Kıbrıs gerçeği

Annan Planı öncesindeydi. Sokaklar hareketli, muhalefet liderleri “barış, barış” diye açıklamalar yapıyordu. Açıklamalar ardı ardına geliyordu.
Annan Planı öncesindeydi.
Sokaklar hareketli, muhalefet liderleri “barış, barış” diye açıklamalar yapıyordu. Açıklamalar ardı ardına geliyordu.

Kıbrıs’taki “gerçekleri” görmek istemeyen zihniyetler her şeyi “paraya” dayandırmıştı.

Sanki Kıbrıslı Türklere “para” verilirse, çözüm olacak.
En önemlisi güvenlik gibi konular sürekli göz ardı ediliyordu.
O dönem öyle sözler veriliyordu ki, “Evet deyin dünya sizin olsun” gibi ileri laflar bile vardı.

Dünyaya bağlanıyorduk.
‘Muazzam ekonomik” kazanç sağlıyorduk, ‘evet’le birlikte.
Ne oldu?

Kocaman bir hiç!
Birileri Rumlar ‘dünyadan izole edilecek’ derken, “hayır” dediler.
İzole olmadılar.

Dünyayla iletişimleri daha da arttı.
Yani birileri çıkıp ta Rumlara “hayır” dedin cezası vermedi.
Ancak Kıbrıslı Türkler “evet” demelerine rağmen hala “izole” bir hayat sürdürüyor.

Ne AB ne de diğer uluslar arası aktörler bu konuda bir adım atmıyor, sözden başka.

Kıbrıs’a gelip, “yiyip içiyorlar” sonrada, iki üç açıklama ile “barış” “çözüm” edebiyatı yapıp gidiyorlar.
Geri döndüklerinde ise, Rumların “istediklerinin” dışına çıkmadan, süreci yürütüyorlar.

Anavatan’a güvenmek
İşte bu nedenle, bizlerin Anavatan Türkiye’ye güvenmekten başka çaremiz yoktur.

Anavatan’la aramızı açmaya çalışanlara gereken cevaplar verilmelidir.
Kıbrıs’taki var olan gerçek, AB’ye ve diğer aktörlere anlatılmalıdır.
Bir gerçek vardır, bu da “iki halkın ve iki devletin varlığıdır…”
Bu gerçek asla yok sayılamaz.

Eğer bir çözüm olacaksa da bu gerçekler ışığında olacaktır.

Anavatan Türkiye’de sürekli açıklamalarda, “Kıbrıs’tan vazgeçilmeyeceğinin” yani Kıbrıs Türk halkının her zaman yanında olunacağının vurgusunu yapmaktadır.

AB de, bunu iyi anlamalıdır!

:

:

:

: