyla, İngiltere de yeni bir döneme girdi.. Tony Blair, her zaman Amerıka ile omuz omuza duracaklarını, dosta, düşmana ilan etti..Kraldan daha çok kralcı kaldı..

Ve sorunlar da başladı...

 2002’de Blair, şu herkesin merak ettiği, yerde mi gökte mi  arayıp da bulumadığı meşhur “ Kitle İmha Silahlarını” anlatan ünlü dosyayı sundu...

 Ardından Dışişleri Bakanının istifası ve muhalefetin oylarıyla Irak savaşına katılma kararı alındı.. O yıl üst üste gelen istifalar , Blair’in kalbine vurdu ve Başbakan ilk kalp spazmını geçirdi..

Irak savaşının ilk yılları geçtikten sonra umutlu hava yerini isyana, savaşta çocuklarını yitiren acılı ailelerin protestosuna dönüşünce işin rengi de değişti..

Londra’nın 2012 Olimpiyatlarını kazanmasının ertesi günü başkentte arka arkaya patlayan bombalar, 52 kişinin ölümü, ülkenin moralini biranda yerle bir etti..

On yılda olanlar bununla kalmadı.. Can düşmanlar Sinn Fein Lideri Gerry Adams ile Kraliyetçi Parti Başkanı Ian Paisley, Kuzey İrlanda’nın geleceği için hükümet güçlerini paylaşmayı kabul etti.. Aşk skandalları hükümeti sarstı..

                                      ************************

Ve geçtiğimiz Perşembe günü ülkedeki yerel  belediye seçimleri, ülkenin politik renk haritasını yeniden maviye boyamaya başladı.. Muhafazakarlar, ilk kez bir seçimde yüzde 41 oy alıp, İşçi Partisinin yüzde 14 önüne geçtiler..

Iskoçya tarihinde ilk defa bir İngiliz Partisi liderliği, “Ulusal Iskoç Partisine” kaptırdı.. SNP, 47 sandalye ile Blair’in partisini bir sandalye farkla gecip, hükümeti kurmaya aday oldu..

Muhafazakarlar, Belediye seçimlerinde iktidar partisinin elinden bircok iskemleyi almayı başardı..

Sonun başlangıcı hızlı hızlı geliyordu..

Hiç mi iyi birşey olmadı... Olmaz mı .. Son on yılda sterlin milyonerleri, varlıklarını üç misli katladılar, daha da  zengin oldular..  Londra, dünyanın mega zenginlerinin akın akın geldiği bir kente dönüştü.. Kentin taşı toprağı altın değil, titanyum değerine yükseldi..

Seçim yenilgisinden sonra “ Bu bizim için sıçrama taşı olur.. Genel seçimleri alabiliriz” diyebilen Tony Blair’in , hem liderlikten, hem milletvekilliğinden istifasının eli kulağında..

Ondan sonra gelsin konferanslar, gelsin paralar.. Blair’in bir yılda anılarından, konferanslardan, firma direktörlüklerinden 10 milyon sterlin kazanması bekleniyor..

Blair, güle oynaya gitmeye hazır.. Geride karmakarışık bir parti ve ülke bırakarak..Böyle gitmeye can kurban..

:

:

:

: