Bu ülkede çocuk haklarını ihlal eden başlıca kurum devletin kendisidir

Bir evrensel çocuk hakları haftasını daha bir sonraki yıllara büyük ümitler taşıyarak geçiriyoruz.

Bir evrensel çocuk hakları haftasını daha bir sonraki yıllara büyük ümitler taşıyarak geçiriyoruz. Ümit ederdim ki içinde bulunduğumuz haftada 28. yılını kutlayan cumhuriyet 1983’teki çocuk haklarına dair durumu çok daha iyi noktalara getirebilmiş olsun. Ne yazık ki böyle bir idealden oldukça uzağız. Provokatif biçimde kullandığım başlığı açacak olursak devletin birçok noktada çocuk istismar ve ihmalinde sorumluluğu olduğunu belirtmek gerekir. Bunlardan birkaçını vurgulamak isterim:

1- Çocuk Islahevi’nin yokluğu: Bugün suça itilmiş çocukların sayısında ciddi bir artış söz konusudur ancak yıllardır ihtiyacı vurgulanan çocuk ıslahevi henüz kurulmamıştır. Devlet kendi eliyle suça itilmiş çocukları suç işlemekte uzmanlaşmış yetişkinlerle aynı mekana yerleştirmekte ve kendi eliyle çocukları usta-çırak ilişkisi içinde daha ciddi suçlara itilme riskiyle karşı karşıya bırakmaktadır.

2- Sarris davasıyla gündeme gelen çocuk fuhşu konusunda devlet nedense kılını kıpırdatmamaktadır. Üstelik bu çocukların tüm kişisel bilgileri polis ve sosyal hizmetler dairesinde mevcuttur. Acaba buradaki neden bu çocukların tamamının gettolarda yaşayan fakir göçmen çocuklar olması mıdır? Devletimiz unutmamalıdır ki etnik kökeni ne olursa olsun çocuk hakları tüm çocuklar için geçerlidir. Unutulmaması gereken ikinci nokta devletin göçmen çocuklara ilgisizliğinin bu çocuklarda öfke ve nefret uyandırdığıdır. Diğer bir deyişle devlet kendi eliyle toplumsal yarılmayı derinleştirmekte ve göçmen çocukları nefret suçlarının kucağına itmektedir.

3- Uyuşturucu kullanımının son yapılan çalışmalarla da gittikçe daha ciddi hale gelen bir sorun olduğu ortaya çıkmıştır. Ancak bir devlet bakanı yüzdeliklere bakıp “Durumumuz çok da kötü değil.” diyebilmektedir. Devlet kendi eliyle sorunu önemsizleştirmekte ve önleyici programları uygulayacaklara cesaret vermek yerine “Boşuna uğraşmayın” mesajı vermektedir.

4- Trafik kazaları neredeyse her hafta gençlerimizin canlarına mal olurken devlet hala daha polisiye tedbirlerle ve yalnızca ceza vererek trafik suçlarını kontrol altına almaya çalışmaktadır. Oysa yıllardır vurguladığım gibi bu ülkede trafik kazalarının birinci sebebi insan faktörüdür ve insan davranışı cezayla şekillendirilemez yalnızca bastırılır. Devletin insanlarımızı trafik kazalarına yatkın hale getiren etmenleri bilimsel yollarla inceleyecek Psikologları “Trafik Psikoloğu” ünvanı almak üzere burslu olarak eğitime göndermesi gerekmektedir. Devlet yetişmiş Psikologlarına yol açmak yerine Psikologların meslek yasasını Sosyal İşler Komitesi’nden hem de psikologlara haber verme gereği duymadan geri çekmiş bulunmaktadır. Sebep ise daha acil!!! olan “Sosyal Güvenlik Değişiklik Yasası”nın tek gündem olarak komite gündemine alınmış olmasıdır.

Bu listeyi daha da uzatabilirdim ancak bir kısmını da gelecek yıla saklamak niyetindeyim. Bunca olumsuzluğun içinde olumlu değişimler de olmuyor değil. Yine yıllarca her yerde yazıp söyledikten sonra neredeyse her yöremizde yapılmaya başlanan festivallerdeki çocuk güzellik yarışmalarının bu yıl yapılmadığını görmek benim açımdan oldukça sevindiriciydi. Umarım devlet yerel yönetimlerimiz kadar hassas ve eleştiriye açık davranır ve gelecek yıla sıralayacak daha az şey kalır.
Bu haber 476 defa okunmuştur

:

:

:

: