Son uçağı kaçırmadan

“Bir haftadır yeni bir yılın günlerini yaşam değirmeninin dişlileri arasında öğütmeye devam ediyoruz… Bu haftaki öykümüz internetten geldi…
“Bir haftadır yeni bir yılın günlerini yaşam değirmeninin dişlileri arasında öğütmeye devam ediyoruz… Bu haftaki öykümüz internetten geldi… Artık öykü mü, yaşam dersi mi? Nasıl bakar, nasıl algılarsak... Ne yazık ki yazarını bulamadım bu satırların. Ama üşenmeyip
gönderme zahmetinde bulunan Funda Eren Öykün‘e selam olsun…

“Bazen yanıt vermesi en zor olan sorular en basit sorulardır. Soru o denli basit görünür ki, doğru yanıtı bildiğimizden emin olduğumuz için üzerinde fazla düşünmeye bile gerek duymayız. Çoğumuz öğrencilik yıllarımızda, sınavlarda oldukça sık karşılaşmışızdır bu biçim sorularla. Henüz cümlenin başını okurken doğru yanıtı bildiğimizden o denli eminizdir ki, sorunun sonunu okumaya bile gerek duymaksızın (a) seçeneğini işaretleyiveririz.
Oysa sınav sonuçları açıklandığında yanıtımızın yanlış olduğunu görünce sonuca itiraz etmek için bir kez daha ama bu kez başından sonuna dek dikkatle okuruz soruyu.
Soruyu okumayı bitirdiğimizde artık itiraz edecek bir nedenimiz yoktur ortada. Doğru yanıt tartışmasız bir biçimde gözümüzün önündedir.
Haydi, hep birlikte bir deneme yapalım. Bir yaprağın üzerinde oturan üç kurbağadan biri atlamaya karar verirse kaç kurbağa kalır?
Çoğumuzun yanıtı hiç düşünmeden iki olacaktır. Acaba gerçekten doğru yanıt iki midir?
Şimdi soruyu bir kez daha okuyup, hep birlikte düşünelim.
Soruda kurbağalardan birinin atlamaya karar verdiğini okumamıza karşın, atlayıp atlamadığı konusunda kesin bir bilgi verilmemiş.
Yani, kurbağalardan biri atlamaya karar vermesine karşın bunu birçok nedenle gerçekleştirememiş olabilir mi acaba? Bu durumda yaprağın üzerinde hala üç kurbağa oturmakta olmaz mı?
Yaşamda da böyle değil midir?
Pek çok kararlar almamıza karşın iş uygulamaya gelince beklemeyi tercih etmez miyiz?
Hazır oluncaya, başkaları tarafından onaylanıncaya, daha iyi olanaklar sağlanıncaya, yanılma riski kalmayıncaya, elimizde doğru gereçler bulununcaya, gidinceye, kalıncaya, yapıncaya, kısacası elimizdeki uzun… ceye, …caya dek listesini öylesine uzatırız ki, sonunda karar almamızın hiçbir önemi kalmaz, uygulamaya asla başlayamayız.
Oysa yaşam sınavında öyle sorular vardır ki, doğru yanıtı vermek için beklemek bize asla geri getiremeyeceğimiz kayıplar yaşatır.
Uzun zamandır ulaşmak istediğimiz hedefe gitmekte olan uçağa son dakika da yetiştiğimizi düşünelim. Ama binip binmemekte kararsızız. O anda yola çıkmak için yanımızda yeterli eşyamız olmadığını, birilerine yolculuğa çıkacağımızı söylemek için yeterli zaman bulamadığımızı, bu yolculuk için kimsenin onayını almadığımızı, aslında bu yolculuğu biraz daha ertelemenin belki de daha iyi olacağını düşünerek yolculuktan vazgeçtiğimizi varsayalım.
Oysa belki de tüm yaşamımız boyunca hep bu uçağa binip o hedefe ulaşmak istedik. Ve uçak sonsuz maviliklerde yok olurken, bir daha o hedefe yol alan başka uçak olmadığını öğreniyoruz. Biz tüm koşulları sağladıktan sonra uçağa binip gitmek istediğimiz zaman bizi hedefe ulaştıracak bir uçak daha yok...
Sınavda bir kez yanlış yanıt verdiğimiz zaman sonuçlar açıklandığında bu kez doğru yanıtın ne olduğunu çok net bir biçimde görmemiz, ne yazık ki bizim aldığımız sonucu değiştirmiyor. Kaybedilen puanı tekrar kazanamıyoruz.
Kurbağa örneğinde olduğu gibi o uçağa binip hedefe ulaşmaya uzun zaman önce karar vermiştik. Belki de yaşamımızın en önemli anlamıydı bu. Ama kararımızı doğru zamanda uygulayamadığımız için o şansı sonsuza dek yitirdik.
O halde yalnızca doğru kararı almak değil, doğru kararı doğru zamanda uygulamayı da bilmemiz gerekiyor.
Yaşam sınavındaki en basit görünen, aslında en yüksek puan getiren şaşırtmacalı sorulara karşı her zaman uyanık olmamız gerektiğini, gözümüz, kulağımız, yüreğimiz ve beynimizi sonuna dek açmamız gerektiğini unutmayalım.
O uçağa son dakika da yetişecek denli şanslıysanız, uçağı kaçırıncaya dek beklemeyin, yanınıza sadece kendinizi alın ve binin. Unutmayın, hedefinize giden başka uçak olmayabilir.
Sizi hedefinize ulaştıracak olan son uçağı asla kaçırmamanız dileğiyle.”




En Son

















Bu haftaki “En Son” köşemizin konuğu Kalkınma Bankası Halkla İlişkiler Sorumlusu, Hasta Hakları Derneği’nin Başkanı, önemli sosyal projelerde yer alan ve Kıbrıs Türk Diyabet Derneği’nin uzun yıllar başkanlığını yaparak kurumsallaşmasında büyük emeği olan, Halkın Sesi Gazetesi’nde köşe yazarlığı da yapan Emete İmge…
İmge’nin sosyal yaşamında “tango” nun da ayrı bir yeri var… İşte Ekonomist-Halkla İlişkiler Uzmanı Emete İmge‘nin “En Son”ları…

Okuduğunuz kitap?
Saf ve Düşünceli Romancı - Orhan Pamuk

İzlediğiniz film?
“Closer” Julia Roberts

Katıldığınız etkinlik?
Avrupa Kalkınma Günleri 2011

Yaptığınız seyahat?
Varşova

Aldığınız armağan, kimden?
Vişne likörlü çikolata. Mine Gürses.

Verdiğiniz armağan, kime?
Ekose gömlek, oğluma.

Dışarda yediğiniz yemek, nerde?
Buharda pişmiş levrek. SushiCo.

Son meşgul olduğunuz konu?
Avrupa Birliği demokrasi ve kalkınma gündemi.


Bu haber 461 defa okunmuştur
  • yani  Londra - 09.01.2012 bana annem 'hayatin anahtari mutluluk' oldugunu hic soylemedi.. ama, babam her zaman ''KORKMA'' dedi.. ;))

:

:

:

: