Yaşamın ışıklarını yakalamak…

2012 yılından güzellikler, mutluluklar ve en önemlisi mucizeler beklediğimi her fırsatta söyledim ve de yazdım. Aslında kişiden kişiye değişen bakış açısıyla bir değerlendirme elbette bu.
2012 yılından güzellikler, mutluluklar ve en önemlisi mucizeler beklediğimi her fırsatta söyledim ve de yazdım. Aslında kişiden kişiye değişen bakış açısıyla bir değerlendirme elbette bu. Ben, bir başkası için son derece olağan olan bir olayı, öyle mutlulukla, öyle sevinçle karşılarım ki; ona rahatça bu benim MUCİZEM derim… Günüm daha önce programlanmış bile olsa, ansızın ummadığım haberler, teklifler, buluşmalar çıkıverir. İşte beklemediğim bu olaylar benim için günün sürprizleridir. ANAFARTALAR LİSESİ Ocak ayının 10’u… Soğuk ama güneşli bir gün… Günlerden salı… Bugün, geçen hafta okul müdürü Aysel Rahmioğlu il bağlantı kurduğum Anafartalar Lisesi’nin konuğuyum. Aysel Hanımla 1982- 1992 yıllarında TMK’da öğretmenlik yapmıştık. Onu tekrar görmek beni çok mutlu etti. Zor ama gurur verici görevinden dolayı onu içtenlikle kutladım. Hemcinslerimin zoru başarmaları beni her zaman gururlandırmıştır. Afişimi, kitaplarımı teslim edip ayrılmıştım yanından. Müdür odasına alınıyorum. Az sonra kahvem de hazır. Aysel Hanım, aydınlık ve gülümseyen yüzüyle beni koridorda karşılıyor. Odasına giriyoruz. Az sonra orta şekerli kahvem de geliyor. Kapı çalınıyor, dergi kolu öğrencileri öğretmenleri Hatice Hanımla içeri giriyor. Hande, Ezgi ve Hüseyin, ellerinde soruları ve fotoğraf makinaları ile hazır… Onlarla okul dergisi için önce röportaj yapacağız. Gençler heyecanla sorularını soruyor. Fotoğraflar çekiyorlar. İşimiz biter bitmez salona çıkıyoruz. Elimdeki kitaplar hayli ağır. 12. sınıflardan Alp imdadıma yetişiyor ve elimden alıyor. Üst kata çıkıyoruz. Günün son iki dersi bana ayrılmıştı ve ben 10. ve 12. sınıflardan oluşan bir grup öğrenci, Aysel Hanım ve edebiyat öğretmenleri Hatice ve Gülseren Hanımla birlikte amfideyim. Gençlerin aydınlık yüzleri ve yerinde duramayan halleri beni öyle mutlu ediyor ki! Merakla beni inceliyorlar. Konuşmaya başlıyorum: Kendinizi ne kadar tanıyorsunuz? Hobileriniz neler? Ailenize ve öğretmenlerinize ne kadar değer veriyorsunuz? Geleceğe adım atarken gerçekten donanımlı mısınız? Meslek seçiminizi doğru yaptınız mı? Dostluklarınız ne kadar sağlam, ya aşklarınız? Yaşama ne kadar bağlısınız? Örnekler, öyküler, espriler… Şiirler de okuyorum… Zaman su gibi akıyor. İki ders ne kadar çabuk geçiverdi. Zil çalmadan kitaplarını imzalıyorum, defterim elden ele geçiyor, düşüncelerini yazıyorlar. Onlara ne kadar yakınsanız, o kadar anlaşıldıklarını hissediyorlar. Akıllarından geçenleri okuyorsunuz adeta. Karşılıklı olarak farklı bir deneyim yaşıyoruz. Neşeyle, güzel dileklerle ve tekrar görüşme isteğiyle benden ayrılıyorlar… “Sevgiyi bu kadar güzel dile getiren bir şaire ilk defa rastlıyorum. Sevginizi, içtenliğinizi en iyi şekilde, kalpten hissettirdiğiniz için teşekkür ediyorum.” HAVVA “ Başarınızı o kadar kıskandım ki, inanın içimde kıpırdanma oldu. Hayata biraz daha tutunmak geldi içimden. Ben de bu güzel sözlerinizden sonra başarıya ulaşmak için elimden geleni yapacağım.” ONUR “Sizin gibi birini tanıdığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. İyi ki tanımışım sizi. Aşkın hiçbir sıfata ve tanımlamaya ihtiyacı yoktur. Aşkın tam ortasındayım.” TOLGA “Hayata daha olumlu bakmamı sağladınız. İyi ki varsınız…” DERYA “ Ben sizi tanıdığım için kendimi çok şanslı hissediyorum. Sizinle konuştuktan sonra hayatımın değişeceğine inanıyorum. İyi ki varsınız.” MERVE Sizi tanıdığım için çok mutluyum… Sizi çooook seviyorum…” BESTE “Siz tanımak çok güzel bir duygu… Düşünceleriniz beni çok etkiledi. Bugün eve gidince dediğinizi yapacağım. Aynaya bakıp kendimi tanıyacağım…” MERVE AY “İyi ki varsınız… Sizinle tanışmak benim için çok güzel bir şey. Hayatımda mutluydum ve mutlu olacağım.” EDA “Ayşe Tural’a, bugünkü söyleşi için, yüreğini bize açıp, belki de salondaki birçok öğrencinin hayatını değiştirdiği için, öncelikle kendim ve Anafartalar Lisesi adına teşekkür eder, saygılar sunarım. Dilerim Tanrı ile yaptığı 90 yıl anlaşması daha uzun sürer. Sizi çok seviyoruz. Dilerim Rabbimden sizin gibi melekler, her zaman kanatlarıyla biz gençleri kuşatır… ALP Sanırım bana söyleyecek söz kalmadı. Onlara, duygu ve düşüncelerini benimle paylaştıkları için çok teşekkür ediyorum. Tanrı hepinizi korusun, sizi çoooook seviyorum… GÜNÜN SÜRPRİZLERİ… Dedim ya beklerseniz sürprizler size kelebekler gibi uçarak gelir diye. Okuldan güzel duygularla ayrılıp yola çıkıyorum. Yol boyuca, gençleri, konuşmalarımızı tekrar tekrar aklımdan geçirip gülümsüyorum. Kendime aferinlerim oluyor. Şimdi Lefkoşa’ya gidiyorum. Önce Şefler Pastanesinde güzelce karnımı doyuruyorum. YDÜ de son sınıf Ed. öğrencisi iki genç kıza Zuhal ile Meryem’e sözüm var, görüntülü- sesli kayıt röportajımız var. Onlar beni merdivenlerde karşılıyor. Daha eve girmeden telefonum çalıyor. Öğretmen Akademisinden kütüphane sorumlusu Ayşe arıyor. Benimle görüşmek isteyen bir arkadaşına telefon verip veremeyeceğini soruyor. Elbette ver diyorum. Derken telefon çalıyor. Değer Hanım karşımda. Geçen yıl, Akademideki seminerime katıldığını, beni o gün ilk kez gördüğünü ekliyor. Ardından “Hayatımı değiştirdiniz, size teşekkür borcum var.” diyor. Bir saat sonra MP de buluşmak için sözleşiyoruz. Tarçınlı çaylarımız eşliğinde, bu güzel anneyle, bu güçlü kadınla tanışıyorum. Kimin yüreğine dokunsanız sevgiyle, onlar katlayarak size geri dönüyor. Bana Mustafa ÇELİK’in başlattığı çok amaçlı salon için mart ayında AKM’de seminer vermemi teklif ediyor. Seve seve diyorum.Daha iki gün önce TV’de bu konu geçince kendi kendime “Ben ne yapabilirim?” demiştim. İşte cevabı geldi bile. Daha kapsamlı programlar yapıyoruz bu dar zamanda. En kısa zamanda buluşmak üzere ayrılıyoruz. Saat beşte 20 Temmuz Lisesi öğrencilerinden Burak ile Murat’la buluşacağız.Onlar beni Arkadaş Pastanesinde bekleyecekler. Edebiyat Öğretmenleri İrem Hanımın röportaj ödevini hazırlayacağız. Onlardan önce gidiyorum. Üst katta bir masaya yerleşiyorum. Az sonra geliyorlar. Çaylarımızı içerken, sorularını yanıtlıyorum, yeni sorular ekliyoruz. Pırıl pırıl gençler. Son kitabımı imzalayıp veriyorum. Fotoğraflar çekiyoruz. Ayrılmadan onlardan söz alıyorum. İyi insanlar olacaklar… Çok çalışıp başarılı olacaklar. Ailelerine ve bu topluma faydalı olacaklar, diye…Serde öğretmenlik var, ne yaparsınız. Ortalık iyice kararmış. Her tarafta ışıklar yanıyor. Saat altıda AKM’de Nilgün Güney’in sergi açılışı var. Ona da uğramayı düşünüyorum. Gençleri Girne Kapısına bırakıp sergi salonuna gidiyorum. Her zaman biraz geç açılır. Onu bekleyemeyeceğim. Nilgün’le konuşup sergiye bir göz atıyorum. Öğrencileriyle yapılmış atölye çalışmaları… TV’de konuğum olmasını konuşuyoruz. Açılışı beklemeden ayrılıyorum. Yolda Rasi’yi arıyorum. Girne’ye dönmek niyetindeyim, artık yoruldum. Gitme, HEYBE’de bir çorba içelim, diyor. Sıcacık tavuklu bir çorbaya hayır denir mi, hiç…Bir mola da orada veriyorum. Ardından yola çıkıyorum. Sekize doğru evim evim güzel evim’deyim. Yorgun ama son derece mutlu… Günün yorumunu yaparken yarıda uykuya teslim oluyorum.
Bu haber 196 defa okunmuştur

:

:

:

: