Şu “çözüm sürecinin” neresindeyiz acaba?

Yemekler yendi… Kahveler, çaylar içildi… Eeeh, birkaç bardak da götürüldü… Bugün ise son kez “programlı” olarak görüşecek iki lider…
Yemekler yendi…
Kahveler, çaylar içildi…
Eeeh, birkaç bardak da götürüldü…
Bugün ise son kez “programlı” olarak görüşecek iki lider…
Amaç Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri Ban Ki-moon’un verdiği “ev ödevini” tamamlamak ve 22-24 Ocak’ta Long Island’da yer alacak ikinci Green Tree zirvesine hazırlanmak…

Ne dedi son açıklamasında BM genel sekreteri?
Dedi ki Kıbrıs sorununu çözme maksatlı görüşmelerde “end game” aşamasına gelindi…
Ne mene bir şey şu “end game” acaba?
Bizim liderler de anlamamış veya adadaki “sürecin nöbetçisi” Alexander Downer üzerinde durumun vahametini tam olarak kavramamışlar gibi bir izlenim bırakmışlar ki genel sekreter bir kez de yazılı olarak hatırlatmalarda bulunma kararı vermiş…

De demiş?

Demiş ki süreçte son aşamaya geçildi… Yani “end game” dediğinin tercümesinin “son aşama” olduğunu vurgulamış…
Yani? Genel sekreter demiş ki ikinci Green Tree zirvesi öncesinde liderlerin ve ekiplerinin önünde kısa bir süre kaldığını; bu kısa sürede “iç meseleler” konusunda tarafların uzlaşı geliştirmeleri veya pozisyonlarının “köprü kurulacak mesafeye” getirilmesinin beklendiğini hatırlatmış…

Bu nokta enteresan… İkinci Green Tree zirvesine kadar tarafların iç meselelerdeki pozisyonlarını “köprü kurulabilecek mesafeye” getirmelerini istemek ayrıca taraflara bu iç meselele4deki pozisyonlarını yirmişer sayfalık detaylı özetler halinde yazılı olarak Downer’e teslim etmelerini (ki bu geçen hafta tamamlandı) talep etmek, “end game” aşamasında neler beklenebileceğinin de işaretleri…

Hâlihazırda mülkiyet, vatandaşlık rakamlarının son aşamada tespit edileceği biliniyor. Toprak ve harita meseleleri ise güvenlik ve garantiler hususlarının ve “çözülemeyen” konuların ele alınacağı ikinci Green Tree zirvesi sonrasında toplanabilecek uluslararası konferansta olmasa bile ya o konferans sırasında veya sonrasında Türkiye ve Yunanistan’ın da olacağı ortamda sonuçlandırılması öngörülmekte…
Türkiye, Yunanistan ve İngiltere’nin de dâhil olacakları uluslar arası konferansa başka hangi ülkeler veya uluslararası kurum/kuruluşlar katılacağı BM ve taraflarca henüz tespit edilmedi.

Peki, her ne kadar net olarak genel sekreterin taraflara ilettiği mektupta da izah edilmese de “end game” aşaması olarak şekillenmeye başlayan ikinci Green Tree zirvesinde ne olabilir?

1- Tarafların üzerinde uzlaştıkları başlıklar ve alt başlıklar çözüm sepetine konabilecek;
2- Tarafların henüz tam uzlaşamadıkları konularda son bir uzlaştırma gayreti gösterilecek; “taraflar üzerinde bağlayıcı olmayan” köprü kurucu fikirlerle engeller aşılmaya çalışılabilecek;
3- Hala daha bazı alanlarda görüş farklılıkları var ise tarafların sundukları pozisyon belgeleri üzerinden BM uzmanlarının geliştirecekleri “ara formüller” taraflara önerilecek, köprü kurulmaya çalışılabilecek ve
4- Annan belgesi benzeri olmasa da taraflara BM genel sekreterliğinin görüşmelerde ele alınan tartışmalar ve BM uzmanlarının katkıları temelli bir çözüm çerçeve anlaşması, yani “beyaz doküman” sunulabilecek…

Uluslararası uzmanların ve BM yetkililerinin de artık kabul ettiği gibi, toprak, harita ve sair rakamlı meseleler ile ilgili nihai kararlar her iki taraf açısından da yüksek siyasi risk taşıdığından üçüncü bir tarafı suçlayabilme ihtimali olmayan bir ortamda çözülebilmeleri mümkün görülmüyor. Doğal olarak Kıbrıs Türk tarafı verilebilecek her türlü toprak veya rakamsal tavizleri Ankara’ya, Rum kesimi ise Yunanistan, o da olmazsa “uluslararası baskıya” fatura etmek arzusunda olduğunu artık herkes görmekte. Bu açıdan uluslararası konferans fikrine çözüm yanlısı Kıbrıs Türk tarafı “dünden razı” Kıbrıs Rum tarafı ise, çözüm istencinin yokluğunu da teyit eder bir şekilde, mümkün ise torpilleme derdinde…

Peki ikinci Green Tree zirvesinden bir çerçeve anlaşması çıkar mı?
BM genel sekreterinin ve Downer’in son girişimleri sonucunda artık net bir şekilde diyebiliriz ki Kıbrıs sorununda bir doğal takvim var. Bu takvim Ankara’nın ısrarla vurguladığı gibi Rum tarafının AB dönem başkanlığının başlayacağı 1 Temmuz tarihidir. O güne kadar Kıbrıs’ta ya bir çözüm olacak veya mevcut süreç akamete uğrayacaktır.

İkinci Green Tree zirvesi böyle bir çözümün mümkün olup olmadığının belirleneceği bir çalışma olacaktır. Eğer Rum kesimi “Ya Güzelyurt ve Karpas verilir ya hiçbir alanda tek adım atmam” gibi bir pozisyonda ısrar eder ise, veya deragasyonların AB birincil hukuku olması talebini (AB’nin varılacak anlaşmayı biz kabul ederiz demesine rağmen) reddetmeye devam ederse, ikinci Green Tree zirvesi sürece nokta konulan görüşme olacaktır.

Yok, Rum kesimi gelinen hassas noktayı fark eder ve AB dönem başkanlığı ve 2013 seçimleri hesaplarını bir tarafa iter acı uzlaşmayı göze alabilir ise, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Türkiye’deki güçlü çözüm arzusu baskısı altındaki Kıbrıs Türk tarafı o zor uzlaşmaya evet diyecek, bu kangrenleşmiş soruna son verecek neşteri vuracaktır.

Kısaca çerçeve anlaşmayı kendisi arzuladığı için genel sekreter ortaya koyamaz, koyamayacaktır.

Peki çerçeve anlaşma olmaz, uluslararası konferans toplanmaz ise bu Kıbrıs sorunu çözüm çabalarının sonu mu olur?

Kimse merak etmesin, düşük belki teknik düzeyde temaslar devam eder, bir süre resmi görüşmelere ara verilir sonra birisi çıkar yeni bir girişim başlatır ve sil baştan yeni bir süreç başlar… O çözüm getirir mi? Rumlar çözüm isterse evet, yoksa umut yok…
Eeeh, KKTC hep böyle çözüm dilenmeye devam edecek mi? Dünyadan tecrit edilmesi Kıbrıs Türk halkının ne zamana kadar sürecek? Yok mu dünyada insaf?

Ne zaman ki KKTC’de sorumnlu makamda turanlar ve Ankara’da hükümet olanlar “Buraya kadar beyler… Yetti gari… O hep uzalı duracağını söylediğimiz elimizi geri çekiyoruz, herkes kendi yoluna… KKTC artık tanınmalı” derse, işte o zaman birileri Kıbrıs Türk kesimini ciddiye almaya, durumun vahametini kavramaya ve bu halkın üzerindeki “göz ardı edilmeli” damgasını kırmaya niyet edebilir…

Yoksa… Hiçbir şey olmaz, yeni nesiller de Kıbrıs sorununu tartışmaya sanki çözüm bulunması ümidi varmış gibi çeşitli süreçlerde kendini avutmaya devam eder…
Bu arada da yavaşça ne Kıbrıs Türkü kalır ne de Kıbrıs Türkünün Kıbrıs davası…

Kıbrıs meselesi, eğer AB kalırsa, müktesebatın kuzeye nasıl uygulanacağı meselesine döner

Bu haber 284 defa okunmuştur

:

:

:

: