Hibe mi? Kredi mi?

Girişimcilerin işinin hep zor olduğunu söylemişimdir. Neden ise; her zaman sadece çok para kazanan olarak görülmektedirler.

Girişimcilerin işinin hep zor olduğunu söylemişimdir. Neden ise; her zaman sadece çok para kazanan olarak görülmektedirler. Ama aldıkları risklerden tutun da, yapmaları gereken hesaplamalara kadar tam bir sistem içinde çalışılması gerekir. Çok yönlü düşünmek zorundadırlar. Hem işlerini yürütüp, kendi kendilerinin patronu olmaya çalışırken, bir o kadar kişiye de ekmek kapısı olmalıdırlar. İşveren olmak ile Girişimci olmak arasında da büyük farklar vardır. Ama gelin görün ki; biz bu ayrımları yapmadan, öğretmeden ve de öğrenmeden; yeni oluşumlar karşımıza çıkmaktadır.
1974 yılından itibaren yavaş bir tempo ile büyük bir izolasyon ile karşı karşıya kalmıştır, Kıbrıs Türk Halkı. Bu ambargolar günden güne artıkça, işler ciddi anlamda çıkmaza girmiştir. Buna rağmen, iş hayatını yürüten kişiler, gerek 1974 öncesin de kendi şirketi olsun, gerekse sonrasın da kendi şirketini açıp, yönetmeye başlamış olsun, büyük mücadele ve emek vermişlerdir. Yokluğun için de var olmaya çalışmak, hiç kolay değildir. İmkanlar var iken, para var iken iş açmak ile hiç birşey yok iken, yoktan var eden aynı olmaz.

Bu geçen zaman için de, özellikle Turizm’e değişik zamanlar da teşvikler açıldı ve verildi. Bundan yararlanan bir çok iş adamı ve turizm yatırımcısı da yararını gördü ve yaşadı. Geçen zaman için de turizm inişli ve de çıkışlı günler yaşadı. Zaten hiçbir zaman durağan değildi. Hem diğer ülkeler de olanlardan etkilendi, hem iç yapılarda yaşananlardan. Daha öncede bahsetmiştim, turizm politikanın bir numaralı kalemidir ama gereken önemi alamaz iken; en çok etkilenen de kesim olur. Bu süre için de Turizmciler büyük sıkıntılar yaşamaya başladı. SSK borçları, Kalkınma bankası borçları, Elektrik borçları, Belediye vergileri vs diye uzayıp giden bir liste oluşturdular. Ama diğer taraftan, hiç kimse ne satmaya yanaştı, ne de devretmeye/kiralamaya. Diğer yandan da, ellerinde bulunanı kaybetmek istememektedirler. Otellerin büyük bir çoğunluğu, tadilat ve bakım istemektedir. Seyehat Acentaların da teknolojik altyapı eksikliği vardır. Turist Bilgi merkezlerin de bilgi kitapçıkları yeterli değildir. Yürüyüş yolları haritaları bile belli sayıda basılabilmiştir. Fuarlara giderken, yanlarında tanıtımı destekleyici kaynaklar götürmekte zorlanmaktadırlar.

Esasında kötü bir manzara var elimizde; ve görmek istemiyoruz bu manzarayı. Bir otelci ile konuşursanız, bin ah işitirsiniz. Ama diğer yandan umut da var. Ve bu umutlar çerçevesin de gerek Avrupa Birliğinin, gerekse Türkiye Büyükelçiliği Yardım Heyeti vasıtası ile açılan hibe/kredi yardımları mevcuttur.

Yukarıda anlatmaya çalıştığım ortam da bulunan herkes için, inanılmaz bir fırsat olan bu yardım projeleri, esasında onların ilacı mı? Yoksa sektöre kulağımızı kapadık, hala ne istediklerini duymuyormuyuz?

Şunu özellikle belirtelim ki; bu hibe/kredi başvurularının çok dikkatli yapılması gerekmektedir. Türkiye’de 2001 yılından sonra yoğunlaştırılan Avrupa Birliği Hibe ve Yardım projeleri ile geçen sürede çok iyi projelere imza atılmış, bu alanda uzmanlaşılmıştır. 10 yıldan fazladır, yapılan proje bazlı kredi ve hibe programları istenenin üstünde başarı göstermiştir. Kuzey Kıbrıs’ta ise son 4-5 yıldır, projeler bu tarzlarda kredi ve hibe programı olarak tanınmaya başlanmıştır. Ne yazık ki; sadece form doldurmak yeterli gelmemektedir, bu başvurularda. Ve benim size tavsiyem, uzmanlardan yardım almanızdır.

Bu haber 172 defa okunmuştur

:

:

:

: