Varoluşumuz sendikalara mı kaldı?

İkinci ‘toplumsal varoluş’ adı altındaki miting de gerçekleştirildi. İlkinin aksine çok daha kalabalık ve çok daha duyarlı olan bu miting demokrasinin en güzel örneklerinden biri olarak tarih sayfalarındaki yerini şimdiden almaya başladı.
İkinci ‘toplumsal varoluş’ adı altındaki miting de gerçekleştirildi. İlkinin aksine çok daha kalabalık ve çok daha duyarlı olan bu miting demokrasinin en güzel örneklerinden biri olarak tarih sayfalarındaki yerini şimdiden almaya başladı. İstenilmeyen herhangi bir durum ya da olayla karşılaşılmaması herkes için hiç şüphesiz en sevindirici olguydu. Bu nedenle duyarlılıklarından ve medeni davranışlarından ötürü halkımızı bir kez daha takdir ediyoruz.

Gelelim 2. Toplumsal Varoluş Mitingi’nde öne çıkanlara… Hiç şüphesiz Kurucu Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın eşi Aydın Denktaş’ın elinde bayraklara İnönü Meydanı’na teşrif etmesi pek çok kişinin şaşkın bakışlarıyla karşılandı. Acaba Aydın Hanım, oğlu Serdar Denktaş için mi yoksa eşinin ‘geçinemediği’ maaşı için mi meydanlara dökülmüştü derken dün gazetelere düşen Baba Denktaş açıklaması da bizleri bir kere daha şaşırttı. ‘Olay çıkmayacağını bilseydim bende miting alanında olurdum’ diyen Rauf Denktaş’ın bu açıklaması bazı kesimlerce farklı yorumlanmaya başladı bile. Ancak her iki mitingde de hiç şüphesiz baş aktörler sendikaların başkan ve yöneticileri oldu.

Bu zamana kadar yerli yersiz pek çok eylem kararlarıyla, zaman zaman sınıfları basarak ‘çocuklara zorla din eğitimi veriliyor’ diye medyatik(!) davranışlar içerisine giren, gördükleri her kameraya kendisini göstermek için farklı hareketler içerisine giren sendika yöneticileri, halkı galeyana getirme çabalarını bu mitingde de sürdürdü. Kıbrıs Türk Öğretmenler Sendikası Genel Sekreteri Şener Elcil, Türkiye’nin Kıbrıs İşlerinden Sorumlu Devlet Bakanı Cemil Çiçek’e ‘sayın sömürgeler bakanı’ diye hitap ederken, en temel hakları olan eğitimin aylardır sömürüldüğü binlerce öğrenciyi unuttu. Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası Başkanı Adnan Eraslan, ‘çocuklarımızın buradan göç etmesini istemiyoruz, sizin atadığınız elçiyi kabul etmiyoruz’ diye feryat figan ederken aylardır, doğru düzgün eğitim alamayan, gün geçtikçe seviye sınavlarında başarısız olan, dünya gençleri öğretimde aya giderken bizim öğrencilerimizin yaya kaldığını nasıl da unutuverdi. Ama sorun yine hükümette. Dünyanın neresinde devletinin önüne çıkan böyle sendikalar var ki. Devlet resmen sendikalardan çekinir hale geldi. Bu gidişe artık bir son verilmeli. Var oluş mücadelesi veriyoruz diye ortada geçinen sendikalar, laf cambazlığı yapmak yerine artık biraz da icraat yapmaya başlamalıdır.

:

:

:

: