Ne gidebilmek ne de kalabilmek

Gazetemizin geçtiğimiz hafta başlatmış olduğu ‘Vatansızlar’ yazı dizisi, olumlu ve olumsuz birçok tepkiyi de beraberinde getirdi.
Gazetemizin geçtiğimiz hafta başlatmış olduğu ‘Vatansızlar’ yazı dizisi, olumlu ve olumsuz birçok tepkiyi de beraberinde getirdi. Kimi okurlarımız ada nüfusumuzun ve kaynaklarımızın Türkiye’den gelen ‘yerleşikler’i kaldıramayacak durumda olduğunu savunurken, bir diğer kesim Türkiye’nin bile sahiplenmediği(!) insanlara neden Kıbrıs’ın bir umut ya da yuva olarak gösterilmeye çalışıldığını sorguluyor. Yıllardır süren Kıbrıs sorunu, ekonomik kriz, müzakereler derken kendisini bir anda miting meydanlarında öfke kusarken bulan toplumumuz bu süreç içerisinde bazı değerlerini kaybettiği gibi merhamet ve insaniyetini de kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Öncelikle bilinmesi gereken bir şey var ki o da bu insanların kendilerini ne Türkiye’ye ne de buraya ait hissedebildikleridir. Hepsinin de ortak noktası bu. ‘Bizi artık buralarda istemiyorlar. Elbetteki döneceğiz Türkiye’ye, yapacak başka bir şeyimiz mi var?’ sözleri hemen hemen bütün yazı dizilerimizde yer aldı bugüne dek.

Şimdi biraz geriye dönelim. Çok eskilere gitmeye gerek yok. Birlikte büyüdüğünüz, çocukken oyunlar oynadığınız mahalle arkadaşlarınızı düşünün. Akşamları ailelerinizin birbirlerine ziyaretler gerçekleştirdiği, neşe içerisinde sohbet edilen o bayramları bir hatırlayın. Bir gün arkadaşınızın bir oyun esnasında size; ‘biz buradan gidiyoruz. Babam İngiltere’ye gideceğimizi söyledi. Orada bir iş bulup kendimize hayat kuracakmışız. Buralarda artık ekmek kalmamış’ dediği o anı hatırlayın. Ya da anne ya da babanızın, ‘ne zaman dönerler geri kimbilir’ dediğini… Yıllar sonra kardeşiniz bildiğiniz arkadaşınızdan aldığınız mektupta okuduğunuz şu satırları hatırlayın; “kardeşim, buralarda vatan hasreti çekiyoruz. Yüreğimize taş basıyoruz. En ağırı da nedir biliyor musun, bize burada ‘sonradan gelme’ diyorlar. Okulda hep dışlanıyoruz. Sonradan geldiğimiz için hep o yabancısoğuk bakışları üzerimizde hissediyoruz. Annem geceleri, ‘dönelim artık bey, vatanımdan, Kıbrıs’ımdan ayrı kalamıyorum’ diye dert yanıyor. Babamsasesi titreyerek,‘Gidemeyiz hanım. Bizim yerimiz yurdumuz burası oldu artık. İnsan doğduğu yeri değil doyduğu yeri vatan belliyor’ diyor. Anlayacağın ne oralı olabildik ne de buralı…”

Bunları unutmayın ve hatırlayın. Yıllardır anavatan Türkiye’den bağımsız düşünülemediğimiz bu topraklara hala ‘vatanım’ diyemediğimizi hatırlayın. Bir umutla gittiğimiz dünyanın bir ucunda herkesin bize ‘ötekiler’ olarak baktığını hatırlayın. Hatırlayın ve sadece bir anlığına da olsa kendinizi bu insanların yerine koyun. Tabii ki de;‘herkes gelsin, buyursun, bu topraklar hepimize yeter’ demiyoruz ama en azından olayın bir de insani boyutundan bakmayı göz ardı etmeyelim...

:

:

:

: