Yeni sene mesajı

Tüm halkımızın Yeni Yılını kutlar ve mutluluklar dilerim.

Tüm halkımızın Yeni Yılını kutlar ve mutluluklar dilerim.

Bu iyi dilek mesajımla yetinemeden, uzun süreden beri yoğunlaşan halkın moral düşüklüğünü gözlemlemiş olmam, bir ilave yapmayı yerinde buldum.

Yeni Yılda yeniliklerle, yeni beklentilerle mutluluğu yakalama amacına ulaşmamız mümkün mü? Tabii ki mümkün. Mümkün olanı mümkün kılma görev ve sorumluluğu da bizlerin olduğunu da biliyoruz. Bunu başarmanın yolunun, mutsuzluğumuza neden olan unsurları etkisiz kılmakla, bir daha bizleri rahatsız etmeyecek şekilde ortadan kaldırmakla mümkün olacağı inancındayım.

Bunu başarmakta gerekli olan azim ve karalılığın bizde mevcut olduğunu vurgulayarak, bu konudaki inancımızı kendimize yeni yıl girişinde yinelemenin ve hatırlatmanın tam zamanıdır diye düşünüyorum.

Gelin,hep beraber,

“İlkesiz ve Kirlenmiş Politikalarla” ve Kötü Yönetim ile yönetilmenin emsallerini tekrar tekrar görmeye de, bedel ödetilerek huzursuz yaşamaya da, moral çöküntüsüne de son verme mücadelesi için uğraşıda bulunacağımız vaadımızla and içelim.
Bu meyanda, demokratik haklarımız ve adalete olan bağımlılığımıza sadık kalarak, gereğini yapacak güç ve iradeyi ortaya koymaya davet ediyorum.

Yeni yıl mesajımız ve parolamız,

“SİL BAŞTAN YAPILANMAK” olsun.

Gerekçesi de şu:

Bir bina düşünün. İnşaatın temelleri standard dışı kalitesi düşük dayanıksız malzeme kullanılarak yapılmış.
Bu yetmiyormuş gibi binayı ayakta tutan beton sütunları da yine standartlara uyulmadan inşa edilmiş. Ana malzemelerinde hile ve sahtekarlık mevcut. Duvarlar ise ha keza öyle.

Böylesine inşa edilmiş bir bina tasavvur edin.
Sadece, güzelce sıvanarak bütün kusurlar kapatılmış. Sanki o sıva, örtülmeye çalışılan kusurları ortadan kaldıracak yok edecekmiş.
Sanki zaman aşamasında o kusurlar, o kapatılmaya çalışılan utanç kaynağı usulsüzlükler, sahtekarlıklar yüze çıkmayacak, ilelebet örtülü kalacakmış. Mümkün mü?

Yıllık sıva, binanın önünden geçen herkesi aldatsa dahi, hileli standard dışı malzemelerle donanmış temeller ve sütunlarla oluşan o binayı, o kapatılmaya çalışılan kusurlar, ergeç içten kemirerek yıkıma mahkum etmeyecek mi? Elbette “Çökertecektir”.

Tamiri imkansız kılınmış, çökertilmeye mahkum edilen bu binayı yine ısrarla, mesleki ahlak ve etiği dışlayan , usulsüzlük ve sahtekarlıklara da yer verebilen, bilimselliği kenara atmış, üstelik hesap vermemeyi de yeğleyen zihniyete yeniden inşa etmek yetkisi verilir mi? Vermek, ABESLE İŞTİGALİN tam kendisi olmaz mı? O zaman alternatif,

binayı sil baştan yeniden, yep yeni bir anlayışla inşa etmektir.

YENİDEN YAPILANMADA TEMEL İLKELER.
** bilimsel yaklaşımın dikte ettiği esaslar ve prensiplerden ayrılmamak,

** meslek etiği ve ahlak kurallarına şaşmadan tüm şeffaflığıyla riayet etmek temel ilkelerdir.

** Özverili gayretlerle, sözü edilen ilkere bağımlı kalarak, binanın gerek yapısal güvenilirliği, gerekse ikamet edenlerine sağlanan hizmetlere olan güveni ön safhada tutan yaklaşım ve zihniyetle tasarlanarak inşa etmek, elbette işin doğru olanıdır.

Yaşayanlarının, ikamet edenlerinin huzuru, mutluluğu ve yaşam kalitesini ön safhada tutan bir zihniyetle inşa edilecek bir bina ile Devlet inşa etmedeki paralellikten söz ediyorum takdir ettiğiniz gibi.

“Devlet nedir” sorusuna gelince,
Devlet, Vatandaşlarının huzur içinde yaşadığı “Büyük” ve “Kutsal” bir mekandır. Yani,

Devlet, Vatandaşın mekanının mekanıdır. Barınağıdır.

Öyle bir barınak ki:

** Her Vatandaşı için var olan bu “Mekan’da” kayıtsız şartsız herkes, ayni kanun karşısında eşit olduğu gibi,

 kimsenin hukuk üstünlüğünün olmadığı ve olamayacağı,
 Adaletin böylesine sağlandığı ve de güven altına alındığı,
 yaşamını huzur ve güvenle sürdürebildiği gibi her zaman da sürdürebileceği inancının herkesce paylaşıldığı bir mekandır.


Öyle bir mekan ki:
** Vatandaşının yaşam kalitesini, hayat standardını yükseltme amacına ulaşmada kişide var olan yapıcı ve yaratıcı yeteneklerini, çalışma azmi ve rekabet edebilirliğine olan özgüveni sonucu üretebildiği, ürettiğini de sergileyebildiği bir mekanıdır, Bununla da kalmadan,

** ürettiğinin de sergilediğinin de maddi ve manevi karşılığını, adil yöneticilik anlayışının mevcut kılınmışlığıyla görebildiği ve ileride de görebileceğine inandığı bir mekanıdır.

Onun bu inancının arkasında olan da, her zaman sözünü ettiğim, Güven ve Güvenilirlik Ortamı ve Düzeninin yaratılmış olmasıdır.

Böylesine bir ortamı yaratabilen zihniyetlerin yetkili kılınmaları sonucu elbette.

Eğer, böylesi bir Devlet inşa etmek istiyorsak,

** Ayrıcalıklardan arınmış, halkı tümüyle kucaklayan politikaları tanzim ederek,

• Politik iradenin yargı denetimiyle sınırlandırılmasını sağlayan,
• yolsuzluklara fırsat vermeyen adalet ve hukuk düzeniyle halkı kucaklayan,
• vatandaşını değer yaratmaya motive eden politikalar güderek,

** liyakat ve başarının mükafatlandırıldığı,
** ayırımcılığın kanun dışı edildiği,
**kanun dışı davrananların şimdi olduğu gibi korunduğu hatta taltif edildiği değil, tekdir edildiği, cezalandırıldığı,
** sahtekarların yargılanarak adalete olan güvenin böylece sağlandığı bir Mekan bir Devlet inşa etmeyi yaratmayı amaçlıyorsak,

bunu inşa etme yolunu da, ilkelerini de prensiplerini de denetim ve kontrol mekanizmalarını da, yargıyı etkili kılacak ve Adaleti sağlayacak oluşumu da tekrar gözden geçirerek belirlemek mecburiyetindeyiz.

KİM Mİ YAPACAK sorusuna cevaben
“iyi ile kötüden, doğru ile sahtekardan ayni mesafede kalarak kendi iktidar olma amacının ötesini görmeyen ve düşünmeyen,

bilimsellikten uzak, usulsüzlük yetmiyormuş gibi sahtekarlığı da yolsuzlukları da uhdesinde yaşatan ve yaşatırken de toplumda yarattığı huzursuzluğu idrak edemeyen,

bilgi düzeyinin en çok YÜZEYSEL kelimesiyle tanımlayacağmız, sergilediği yüzeyselliğinin farkında dahi olmayan çökertici yöneticilik zihniyetini, bu zihniyetin rantcılarını yetkilendirerek inşa edemeyiz” diyorum.

Bu nedenle tekrar tekrar mevcut düzene tümüyle SİL BAŞTAN diyorum.
“Devlet” denildiği zaman, “Devlet Yöneticiliği” denildiği zaman, benim anladıklarım bunlardır.
Yarım asıra yakın zaman harcadığım üç ülkedeki fiilen yaşadığım tecrübelerimi kaleme almaktayım şu an.

Toplum sevgisi ve saygısının varlığının kanıtı, bunları gerçekleştirmekten geçer.
Bunu, toplumunun tümünü ayrıcalıksız kucaklayamayanlarla gerçekleştiremeyiz.
Ayrıcalığın mimarlarının neleri, ne pahasına hangi amaç için yaptıklarını yeterince görmedik mi?

O zaman soruyorum:

Buna HAZIR MIYIZ? Devleti yeniden düzenleme görevini üstlenmeye, Yeniden yapılanmada elimizi taşın altına koymaya hazır mıyız?

Cevap EVET mİ? Gerisi kolay.

Tel: 0533 840 4343 : E-mail:radar_resat@yahoo.com
www.radar-resat.net
Bu haber 299 defa okunmuştur

:

:

:

: