Sendikalar devletin beslemesi midir?

İngiltere’de Demir Lady Margaret Thatcher zamanında sendikalara yönelik yapılan ve onları etkisiz kılan operasyonun KKTC’deki sendikalar için de yaşanabileceğini ve buna uygun konjektürün de bizzat sendikalar tarafından hazırlandığı yönünde uyarılarda bulunmuştuk. Bugün ise bu konjektürün yaklaştığını görmekteyiz.
İngiltere’de Demir Lady Margaret Thatcher zamanında sendikalara yönelik yapılan ve onları etkisiz kılan operasyonun KKTC’deki sendikalar için de yaşanabileceğini ve buna uygun konjektürün de bizzat sendikalar tarafından hazırlandığı yönünde uyarılarda bulunmuştuk. Bugün ise bu konjektürün yaklaştığını görmekteyiz.

Sendikalara yönelik yapılacak operasyondan bahsetmeden önce bugünkü ekonomik yapı hakkında önemli bir hususu tekrarer vugulamak isterim. Başta sendikalar olmak üzere, ekonomik önlemlere itiraz eden kesimler ülkenin önünün açılması için kendileri de uzman raporu hazırlasalar farklı reçete ile karşılaşmayacaklardır. Ancak, devamlı statükodan şikayet edip statükonun değişmesine yönelik TC’nin de uygulanmasına özen gösterdiği ekonomik önlemlere sendikaların aşırı tepki göstermesinin tek nedeni vardır ki; bu mevcut statükodan onların da nemalanmasıdır.

Bazı sendikalar, TC hükümetine meydan okuyan ve bir nevi bıçaka yumruk vuran tavırlarıyla aslında Dünya Bankası raporunda da ifade edilen KKTC’deki sendikaların tıkaç olduğu tesbiti ile
kendilerine karşı yapılacak sindirme ve etkisizleştirme operasyonunu maalesef meşrulaştırmaktadırlar. Şöyle ki, sendikalar hükümet edenlerin istişare yerine kendilerinden icazet alma rolüne bürünmüş bulunmaktadırlar. Almış oldukları bu pozisyonu rasyonel bir çizgiye çekmedikleri takdirde ise bir dost olarak uyarmak isterim ki “ah keşkem ah keşkem” şarkıları söyleme durumunda kalacaklardır. Bununu için ise, tarih tekerrürden ibarettir anlamına gelen “DEJAVU” gerçeğine yönelik İngiltere örneğini sendikalara hatırlatmak faydalı olacaktır.

1979-1990'u kapsayan Thatcher dönemi, İngiltere'de büyük bir sosyal ve ekonomik değişimin yaşandığı yıllar oldu. James Callaghan liderliğindeki İşçi Partisi hükümetini seçimlerde yenilgiye uğratarak iktidara gelen sağcı politikacı kapsamlı bir reform programı yürüttü. Enflasyonla mücadele etti, sendikalarla savaşa girdi. Thatcher, sendikaların gücünü kırmaya kararlıydı, ama Heath hükümetinin aksine, bunu tek bir kanunla zorlamak yerine yavaş yavaş gerçekleştirmeyi tercih etti. Çeşitli sendikalar, Thatcher'ı yıpratmayı hedefleyen grevler düzenledi. Bunlardan en önemlisi, 1984-85'te Millî Madenciler Sendikası'nın düzenlediği grevdi. Thatcher, önceden kömür stoklayarak greve hazırlanmıştı, böylece 1972'dekinin aksine hiç elektrik kesintisi olmadı. Grev sırasında polisin uyguladığı yöntemler, insan hakları savunucularının tepkisini çekse de, grevci işçilerin greve katılmayanların çalışmasını önlemek için şiddet kullandığını gösteren fotoğrafların basında yer alması, kamuoyunun grevcilere karşı dönmesini sağladı. Madencilerin grevi bir yıl sürdü ve sendikalar herhangi bir kazanım elde etmeden grevi sona erdirmek zorunda kaldılar. Thatcher, bunun üzerine 15'i hariç tüm ocakları kapattı ve kalanlar da 1994'te özelleştirildi.
KKTC’de İngiltere’de olduğu gibi sendikalara dönük operasyona start verilmek üzeredir. Bu açıdan varan 1: “üye aidatlarının kaynaktan kesilip sendikaların hesaplarına yatırılması uygulamasının kaldırılarak, sendikaların aidat toplaması uygulamasına geçilmesi” ile ilgilidir. Tabii ki, bu konuda sendikaların karşı duruşu fevkalade manidardır. Sendikalardan beklenen onurlu söylem bana göre şu olması gerekirdi: “ bizim maliyeden aidat kesintilerine ihtiyacımız yoktur. Bizim üyelerimizle olan bağımız güçlüdür. Maliye tahsil etmese dahi biz üyelerimizden aidat toplamakta hiçbir sorun yaşamayız. Aksine, bağımızı güçlendiririz.” Bu söylemin aksine sendikaların mevcut uygulamanın kaldırılmasına olan tepkileri, sendikaların üyeleri ile olan bağlarının son derece zayıf olduğu ve sendika ağalığının kronikleşdiği konusunda olan saptamaları güçlendirmektedir. BU OLGU İSE, SENDİKALARI ÜYELERİNDEN KOPUK DEVLETİN BESLEMESİ OLDUĞU HUSUSUNDA BİZLERİ OLUMSUZ ALGILAMA İÇERİSİNE SOKMAKTADIR.
Üye aidatları ile ilgi tahsilatdan öte sendikaların üzerinde proaktif ve rasyonel davranmaları gereken tehlikelerin başında sendika başkan ve yönetim kurulu üyelerinin statüsü, görev ve sorumlulukları, mali kaynakları ile kullanım yerleri ve sendikaların her yönüyle denetimi hususunda yapılabilecek operasyonlar gelmektedir.

:

:

:

: