Bu zihniyetle varılacak yerden hayır gelmez

Sonunda aklın yolu galip geldi sayılır. Bir-iki “İşgal edebiyatının dışında” sakin ve olgun geçti.
Sonunda aklın yolu galip geldi sayılır.
Bir-iki “İşgal edebiyatının dışında” sakin ve olgun geçti.
Kaldı ki; “İşgalci (!)” dedikleri de orada duruyor, kendisine güvenen çıkarmayı deneyebilir.
Mitingin amacını bilen olduğunu sanmıyorum ama bu konuda rivayet muhtelif.
Kimine göre ‘hak arama (?)’ kimine göre Türkiye’ye gözdağı, kimine göre AK Parti’ye mesaj, kimine göre de Ankara’ya ve KKTC hükümetine ‘paket’ tepkisi.
Keşke sonuncu olaydı.

Ama değildi.
Öyle olsa, “CTP olarak biz para verdiğimiz için sövüyorlar, UBP de vermediği için” diyen Mustafa Selim Ferdi Sabit Soyer orada olmazdı.
Öyle olsa, iktidardayken “Bu ülkede özgürlükten başka kazanılmış hak yoktur” diyen Serdar Denktaş hiç olmazdı.

Ama değildi…
Öyle olsa; 2,5 saat Hristofyas’ın hayırduasını alıp geldikten sonra ‘KKTC’de sivil itaatsizlik’ zırvası yumurtlayan yüzde 1’lik garabet orada olmazdı.
‘Hak arama mitingi’ olsa, ilkokullardaki öğrencilerin listesini Rum bakana takdim ettikten sonra yine Rumların gazetelerine her gün Türkiye’yi ve KKTC’yi gammazlayan ‘yurtsever (!) sendika ağası’ İnönü Meydanı’na yaklaşamazdı.
“Peki Mehmet Özgardaş gibi sendikacıların suçu ne ki böyle söylüyorsun” diyecek olursanız, buna itiraz etmem.

Üstelik sadece Mehmet Özgardaş da değil, orada gerçekten üyelerinin ekmek parasını düşünerek yola çıkmış çok sayıda sendika ve sendikacı vardı.
Aslında “İyi ki vardı” mı desem, yoksa “Keşke olmasaydı” mı pek emin değilim.
Çünkü olmasalar, “İşgal edebiyatı esnafının” kaç kişi olduğunu herkes görecekti.
Orada bulunmaları ise, bir anlamda meydanın boş olmadığını ve Kıbrıs Türkü’nün anavatanı ile bir alıp veremediğini olamayacağını ispatlamak müşkül olurdu.
Şimdi gelelim başlığa ve neden “Bu zihniyetle varılacak yerden hayır gelmez” dediğime.
Sadece 2 örnek vereceğim.

1- Nenemiz canlı yayına katılıyor ve diyor ki: “Hasta olmasam bu yaşta ben de meydanda olurdum. Çocuklarımın, torunlarımın iyi bir yerlere yerleşmesini isterim. Onların rahat etmesini isterim çünkü gençliğimiz çok zor geçti …”
TV’de programı yapan tamamlıyor: “Ama şimdi o günleri de arar olduk değil mi?”
2- Canlı yayına sendika başkanları katılıyor ve programı yapan soruyor: Üyelerinize mitinge katılmamaları için baskı ve zulüm var mı?”
Telefondakilerin tamamı “Hayır öyle bir şey yok” diyor ama berikinin “Vardır da sen bilmiyor” demediği kalmıştır.

Araba aküsünden radyo yapanları -akılları sıra- tu kaka ilan edenler için, canlı yayında dünyanın her yerinden seyredilme imkânına kavuşmuş olması önemli değildir.
Üstelik o günleri de hatırlamaz ki arasın ama nenemize “Evet arıyoruz” dedirtemedi.
İşte bu zihniyetten hayır gelmez.

Zihniyetten gelmez ki varılacağı yerden hayır gelsin.
SON SÖZ: Tüm kışkırtmalara rağmen mitingin olgun bir havada tamamlanmasına ön ayak olanlara teşekkür borçluyuz.

:

:

:

: