Ne Rumdan kalan mal mülk ne de Evkafın arazileri kaldı dağıtılmadık.
Hem de pervasızca, korkusuzca, sorumsuzca yapılan bu amele ne gariptir karşı çıkıp da engelleyecek de yok.
Eskiden Evkafa ait vakıf malları icar edilir ve bir gelir sağlanırdı. Vakıf malları asla satılamaz, bağışlanamaz, tapuları değiştirilemezdi.
Ne olduysa 1974 den sonra oldu. Rumun elinde kalan Vakıf taşınmaz malları gasbedildi. Bazıları için sembolik kira da ödendi...
Evkafın mali sıkıntı içinde olduğunu bilmeyen yok. Bazı mülklerinden zamana uygun kiralar topluyor da elindeki 200 kusur dönümlük değerli bir araziden neden gelir sağlamak yönüne gitmemiştir, acaba?
Hem de çok büyük meblağlar teklif edildiği halde icar edilmemiş de dini bazı kurumlara resmen peşkeş çekilmiştir. Gülünç bir rakama karşılık 30 yıllığına teslim edilmiştir.
Araziye şu bu yapılacakmış.
Eee ,yıllardır değişik teklifler sunan UKÜ ile neden bir anlaşma yapılmamıştır?
Son olarak da yüz binleri aşan teklife ve bölgeyi imar ve geliştirmeye neden sıcak bakılmamıştır?
Anlamakta güçlük çekiyorum. Kendi kendime soruyorum. Ben geri zekalı mıyım?
Bir dost anlattı ve acı acı yakındı.
Ben koyu bir UBP liyim. Ama, son zamanlarda hükümetimizin icraatlarına akıl erdiremiyorum. Bu vakıf mallarının durumu hakkındaki kararı hiç beğenmedim.
Bir de yeni aflar beni çileden çıkarttı. Bölünen aileleri bütünleştirmekmiş de yurttan ihrac edilen insanları tekrardan ülkeye sokuyorlar. Öylesine garip ki, adam hapiste yatmış , suç işlemiş, kaçakmış, Hepatit C hastasıymış... Gönderildi. Ailesi de bütünleşmek isterseydi o da eşinin ailesinin yanına, geldiği yere gidemez miydi? İhrac edilenlerin illa ki geri bu ülkeye dönmesine izin mi verilmeliydi? Hükümetimizin
Telekom ve Elektrik kurumu grevcileri ile restleşmeye mi gitmesi gerekirdi? Büyük elçinin de dediği gibi halka bir hafta ezgi mi çektirmeliydi? Hakikaten bu hükümetler sorun çözme becerisinden yoksundur. Ne yapıyorlarsa koltuk için yaptıklarına ben de inandım. Eksik olsun böyle idare. Öğretmenleri karşısına aldı, üreticileri, karşısına aldı, Bulut şirketi midir nedir ona sahip çıktı, yetkililerine bir günde yurttaşlık verdi, nedir be bu sorumsuzluk, halkı hiçe saymak, kendilerini iktidara getiren seçmenlere karşı saygısızlık. Vallahi Özcan kardeş ben artık UBP liliğimden utanıyorum.
Memleketi parsellediler, dağıttılar, ne Rum malı bıraktılar, ne de Türk malı. Yol yaptılar, araziyi geliştirdiler dediler, herkese ne istimlak parası ne de zarar ziyan ödediler. Herkesin diline düştüler. Bana bizim partiden olmayan dostlar da ikide birde buyur işte sizin iktidar, CTP den beş beter ettiler memleketi diyorlar. Utanıyorum. Teslim oldular Ankaranın bürüklatlarına yahu! Olmaz böyle kişiliksiz idare.....
Baktım dost çok öfkeli ve ateşli, yatıştırmaya kalkıştım. Ne yapalım Ankaraya muhtacız deyiverdim. Keşke de demeseydim.
Ne muhtacı Özcanım, harpten sonra neler kaldı neler. Akıllı uslu idare edilseydi kimse kimseye muhtaç kalmazdı. Herşeyi iyi değerlendirip kendi insanlarımızın kullanımına verseydiler ikide birde Türkiyeye avuç açma gereği kalmazdı. Tabiyi Ankara da parayı bastırdıkca şunu da yapınız bunu da yapınız deyecek tabiyi. İşte geldiğimiz nokta, içine düşürüldüğümüz acıklı durum bu. Benim Başbakanım Erdoğanın önünde iki büklüm olur da maaşının sorulmasını normal karşılar, binlerce kişinin ve medyanın önünde şu kadardır derse...... Siz eğer böyle davranırsanız ve Denktaşın da ölmezden önce dediği gibi Ankaraya durumu anlatmaz, sesinizi çıkartmazsanız diklenip de konuşmazsanız azdır bile bize yaptıkları. Ne turizimcimiz, ne müteahhitimiz, ne tüccarımız, ne üreticimiz, sigortacımız, ne de bankacımız kalmayacak. Çok gitmez yöneticilerimiz de hep onlardan seçilecek, galiba!!
Benim başka söz söylememe , yorum yapmama gerek kaldı mı sevgili okurlarım.
Tek bir cümle ile kapatayım.
Bu gidişle, Allah korusun, bu kafa ile ne KİT ler kalacak ne de KKTC. Hepsini teslime hazır oldukları imajını yaratanlar bu halka nasıl hesap verecekler onu çok merak ediyorum.
Ne sahiller, dağlar, ovalar, oteller, binalar, bahçeler kaldı ne de KİTler... Dağıtınız gitsin ,anasını satayım, Kuzey Kıbrısı kökden olduğu gibi veriniz, siz de kurtulunuz Kıbrısın Türkleri de kurtulsun, diyenler her geçen gün artmaktadır.
Ben, garip bir gazeteci ne yapabilirim ki?