Çocukların karnesi pek iyi, sistem sınıfta kaldı!

Anne ve babaların büyük bir çoğunluğu çocukların okul başarısını yaşamdaki başarıları gibi görmektedir. Bu nedenle olacak okul çıkışlarında yavrusu arabaya biner binmez veya eve döner dönmez karşılaştıkları andaki ilk hamleleri “Bugün okulda ne yaptınız?

Anne ve babaların büyük bir çoğunluğu çocukların okul başarısını yaşamdaki başarıları gibi görmektedir. Bu nedenle olacak okul çıkışlarında yavrusu arabaya biner binmez veya eve döner dönmez karşılaştıkları andaki ilk hamleleri “Bugün okulda ne yaptınız? Ödevin var mı? Sınavdan kaç aldın?” gibi sorulardan oluşuyor. Hatta bazı ebeveynler o kadar abartabiliyor ki çocuğa verilen sevgi okul başarısı karşılığına dönüşebiliyor. Çocuk açısından baktığımızda eğitim sistemi tarafından da değersizlik duygusu verecek bir yaklaşım söz konusu. Çocuk eğitim ortamında hep pasif konumda bulunuyor ve aktif konumda yer alan eğitimci izin verirse başarılı olup sivrilerek çocuk kısa süreliğine sınıfta aktif role geçebiliyor. Herhangi bir eğitim kurumunun bahçe kapısının önünde saat 13:00 te durup izleyebilirsiniz. Sivil Savunma yangın tatbikatı yapsa okulu üç dakika içinde boşaltamaz. Yöneticisinden öğretmenine, hizmetlisinden kantincisine okuldan yangın var gibi bir çıkışı vardır okul ahalisinin. İşte biz eğitim kurumuna bu kadar ait hissediyoruz kendimizi. Çocuğunu okuldan almaya gidenler ya da sahneyi onaylamak isteyenler bunu rahatça gözleyebilirler.

Eğitim ortamlarında çocuklara özellikle de gençlere yaklaşımın çağ dışılığı ayrı bir konu. “Sacları topla, makyajı sil, okula geliorsun diskoya deiğl, O sakal ne evladım, barbetleri kes” tarzı estetik kaygılarla dolu bir yönlendirme ve destekleme şeklimiz var maalesef. Eğitim sisteminin boş bıraktığı alanlar eğemen olan popüler kültür tarafından doldurulunca ve model alınanlar büyük Türk düşünürü Nihat Doğan, son keşfedilen memeli türü Hilal Cebec, Rihanna gibi ikonlar oluyor. Yeni dünya ve teknolojik yaşam biçimi sınırsız özgürlükten bahsediyorken biz gençlerin önünü kesmeye çalışıyor, yargılıyor ve suçluyoruz.

Saat bire kadar olan okul süresi içinde sadece akademik becerilerin üzerinde duruyoruz. Sosyal yaşam becerileri, medya okur yazarlığı, sosyal sorumluluk dersi gibi alanlar boş kaldığı sürece bunları tartışmaya devam edeceğimiz çok açık ortada. Sınıfta tek tornadan çıkmış robotcuklar istiyoruz. Bireysel farklılıklar ortadan kaldırılıyor, yaratıcı, zeki ve enerji dolu çocuklarımızı heba ediyoruz. Bugünkü yazımı karne günü ve ailelerin çocuklarının başarısızlığı durumunda nasıl yaklaşmaları gerektiği üzerine yazmayı çok isterdim ama ne yazık ki sosyal barıştan uzak oluşumuz, grevler ve sağırlar diyaloğu sonucunda çocuklarımız karne alamayacak gibi görünüyor. Kısaca çocuklarımız hem sistem ve aileler hem de eğitimciler tarafından istismar ediliyor. Bu nedenle çocuklar ve gençler pek iyi ama geriye kalanlar kocaman bir sıfır ile eğitim yılının ilk dönemini tamamlamış oluyor. Pek gündeme getirilmeyen diğer önemli konu göçmen çocuklar ise grev için seçilmiş öncelikli okullarda okuduğu için iki kat daha fazla ihmal ve istismara uğramış oluyor.




Türk dili ve Twitter Edebiyatı: Şimdi aşklar sms paketi gibi haftalık veya aylık birde her yöne olanı var !!!
Haftanın nazar boncuğu: TDP Başkanlığına yeniden seçilen Sn.Mehmet Çakıcı
Haftanın Sorusu: Toplumun gözünde hükümet ve sendikaların karnesinin durumunu bilen var mı?

Haftanın hikayesi:
Sevgi emek ister!
Daha evliliklerinin ilk yılıydı. Evde kavga hiç eksik olmuyordu. Birbirlerini severek evlenen çift yolun başında bu işin daha fazla gitmeyeceğini düşünmeye başlamıştır... Fazla yıpranmadan buna bir çare bulmaları gerekiyordu. Bir akşam oturup ilişkilerini yeniden gözden geçirirlerken adam eşine ''Aklıma bir fikir geldi''dedi.''Bahçeye bir fidan dikelim ve bu fidan üç ay içinde kurursa boşanalım. Yok eğer kurumazsa bu konuyu sonsuza dek kapatalım.'' Bu ilginç fikir karısının da hoşuna gitti. Ertesi gün bahçeye bir meyve fidanı diktiler. Aradan bir ay geçti hala kurumamıştı ve birgece bahçede karşılaştılar. Her ikisininde elinde içi su dolu birer kova vardı...

Bu haber 471 defa okunmuştur

:

:

:

: