Geçen Pazar günü 2011 Genel Nüfus ve Konut Sayımı’nı iyisiyle kötüsüyle atlattık. Peki ne yaşadık? Bazılarımız bunun bir sayımdan daha çok anket olduğuna inanıyor, kimisi ise hiç sayılmadığından, isyanları oynuyor.
Kolay değil tabi, izinli olduğunuz bir günde sabahın sekizinde kalkıp sayım memurunu bekleyeceksiniz, akşam altı olacak ve halen size kimse uğramayacak. Zaman basite alınamayacak kadar değerli bir kavramdır insanlar için, kimsenin bu zamanı boşa harcamaya hakkı yoktur.
Sayım günü izinli olarak biraz çevrede dolaştım. Sayım memurlarını gözlemledim ve bazı sayımlara şahit oldum.
Tek sorun bazı insanların sonuçsuz olarak evlerinde bekletilmiş olması değil.
Sayım memuru olarak görevli çoğu kişi sayım yapacakları bölgeleri yeterince tanımayan öğrenciler veya KKTC’ye çalışmak için gelmiş kişilerdi. Yolda durup adres soranlar bile vardı. Beni sakına yanış anlamayın, öğrenci veya ülkeye çalışmak için gelen kişilerin görevlendirilmesiyle ilgili bir sorunum yok. Ancak şu gerçek ki;Bu iş için görevlendirilen kişilerin bir çoğu ya gideceği sokağın nerede olduğunu bilmiyordu.
Hatta daha da ilginç bir durum var, iki sayım memuru öğrenci arkadaşımız İngilizlerin yoğun olarak bulunduğu bir bölgeye atanmışlar fakat İngilizceleri yok.
Şimdi sorum şu; bu atamalar hangi kriterlere göre yapıldı.
Az değil 7500’lerde bir rakam konuşuluyor sayımda görev alanlar için. Rakam bu kadar fazla olunca iyi bir organizasyon ve sitemin oluşturulması şartı.
Madem bu arkadaşlara böyle önemli bir görev veriliyor o zaman onları iyi yönlendirmek gerekiyordu.
Sayım gününden önceki perşembe günü sayım görevlilerine adresler bildirildi, fakat unutulan çok önemli bir konu daha vardı. Halen ülkemizde çoğu apartmanın numaralarının bir standardı yok. Yani dıştan baktığınızda herhangi bir numara göremiyorsunuz Bu şekilde adres bulmak nasıl mümkün olsun. Numarayı geçtim, daha düne kadar Güzelyurt’ta sanayi bölgesinin yakınlarında bazı sokakların isimleri bile yoktu. İsimleri yok derken o sokakların varlığından yetkililerin haberleri yoktu. Neyse ki onlara da artık isim verildi.
Sanırım görevlilerin çoğu sayım esnasında sorulacak sorulara hiç göz atmadı. Sordukları soruları önce kendileri algılamaya çalışıyordu. Dahası da var.
Bazıları karşısında duranları dikkate almayıp erkek olup olmadığına bakmaksızın “hiç canlı doğum yaptınız mı ?” diye sordu.
Peki, hata kimde, sayım görevlilerinde mi, yoksa onları görevlendirenlerde mi ?
Neticede, bildirilen bazı adresler yoktu.
Sokaklardaki bazı apartmanlarda numara yoktu.
Sayım görevlilerin çoğu biraz haçlık kazanmaya çalışan konuya hakim olamamış öğrencilerdi.
Bulunamayan adreslerden dolayı insanlar evlerine hapis oldu.
Yapılan işlemin sayımdan daha çok bir anket olduğu spekülasyonu yaratıldı.
Peki şimdi, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti nüfusu sayıldı mı ? Yoksa sayılmaya mı çalışıldı ?
Bekleyip göreceğiz.