Eroğlu ‘Mide bulandırıyor’ dedi…

TRT Türk geç de olsa bizim yapamadığımız iyi bir iş yaptı ve Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nu ekrana çıkardı.
TRT Türk geç de olsa bizim yapamadığımız iyi bir iş yaptı ve Cumhurbaşkanı Derviş Eroğlu’nu ekrana çıkardı.
Konu yelpazesi geniş tutulsa da aslolanın 28 Şubat mitinginde açılan hayâsız pankartlar olduğunu tahmin etmek zor değildi ve böyle düşünenler yanılmayacaktı.
Çünkü aradan 6 gün geçmiş ve fakat devletin tepesinin bu pankartlar hakkında ne düşündüğünü öğrenmek kısmet olmamıştı.
Ne zaman ki anavatanımızın başbakanı Erdoğan “Arkadan hançerleniyorum” dedi, Cumhurbaşkanı da “Kabul edilemez” diyerek zevahiri kurtarmaya baktı.
Ama yetmeyecekti.
Çünkü neyin neden sonra ve neden söylendiğini anlamak da zor değildi.

***

Sırada Türkiye’nin Lefkoşa Büyükelçiliği’ne kimin atanacağı konusunda karar vermeye gelmişti.
Zamanında “Özgürlüklerden başka kazanılmış hak yoktur” diyen DP Genel Başkanı Serdar Denktaş’ın ‘evinin efendisi olma mücadelesini (!) unutmadan ‘Büyükelçi’ konusuna bir göz atalım şimdi.
Herkes bir anda hariciye uzmanı kesildi, “İstemezük” tayfası gözlerini ve kulaklarını kapatıp ağızlarını bir açtılar ki susturabilene aşk olsun. Sadece “Şu isim büyükelçi olmazsa gabul etmeyik” demedikleri kaldı.
Üstelik bunlar o kadar allâmedirler ki; Cumhurbaşkanı’na “Güven mektubunu kabul etmemesi konusunda” ders bile vermeye kalktılar.
Ama kendilerini allame zanneden cahiller, bir büyükelçinin güven mektubu aşamasına gelince kadar yaşanan süreci bilmek zorunda değildi.
Onların görevi, hayatında taş üstüne taş koymadan, hayırlı bir işte emeği bulunmadan, sabahtan akşama kadar konuşmaktı.
Osmanlı’dan günümüze tek büyükelçimizin bile reddedilemediğini bilemeleri hem imkânsızdı, hem gereği yoktu.
Akşam kafayı çekerken birbirlerine ‘amma da güzel söyledin ha…” diyerek egolarını tatmin en iyisiydi.
Ama Cumhurbaşkanı TRT Türk’te de açık açık dedi ki, “Benden güven mektubunu kabul etmememi istediler ama dinleyecek değilim. Elbette kabul edeceğim…”
Ve iyi etti.
Çünkü ateşe benzin dökmek kimsenin işine yaramaz. Yaranın kabuk bağlamasına izin verilmemiş, aklın yolundan çıkılmış olurdu.
Eroğlu sağduyu ve aklıselimin her zaman galip geleceğini de ispatlamıştır.

***
Öte yandan; o hayasız pankartları açanları toplasan yüzde bir bile olmadığını ve mide bulandırdıklarını söyleyen Eroğlu da bir hususu bal gibi biliyor.
O da şudur:
Bu Rum muhipleri sabah-akşam anavatanımıza ve onun yöneticilerine kin kusarken, gönüllü olarak kullanılmaktan zevk alıyor olabilirler. Rum da dünyayı gezerek “Bakın Kıbrıs Türkü de böyle düşünüyor” diyebilir, ama hepsini toplasan yüzde 1 olmadığını gizleyebilirler.
Ve hattâ bu yüzden yarımlık güruh, Hristofyas’ın makamında 2,5 saat misafir edildikten sonra KKTC’ye gelerek ‘sivil itaatsizlik’ çağrısında bulunabilir.
‘Rum istihbaratı ile ne alemdesin’ sorusuna cevap vermeyenler de kin kusmayı sürdürebilir.
O hayasız pankartları açanlarda ar-haya kalmamış da olabilir.
Peki ya geriye kalanlar ne diyor bu işe, bu edepsizliğe daha ne kadar (Susarak) ortak olacaklar?

Aklıselim ne zaman galip gelecek?

:

:

:

: